İNDİRİNANDROİD UYGULAMAMIZI İNDİRİN

10. Sınıf Tarih Dersi 2. Ünite Ders Notları

10. Sınıf Tarih Dersi 2. Ünite Ders Notları
Evet değerli takipçilerimiz sizlere şimdide 10 sınıf Tarih Dersinin 2. Ünitesi olan beylikten devlete Osmanlı Siyaseti Ünitesinin kısa ve özet bir notunu paylaşıyoruz. Beylikten devlete Osmanlı siyaseti Ünitesinde öğreneceğiniz konular aşağıda listelenmiştir.


2. ÜNİTE: BEYLİKTEN DEVLETE OSMANLI SİYASETİ (1302-1453)
Osmanlı Devleti’nin Genel Özellikleri
* Tek bir hanedanın hüküm sürdüğü en uzun ömürlü devlettir.
* Türk devletleri içinde en uzun süre yaşayan ve en geniş sınırlara ulaşanıdır.
* Türk devletleri içinde merkezi otoritesi en güçlü olanıdır.
* Kültür ve uygarlık alanında en ileri olan Türk devletidir.
* Mutlak egemenlik haklarını hükümdar kullanır. Ancak, I.Ahmet dönemine kadar veraset yasası belirgin değildir.
* Şeriat hukuku ile yönetildiğinden teokratik, mutlak egemenlik haklarını hükümdar kullandığından monarşik devlet yapısı görülür.
* Fetih temeline dayandığından askeri; etnik yapı çeşitli olduğundan çok uluslu bir imparatorluktur. Ancak sömürgeci olmamıştır.

Osmanlı Devleti’nin devlet teşkilatlanması açısından Kuruluş Döneminde izlediği seyir:
* Ertuğrul Gazi Aşiret yapısı
* Osman Gazi Aşiret’ten Beyliğe geçiş dönemi
* Orhan Gazi Beylikten Devlet’e geçiş dönemi
* I. Murat Devlet teşkilatlanmasının tamamlanması
* Fatih S. Mehmet Mutlak Merkeziyetçi İmparatorluk halini alış dönemi.

Osmanlı Devleti’nin Kısa Zamanda Büyümesinin Sebepleri
* Merkeziyetçi bir devlet anlayışına sahip olması (Ülke diğer Türk devletlerinden farklı olarak hanedan üyeleri arasında bölünmemiştir.)
* Bir Uc Beyliği olması (Gaza sebebiyle diğer beyliklerden destek görmüştür, beylikler arasındaki mücadeleye başlangıçta katılmamıştır.)
* Bizansın (tahta kavgaları vb.),Balkanların (mezhep çatışmaları vb) ve Anadolu’nun (beyliklerin mücadelesi vb.)karışıklık içinde bulunması.
* Sürekli doğudan gelen Türkmen göçleriyle nüfusunun ve askeri gücünün artması
* Osmanlı Devlet adamlarının yetenekli olması (ehliyet ve liyâkat prensibi)
* Fethedilen yerlerde Türkleştirme politikasının izlenmesi
* Başlangıçta Anadolu beylikleri ile mücadele etmemeleri
* Ahilerin, şeyhlerin, erenlerin desteğini almaları
* Takip ettikleri mükemmel iskân siyaseti (istimalet politikası-yerleştirme siyaseti)
* İngiltere ile Fransa arasında yapılan Yüzyıl Savaşları’NIN (1337-1453) etkisi,

Anadolu’nun Jeopolitiği
Jeopolitik; bir yerin bulunduğu coğrafyanın o bölgeye kazandırdığı önem doğrultusunda devletlerin ürettiği politikadır. Örneğin Anadolu’nun üç kıtanın kesiştiği bir noktada bulunması, burada kurulan devletlerin, bölge ticaret yollarını hâkimiyet altına alma politikası uygulamalarına sebep olmuştur. Buradan hareketle coğrafyanın, devletlerin siyasi politikalarında belirleyici olduğu söylenebilir.
Anadolu; coğrafi konumu, geçiş yolları üzerinde bulunması, iklimi, su kaynakları ve yarımada şeklinde olması gibi özellikleri sayesinde tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim için ideal bir bölge olmuştur. Anadolu’nun bu özelliklerinin de etkisiyle XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölgeye, Oğuz göçleri artarak devam etmiş ve buna bağlı olarak Anadolu’nun Türkleşmesi hızlanmıştır.
Anadolu’nun Türkleşmesi, dünya tarihi bakımından önemli bir olgudur. Anadolu, Türklerin fethinden önce Bizans-Sasani ve Bizans-Arap mücadeleleri nedeniyle savaş alanı hâline gelmiş ve bölgede nüfus oldukça seyrekleşmiştir. Anadolu’da Türk hâkimiyetinin sağlanmasıyla birlikte bölgeye kitleler hâlinde Türkmen göçleri başlamış ve bölgenin etnik yapısında Türkler çoğunluğu oluşturmuştur. Ancak Anadolu’ya giren Türkler Batı Anadolu kıyılarına kadar ilerleme fırsatı bulsa da Haçlı Seferleri sonrasında iç bölgelere çekilmek zorunda kalmıştır.
Türk göçleri sırasında Bizans egemenliğinde bulunan Anadolu’daki gayrimüslimler; Bizans’taki taht kavgalarından, idarecilerin keyfî uygulamalarından, kargaşa ortamından ve alınan ağır vergilerden bunalarak Bizans’a karşı cephe almıştı. Bu nedenle Anadolu’da Bizans hâkimiyetinde yaşayan halk, Türk egemenliğini direnmeden kabul etmiştir. Bu durumun gerçekleşmesinde, Bizans’ın Anadolu’daki pek çok kavmi Ortodoks olmaya zorlaması da etkili olmuştur.
Anadolu coğrafyasında XIII. yüzyıl boyunca yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeler, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuna giden sürecin açıklanmasında önemli rol oynamıştır. 1335’e kadar Anadolu’da Moğol baskısı altında olan Türk boyları, batı yönünde genişlemeye devam etmiştir. Fırsat buldukça dengeleri de gözeterek siyasileşme yoluna giden boylar, bağımsızlıklarını ilan ederek birer birer beyliklerini kurmaya başlamıştır.

Osmanlı Döneminde Tarih Yazıcılığı
* Osmanlılarda tarih yazıcılığı Osmanlı Beyliği’nin kuruluşundan 100-150 yıl sonra başlamıştır.
* Osmanlı tarih yazıcılığının geç başlaması Anadolu’da Osmanlılardan önce tarih yazıcılığının gelişmemesi ile bağlantılıdır.
* Osmanlı tarihinin kaynakları, kütüphane ve arşiv kaynakları olmak üzere iