Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları 4. Ünite Cevapları

---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları 4. Ünite Cevapları
Değerli takipçilerimiz Meb yayınlarından 10. Sınıf Tarih Ders Kitabının 4. Ünitesi aşağıda cevaplandırılmıştır. Eğer 10. Sınıf İlke yayınları 4. Ünite cevaplarını arıyorsanız buraya tıklayabilirsiniz.

---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 98
• İlmiye Sınıfı: İlmiye. Osmanlı Devleti’nde eğitim, yargı, fetva ve diyanet teşkilâtını oluşturan medrese menşeli ulemâ sınıfı.
• Tasavvuf: Tasavvuf ya da Sufilik, İslam’ın iç veya mistik yüzü olarak tarif edilir. Tasavvuf ve sufi kelimelerinin hangi kökten geldiği hakkında ihtilâf vardır. Sûfî kelimesinin kökü olarak en çok hüsn-ü kabul gören kelime, “yün” anlamına gelen Arapça “sûf”tur
• Kazasker: Kazasker ya da kadıasker, Osmanlı Devleti’nde şeri davalara bakan askeri hakim. Yetkileri arasında kadı, müderris ve din görevlisi atamaları, kadı kararlarını bozma, değiştirme ve yeni kararlar oluşturma gibi maddeler vardır. Yani kadı kararlarına itiraz kazaskerliğe yapılırdı.
• Medrese : Medrese, Müslüman ülkelerde orta ve yüksek öğretimin yapıldığı eğitim kurumlarının genel adıdır. Medrese kelimesi Arapça ders kökünden gelir. Medreselerde ders verenlere “müderris”, onların yardımcılarına “muid”, okuyanlara “danışmend”, “softa” veya “talebe” adı verilir.
• Hat: Hat sanatı, Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı yazma sanatıdır.
• Ulema : Alimler
• Kalemiye Sınıfı:  Osmanlı idari ve mali bürokrasisini oluşturan gruptur.
• Kadı :  Osmanlı Devleti’nde kaza adı verilen yerleşim yerlerine belli bir süre için merkezi yönetim tarafından atamış, görev bölgesindeki şer’i ve idari yargıdan tek başına sorumlu olan ayrıca mülki idare amiri, yerel yönetici ve emniyet müdürlüğü görevlerini yerine getiren bir kamu görevlisidir.
• Zanaat: Zanaat, sermayeden çok nitelikli emeğe dayalı; öğrenimin yanı sıra el becerisi ve ustalık gerektiren meslek. Bu tür mesleklerin erbâbına zanaatkar denir. Marangozluk, ayakkabıcılık, kuyumculuk, kumaş boyama, çömlekçilik, berberlik, bakırcılık gibi mesleklerin hepsi birer zanaattir.
• Seyfiye Sınıfı: Osmanlıda Yönetenler ve askeri sınıf

SORU: 1. Anadolu’nun İslamlaşmasında etkili olan âlimler ve sûfîler hangileridir?
-Ahmet Yesevî
-Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî
-Yunus Emre
-Hacı Bektâş-ı Velî
-Hacı Bayrâm-ı Velî
-Ahî Evran
SORU: 2. Osmanlı Devleti’nde önemli sanat dalları hangileridir?
Dokumacılık
Ahşap işlemeciliği
Çini sanatında
Taş süsleme sanatı
Hat sanatı
Mimari
Diğer sanatlar;
Minyatür
Ebru sanatı
Nakkaşlık
Tezhip
SORU: 3. Osmanlı medreselerinde hangi ilimler tahsil edilmiştir?
Osmanlı medreselerinde; İslami ilimler ve akli ilimler okutulmuştur. Bu ilimler şunlardır;
Tefsir
Hadis
Kelam
Fıkıh
Matematik,
Astronomi
Fizik,
Mantık
Felsefe
Tıp gibi ilimler okutulmuştur.


SORU: 10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 99
SORU:
Anadolu’nun İslamlaşmasında Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî, Yunus Emre, Hacı Bektâş-ı Velî, Ahî Evran gibi sûfî ve âlimlerin etkileri nelerdir?
CEVAP: Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî, Yunus Emre, Hacı Bektâş-ı Velî, Ahî Evran gibi sûfî ve âlimlerin Anadolu’nun İslamlaşmasında etkilerinden bazıları şunlardır;
-Sufi ve alimler halka manevi destek verdiler
-Terk edilen yıkılan yerleri yeniden imar ettiler, dini ve ilmi çalışmalarda bulundular
-Sultanlar vakıfların vakıflar kurarak kendilerini desteklemelerini sağladılar
-Dini hareketlerin kurduğu tekke vakıfları kimsesizlerin, yoksulların, muhtaçların ve fakirlerin ihtiyaçlarını sağlayarak toplumsal fayda sağlayarak halkın İslama yakınlaşmasını sağladılar
-Bölgelerinde oluşturdukları dini ve milli heyecanla Bizans’a karşı gaza ve cihat mücadelesinde etkili olmuşlar, İslamın yayılmasını sağlamışlardır
-Anadolu halkı arasında birlik ve beraberliği sağlamışlar, halkın İslam olan ilgisini artırmışlardır
-Yöneticilerin İslam dinine sahip çıkmasını sağlamışlardır.
-Tekke ve zaviyeler sayesinde eğitimli insanlar yetiştirilmiştir.
-Bölgelerinde sosyal huzuru sağlamışlardır.
-Siyasi otoritenin zayıfladığı dönemde halk manevi otoritelere sığınmıştır.
-İnsanlara yeni ufuklar açmışlardır.
-Siyasi ve dini anlamda devlet yöneticilerine telkin ve öğütlerde bulunmuşlardır.
-Merkezi otoritenin tesisine yardımcı olmuşlardır.
-Mesleki hüviyete sahip bir tasavvuf zümresi olan Ahilik teşkilatı ise ticaret alanında büyük faydalar sağlamıştır.        -Anadolu’nun İslamlaşmasında sufi ve alimlerin etkilerinden bazıları bunlardır.
SORU: Mevlânâ Celâleddîn gibi âlimler neden aşk ve cezbe yolunu seçmiş olabilir?
CEVAP: Din bilgisi ve Allah’a erişme iki koldan gelişmiştir. Birinci yol medreselerden elde edilen hadis, tefsir ilmi, diğer kol aşk ve cezbe yolu ile nefsin eğitilmesidir.
Mevlana Celaleddin gibi alimler medresede otorite düzeyinde zirve olmuştur. Yani birinci yolu bitirmiştir. Bu yüzden ikinci yol olan aşk ve cezbe yolu ile Allah’a ulaşma (vahdet-i vücud) yolunu seçmiştir, diyebiliriz.


---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 102
SORU: Kutadgu Bilig’e göre bilgi insana neler kazandırır ve insanın itibarına etkileri nelerdir?
CEVAP: “Bilgilinin sözü toprak için su gibidir, su verilince yerden nimet çıkar. Bilgisiz insanın gönlü kumsal gibidir, nehir aksa dolmaz, orada ot ve yem bitmez. Bilginin kıymetini ancak bilgili bilir, akıla hürmet ise bilgiden dolayıdır.” Yusuf Has Hacip
1. Bilgi insana iyi, doğru, güzel, adaletli ve hayatına faydalı olan eylemleri seçip yapmasını sağlar
2. Bilgi, bilgiyi doğurur. Fikirlerin gelişmesini sağlar.
3. Bilgisiz insanın kendisine ve çevresine faydası yoktur. Bilgi insanı faydalı hale getirir.
4. Bilgi insana kıymet kazandırır ve herkesten saygı görmesini sağlar, itibarını artırır.

---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 103
SORU:Osmanlı Devleti’nde ilmiye sınıfının görevleri nelerdir?
CEVAP: Osmanlı devletinde ilmiye sınıfı olarak kabul edilen insanlar; hukukçu, eğitimci, din adamlarıdır. Görevli alan devlet adamlarının yetiştirilmesi gerekli olmaktadır. Görevliler devlet adamların yetiştirilmesi için görev alırlardı. Bunlar kazaskerler, şeyhülislam, müderris ve kadılardır.
İlmiye sınıfının görevlerinin başında ülke içinde adaletin sağlanması, eğitimin verilmesi, yargı görevlerini adil şekilde yerine getirilmesidir. İlmiye sınıfında görevli olan memurlar zaman içinde görevlerini kötüye kullanmaları adaletin bozulmasına neden oldu. İlmiye sınıfı 18. yüzyılda yeniliklere ayak uyduramadıkları gibi ortaya çıkan bağnaz, gelişen bilimin olması zümre haline gelmesine neden oldu.
İlmiye sınıfı: Osmanlı Devletinin en başlıca yargı işlerine bakardı. Eğitim ve yargı görevlerini yerine getirerek çalışmalarını götürürdü.
Tedris: Muallim ve müderrislerin eğitimini sağlardı.
Kaza: Kadıların şeriata göre karar vermesini sağlardı.
İfta: Müftü, kazasker, şeyhülislam gibi görevlerin konuların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fetva verirdi.


10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 104
SORU:Bir öğrencinin Sahn-ı Seman Medreselerinde müderris olabilmesi için pek çok aşamadan geçirilmesinin amaçları neler olabilir?
Bu sorunun cevabını aşağıdaki makaleyi okuyarak yapabilirsiniz. Eğer kısa cevap arıyorsanız aşağıdaki tabloyu inceleyiniz.

Osmanlı Eğitim Hayatında Medrese


10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 105
SORU: Şeyhülislam ve müftülerin devlet idaresindeki rolü nedir?
CEVAP: Şeyhülislam ve müftüler, dini iradenin ve idarenin gerçekleşmesi için görev alan fetva veren ve dini meselelerin halledilmesini sağlayan bilgili kişiler olarak bilinmektedir.Osmanlı Devleti’nde şeyhülislam ve günümüzde müftüler din konusunda yetkili isimler olarak görev almaktadır. Din insanların sürekli akıl aldıkları ve danıştıkları bir kurumun varlığını da devletin eline bırakmıştır.

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 108
SORU: XIV ve XVI. yüzyıllar arasında Türk dünyasında yetişmiş olan bilim insanlarını ve çalışmalarını araştırarak sınıfta paylaşınız.
XIV. yüzyıl ve XVI. yüzyıllar 1300 ile 1500 yıllarını kapsar. Bu tarihler arasında yetişmiş olan bilim insanları ve çalışmaları şunlardır;
Dâvûd-i Kayserî (1260-1350):Orhan Gazi zamanında İznik’te kurulan ve Osmanlı’nın ilk medresesi olan medresenin baş müderrisidir. Mısır’da okumuş ve otuz akçe yevmiye ile görevine başlamıştır. Aklî ve naklî ilimlerde ihtisas yapmıştır
Molla Fenari (d. y. 1350, Maveraünnehir – ö. 1430, Bursa) Matematik ve din alanında çalışmaları olmuştur.
Fenari, döneminin en büyük alimlerindendir. Fenari’nin, tefsir, fıkıh, akaid, mantık, tasavvuf ve akli ilimlere dair yüzden fazla eseri vardır. Arap dili ilimlerinde, özellikle de maani ve beyan dallarında otoritedir.
KADIZADE-İ RUMİ: Matematik ve astronomi alanında eserler vermiştir. Kadızade’nni yazdığı astronomi kitabı Osmanlı Devleti medreselerinde okutulmuştur.
AKŞEMSETTİN : Tıp ve din alanında çalışmaları olmuştur.
SİNAN PAŞA: Matematik alanında çalışma yapmıştır.
Altuncuzâde: Fatih Dönemi hekimlerindendir. Kendi imal ettiği kalaydan sondalarla idrar tutukluluğuna çare bulmuş ve aynı şekilde mesane ve idrar yolları rahatsızlıklarını tedavi etmiştir
ALİ KUŞÇU: Matematik ve Astronomi alanında çalışma yapmıştır. Ali Kuşçu, İstanbul’un enlem ve boylamını belirlemek için de çalışmalar yapmış ve günümüzde kabul edilen değerlere yaklaşık bir değer bulmuştur.
SABUNCUOĞLU ŞERAFETTİN: Tıp alanında çalışmaları olmuştur. İlk Türkçe cerrahi eserin sahibidir. Mücerrebname adlı eseri Sabuncuoğlu’nun hayvanlar ve kendi üzerinde denediği ilaçlardan oluşan özgün bir eserdir.
AŞIKPAŞAZADE: Tarih alanında çalışmıştır. Âşıkpaşazâde Tarihi olarak bilinen Tevarih-i Al-i Osman adlı tarihi yazmıştır.
İDRİS-İ BİTLİSİ: Tarih ve matematik alanında çalışmaları vardır.Geometri ve matematik alanındaki çalışmaları neticesinde uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamıştır. Cemâlü’l-Küttâb ve Kemalü’l- Hisâb kitaplarını yazmış, Napier’den elli sene öncesinde adıyla anilan çarpma metotlarını ve modern matematik ögretiminde öncü bir kitap kabul edilen bır referans olarak Enderun’da okutulmus, Napier gibi matematikçilere ılham kaynağı olmuştur. 1
SEYDİ ALİ RESİ: Coğrafya alanında çalışmaları vardır.
PİRİ REİS: Coğrafya alanında çalışmaları vardır. Amerika’yı gösteren Dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınmıştır.


10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 109
SORU:Kültür, nesilden nesile hangi yollarla aktarılabilir?
CEVAP: Kültürel öğenin mahiyetine göre aktarılma yolu da değişebilir. Şöyleki aile içi eğitim. Okullarda eğitim ve TV’ler Sosyal medya aracılığı ile geçebilir.
SORU:Osmanlı Devleti’nde kitabî kültür, neden başkent ve belirli şehirlerde gelişmiştir?
CEVAP: -Medrese gibi büyük eğitim kurumlarının şehirlerde olması
-Osmanlı hükümdarlarının kitap toplama ve kütüphanelerinin olması alışkanlığı
-Darülfünun, hendesehane, mühendishane ve muallimhane gibi üniversite kütüphanelerin kurulması
-Padişahların bilim insanlarını desteklemesi,
-Bilim insanlarının başkent ve bazı şehirlerde yaşamaları
-Kitap kültürü olan ve yaşam seviyesi yüksek halkın başkent ve şehirlerde yaşamaları, Osmanlı Devleti’nde kitabi kültürün başkent ve bazı şehirlerde gelişmesini sağlamıştır.


10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 110
SORU: II. Murad Dönemi’nde, Kayı damgasının kullanılmaya başlanmasının gerekçeleri nelerdir?
CEVAP:-Ayrı bir kültür ve devlet olduğu bilincini oluşturmak
-Osmanlı soyunun büyük ve kutlu olduğunu anlatmak gerekçeleri ile kayı boyu damgası kullanılmış olabilir.


---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 113
SORU:Osmanlıların, fethettikleri bölgelerde yaptıkları imar faaliyetlerinin amaçları neler olabilir?
-Fethedilen bölgelerin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayarak egemenliği kalıcı hale getirmek
-Osmanlıların, fetih hareketlerinde sürekliliği sağlamaktır.
-Bölge halkının Osmanlı Yönetimini sevmeleri sağlamak
-Merkezi otorite hissettirilmiştir
-Konar-göçer Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesini sağlamak,
-Gayrimüslim halkın ayaklanma ihtimalini ortadan kaldırmak,
-Aralarında kavgalar yaşanan aşiretleri birbirinden uzaklaştırmak,
-Konar göçer halk sabit yerleşime geçmiş bölgelerin nüfus çokluğu Türklere geçmesi sağlanmıştır
SORU:Günümüz şehirleri ile Osmanlı şehirleri arasındaki benzer yönler nelerdir?
-Merkezi bir meydanın olması
-Devlet ve dini yapıların bu merkezde olması
-Merkez etrafında iş yerlerinin olması
-Belli iş yerlerinin bir sokakta toplanması. Mobilyacılar sitesi, baklagil satan dükkanlar vb.
-İş yerlerinin etrafında ise yerleşme yerlerinin olması

---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 114
SORU:Türk şehir modelinin genel özellikleri nelerdir?
-Buna göre şehir merkezine cami, aşevi, hamam, şifahane gibi kurumlar yapılmış, yerleşme ise daha dış mahallelere
kaydırılmıştır.
-Dağınık şekilde bulunan sosyal kurumları bir site içinde toplamıştır şehir merkezlerinde pek çok işyeri inşa edilmiş, sosyal kurumların giderlerini karşılamak için vakıf olarak kiraya verilmiş ve böylece şehirlerin sosyo-ekonomik canlılığı sağlanmıştır.
-Türk şehir modelinde mahalle; aynı mescitte ibadet eden cemaatin, aileleri ile birlikte ikamet ettikleri şehrin bölümü olarak yer almıştır.


10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 117
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A-Aşağıdaki terimleri birer cümleyle açıklayınız.

Müderris : 1. isim Ders veren profesör. 2. Medresede veya camide öğretmen.
Sahn-ı Seman Medresesi : Sahn-ı Seman, II. Mehmed‎’in İstanbul’u fethinden sonra kurduğu eğitim kurumları arasında en üst düzeyde eğitim veren yüksek öğrenim kurumudur. Sahn-ı Seman; Kur’an, hadis, kelâm, fıkıh, tefsir gibi İslam bilimlerinin yanı sıra fizik, kimya, matematik, astronomi gibi aklî bilimlerde dersler verirdi
İstimâlet Politikası : Osmanlı Devleti tarihine baktığımız zaman karar verme mekanizmasını oluşturan çeşitli politikalar olduğunu görürüz. Osmanlı tarihinde istimalet politikası yeni fethedilen yerlerde uygulanmış ve uzun süre de başarı getirmiştir. Bu yazıda istimalet politikası nedir ve Osmanlı tarihine ne gibi katkıları olmuştur anlatacağız. İstimalet nedir kısaca bilgi sahibi olmak isteyenler için önce kelimenin anlamına bakalım.

B -Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
SORU: 1. Osmanlı Devleti’nde Türkçenin bilim dili hâline gelmesi için yapılan çalışmalar nelerdir?
CEVAP: -II. Murad Türk diline önem vermiş, yozlaşmasına karşı tedbirler almıştır.
-Türkçe eserler yazdırdığı gibi birçok yabancı eserin de Türkçeye tercümesini sağlamıştır.
-II. Murad Dönemi’nde âlimler Türkçe eser yazma konusunda teşvik edilmiştir.
-Zaman içinde Türkçe dilinde yazılan eser sayısı artmıştır.
SORU:2. Anadolu’daki mutasavvıfların öğretilerindeki ortak noktalar nelerdir?
CEVAP: İslamın ışığında insanın ahlaki olgunluğu erişmesini sağlamak, bu olgunluğu yaşama tatbik etmek ve Allah’a ulaşmak Anadolu’daki mutasavvıfların ortak noktalarıdır.
SORU:3. Fetihlerle birlikte Anadolu ve Rumeli şehirlerindeki kültürel dönüşümü açıklayınız?
CEVAP:-Osmanlılar fethettikleri yerlere cami, medrese, mescit, han ve hamam gibi yapılarla buraları imar etmiştir.
-Fethedilen şehirlerdeki çarşı ve pazarlar geliştirilmiş ya da yeniden inşa edilmiştir.
-Osmanlılar, şehirleşmeye getirdikleri mimari anlayışla dağınık şekilde bulunan sosyal kurumları bir site içinde toplamıştır.
-Balkanlarda bulunan bugünkü yol ve şehir ağının ana hatları da Osmanlı Dönemi’nde ortaya çıkmıştır.
-Şehir yolları ve su yolları tamir edilmiştir
SORU:4. Fatih Sultan Mehmet Dönemi’ndeki ilmi faaliyetler nelerdir?
-En yüksek dereceli medrese Fatih’in yaptırdığı Sahn-ı Seman Medreseleriydi.
-Fatih ve Kanuni Dönemi’nde medreseler geliştirilerek alt bölümler oluşturulmuş ve hadis araştırmaları için –Darülhadis, tıp eğitimi için Darüttıp, Kur’an’ın okunması ve ezberlenmesi için Darülkurra gibi ihtisas medreseleri kurulmuştur.
-Fatih Sultan Mehmet, ilmiye sınıfında teşkilat ve eğitimde önemli değişiklikler yapmıştır. Bu dönemde müspet ilimler ve felsefi yaklaşımlar ön plana çıkmıştır.
-Birçok Latince eser Türkçe’ye çevrilmiş özellikle tıp, matematik ve astronomi alanlarında yeni eserler yazılmıştır.
-Dinî ve felsefi konulara ilgi duyan Fatih Sultan Mehmet, ulema ile yakın ilişkiler kurmuş, birçok ilmî konunun tartışılmasını teşvik etmiştir.
-Akşemseddin ve Ali Kuşçu gibi alimler Fatih’in yanında yer almıştır.

C-Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. • Fatih, saray kütüphaneleri dışında ülkenin çeşitli şehirlerinde yaptırılan külliye, cami, medreselerde çok sayıda kütüphane kurmuştur.
• Yavuz Sultan Selim; Urfa, Kahire, İskenderiye, Halep, Kudüs, Şam’daki kültür ve sanat eserlerini İstanbul’a getirtmiştir. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) İlmiye sınıfının etkinliği azaltılmıştır.
B) Türk dilinin gelişmesi sağlanmıştır.
C) Devletin kültür seviyesi yükseltilmiştir.
D) İlimler tasnif edilmiştir.
E) Tasavvuf önem kazanmıştır.

2. Osmanlı Devleti; çeşitli etnik ve dinî kökenden tebaanın ticari, sosyal, kültürel ve bilimsel etkinliklerini sürdürdüğü bir devlettir.
Bu durum aşağıdakilerden hangisinin oluşumuna zemin hazırlamıştır? 
A) İlimlerin tasnif edilmesinde
B) Kültürel birikimin oluşmasında
C) Askerî yapının güç kazanmasında
D) Zaviyelerin çoğalmasında
E) İlmiye sınıfının önem kazanmasında

3. Anadolu’nun İslamlaşmasında etkili olan aşağıdaki mutasavvıflardan hangisi Anadolu’da yaşamamıştır?
A) Ahmet Yesevî
B) Yunus Emre
C) Ahî Evran
D) Hacı Bektâş-ı Velî
E) Hacı Bayram-ı Velî

4. Osmanlı Devleti’nde ilmiye sınıfı;
I. askerî,
II. eğitim-öğretim,
III. idari ve adli
görevlerinin hangilerinden sorumludur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III

5. Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti’nde görülen el sanatlarından biri değildir?
A) Dokumacılık
B) Hat
C) Ahşap işlemeciliği
D) Çini
E) Heykel


10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 118
II. Murad
Timur’un ölümünden sonra oğlu Şahruh’un idaresindeki Timur 
Devleti, II. Murad tahta geçtiğinde, hâlâ kuvvetini koruyor ve Osmanlılar için önemli bir tehlike oluşturuyordu. II. Murad, Anadolu’daki temkinli hareketleriyle bu tehlikeyi Osmanlı üzerine çekmedi. Varna ve II. Kosova Savaşlarında kazandığı başarılar sayesinde Balkanlardaki Haçlı ilerleyişi
son buldu ve İstanbul’un Fethi için gerekli zemini sağladı. II. Murad, yaptırdığı eserlerden dolayı “Ebu’l-hayrât” unvanıyla anılmıştır. Otuz yıllık hükümdarlık döneminde, Osmanlı para birimi olan akçe, değerini korumuş devletin gelirleri 2.5 milyon altına yükselmiştir. Kültürel faaliyetlere de önem veren II. Murad sanat, edebiyat ve musikiyi takdir eden tasavvufi hayata düşkün bir hükümdardır. Onun döneminde Türkçe ve Oğuz-Türk kimliği ön plana çıkmıştır.

---

SORU:1. Timur Devleti’nin Osmanlılar için tehlike oluşturmasının gerekçeleri nelerdir?
Timur’un ölümünden sonra oğlu Şahruh’un idaresindeki Timur Devleti, II. Murad tahta geçtiğinde, hâlâ kuvvetini koruyor olup, Anadolu’ya tekrar sefer yapabilecek güçte olmaları tehlike oluşturuyordu.
Hem Haçlı seferleri hem Timur Devleti’nin saldırıları Osmanlı Devleti’ni zor durumda bırakabilirdi.

---

SORU:2. II. Kosova Savaşı’nın Türk tarihi açısından önemi nedir?
II. Kosava Savaşı’nın Türk tarihi açısından önemi, Balkanlar’daki Türk egemenliğinin kesinleşmesidir.

SORU:3. “Ebu’l-hayrât” ne demektir?
Ebû’l- Hayrât”, “Hayırların Babası” demektir. II. Murat’a yaptırdığı bir çok eserden dolayı bu isim verilmiştir. Başta Bursa ve Edirne’de olmak üzere Rumeli’de de bir çok cami, medrese, saray ve köprüler yaptırmıştır.

SORU:4. II. Murad Dönemi’nde Türkçe’nin ve Türk kimliğinin ön plana çıkmasının nedenleri neler olabilir?
-Milli kültür anlayışı kazandırarak birlik ve beraberliği artırmak
-Fars kültürü ve diğer yabancı kültürlerin etkisini önlemek
-Ayrı bir kültür ve devlet olduğu bilincini oluşturmak
-Osmanlı soyunun büyük ve kutlu olduğunu anlatmak gerekçeleri ile kayı boyu damgası kullanılmış olabilir.


İstanbul Rasathanesi ve Takıyüddin er-Rasıd Osmanlı Devleti’nin yetiştirdiği büyük astronom ve matematikçilerden olan Takıyüddin er-Rasıd, 14 Haziran 1526 tarihinde Şam’da doğmuştur. Başta babası olmak üzere Şam ve Mısır’daki çeşitli âlimlerden akli ve naklî bilimleri tahsil etmiştir. Takıyüddin, matematik sahasında beş, astronomi sahasında yirmi, fizik-mekanik sahasında üç, tıp ve zooloji sahasında birer eser telif etmiş ayrıca ölçü ve tartılar ile ilgili bir risale yazmıştır. Takıyüddin’in asıl amacı “Uluğ Bey Zîc”indeki bazı eksik kısımları tamamlamak ve yeni bir zîc hazırlamaktır. İstanbul Rasathanesi’nin kurulması, bu amacına ulaşmasına imkân tanımıştır. Takıyüddin, Sultan II. Selim tarafından 1571 yılında müneccimbaşı tayin edilmiştir. 1579’da Sultan III. Murad’ın bir fermanıyla Tophane sırtlarında ve bugünkü Fransız elçilik sarayının bulunduğu yerde bir rasathane inşasına başlanmıştır. Astronomi sahasındaki önemli kitaplar ve aletler de bu rasathanede toplanmıştır. Rasathanede yapılan gözlemler sonucunda Takıyüddin, güneş parametrelerinin hesaplanması için yeni bir metot geliştirmiştir. Takıyüddin, asıl amacına yönelik olarak da yeni gözlemlerine dayanarak güneş ve ay cetvellerini ihtiva eden zicler hazırlamış ve Sultan III. Murad’a ithaf etmiştir (İhsanoğlu- Kaçar, 2002, s.166-168’den düzenlenmiştir).

Aşağıdaki soruları metinden yola çıkarak cevaplayınız.
SORU: 1. Takıyüddin’in matematik ve astronomi alanında yaptığı çalışmalar nelerdir?
Takıyüddin, matematik sahasında beş, astronomi sahasında yirmi, fizik-mekanik sahasında üç, tıp ve zooloji sahasında birer eser telif etmiş ayrıca ölçü ve tartılar ile ilgili bir risale yazmıştır.
Takıyüddin, güneş parametrelerinin hesaplanması için yeni bir metot geliştirmiştir. Takıyüddin, güneş ve ay cetvellerini ihtiva eden zicler hazırlamıştır.

SORU: 2. “Müneccimbaşı” ne demektir?
Saray hizmetinde bulunan bilginlerden gök bilimiyle uğraşanlara verilen unvandır. Müneccimbaşı

SORU: 3. İstanbul’da rasathane kurulmasının gerekçeleri neler olabilir?
Gökyüzü olaylarını incelemek, takvim, imsakiye ve zayiçe hazırlamak, savaş, doğum, düğün, denize gemi indirilmesi gibi konularda uğurlu saatler tespit etmek, kuyruklu yıldızların geçişi, zelzele, yangın, güneş tutulması ve ay tutulması gibi astronomi ile ilgili olayları tespit etmek.

SORU: 4. Akli ve naklî bilimlere örnekler veriniz.
1- Nakli ilimler. (Tefsir, kelam, hadis, fıkıh ilmi)
2- Akli ilimler. (Matematik, edebiyat ve mantık ilmi gibi.)

SORU: 5. Rasathanelerin günümüzde astronomi biliminin gelişmesine katkıları neler olabilir?
Günümüz astronomi biliminin gelişmesini sağlamıştır. Çeşitli bilim insanları yetiştirilmiştir. Eğitimin nakli değil, akli olmasını sağlamıştır.


---

10.Sınıf Tarih Ders kitabı MEB yayınları Cevapları sayfa 119

---

Kendini İlme Tahsis Eden Fâni, Bakidir. 
Zihniyetiyle bir ayağı Şark’ta öteki Garb’ta olan büyük hükümdar Fatih Sultan  Mehmet, ilim adamına gösterdiği emsalsiz ilgi ve sevgi ile ilim adamının fikrî özgürlük ve haysiyetini kurtarmıştı. İstanbul’a ayak basar basmaz, Ayasofya’dan ve papaz odalarından yararlanarak mevcut binalarda, ilk medreseleri açmıştı (Görsel 4.25). Ali Kuşçu, Ali Tusi ve Molla Zeyrek gibi büyük hocaları bu müesseselerin başına getirmişti. Fatih, seferlerde de âlimlerden bir kısmını beraberinde götürür, bazen heyet hâlinde bazen de tek tek onları yanına alır ve gittiği yerlerde boş zamanlarını ilmî sohbetlerle geçirirdi. Fatih, gittiği memleketlerin âlimleriyle de görüşürdü. Padişah; âlimlerin nazını çekmekte, huysuzluk, titizlik, geçimsizlik hatta kıskançlıklarını idare etmekte çok temkinliydi. Onun bu tahammüllü anlayışı, ilmin özgürlüğüne ve şerefine en büyük hizmetti. Onlarla sohbet eder, latifelerde bulunur, bilhassa münazaralara karşı adeta tiryakilik gösterirdi. Padişahın yanına girerken âlimler, teşrifat kurallarına uymak zorunda olsalar da Hatibzade gibi bazı âlimler değil padişahın elini öpmek, huzurunda eğilmezdi. Fatih de bütün bunları hoş görerek müdahale etmezdi. Toplantılarda âlimler oturur, ümera ayakta dururdu. Fatih, fazilet ve irfanı ile şöhret bulan insanları İstanbul’a davet ederek hükûmet merkezini ilim ve fen durağı hâline getirmeye çalışırdı. Bu yoldaki ulvi maksadını gerçekleştirmek için hiçbir fedakarlıktan çekinmez ve hiçbir masraftan kaçınmazdı. Fatih, tıpkı askerî fetihleri gibi bilgi adına açtığı savaşta da bir âlimler, sanatkârlar ordusu tesis etmiş ve bu muhteşem kadronun başına da yine kendisi serdar olmuştu (Ayverdi, 1968, s.58-59’dan düzenlemiştir).
Aşağıdaki soruları metinden yola çıkarak cevaplayınız.
SORU: 1. “Zihniyetiyle bir ayağı Şark’ta öteki Garp’ta” ifadesi ne anlama gelmektedir?
Doğunun ilim ve manevi gücü ile batının ilim ve tekniğini en iyi şekilde birleştirmiş, ufku ve anlayışı geniş büyük bir insan ve değer olduğu anlatılmıştır.

SORU: 2. Fatih Sultan Mehmet’in ilmin özgürlüğü ve şerefine yaptığı en büyük hizmet nedir?
İlim adamının fikrî özgürlük ve haysiyetini kurtarmasıdır.

SORU: 3. “Teşrifat” ne demektir?
Protokol kuralları demektir. Resmi günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin, kişileri makam ve sıralarına göre kabulü ve ilişkilerde kurallara göre davranma anlamına gelir.

SORU: 4. Fatih’in, İstanbul’un Fethi’nden sonra yaptığı ilk icraatlar neler olmuştur?
İstanbul’a ayak basar basmaz, Ayasofya’dan ve papaz odalarından yararlanarak mevcut binalarda, ilk medreseleri açmış ve Ali Kuşçu, Ali Tusi ve Molla Zeyrek gibi büyük hocaları bu müesseselerin başına getirmiştir.

SORU: 5. Bir devletin bekasında, askerlerden oluşan ordu mu yoksa âlimler ve sanatkârlar ordusu mu daha önemlidir? Neden?
Alimler ve sanatkarlardan ordu daha önemlidir. Çünkü asker belli olan bir düşmanla savaşır. Düşman bellidir.
Alimler ve sanatkarlar ordusu ise cahillik ile savaşır. Cahillik düşmanı içimizden çıkar, önlem alınmazsa yıkıcıdır. Ayrıca alimler ordusu ülkenin diğer ülkelerden bilimde geride kalmamasını sağlar. Bilim askerinde savaşma teknolojini geliştirir.

SORU: 6. Metnin başlığı olan “Kendini ilme tahsis eden fâni, bakidir.” ifadesinin anlamı nedir?
Bu bir hadistir. Bu sözde beka ve devam şartının ancak bilinçli bir bilgi ile olacağı anlatılmıştır.
İlim insan hem dünyada devamlılık hem de ahirette baki bir huzur sağlar.

SORU: 7. Fatih Sultan Mehmet’in ilim alanında ulaşmak istediği en büyük amaç nedir?
İstanbul’u ilim ve fen durağı hâline getirmek en büyük amacıydı.
8. Aşağıdakilerden hangisi toplantılarda âlimler otururken ümeranın ayakta durmasının sebeplerinden biri olabilir?
A) Ulemanın şöhret sahibi olması
B) Yönetici kademelerinin genellikle ilmiye sınıfından seçilmesi
C) Ulemanın devlet kademelerindeki en üst sınıfı oluşturması
D) İlim adamlarına büyük hürmet gösterilmesi
E) Ümeranın devlet kademesinde daha alt seviyede yer alması

---

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir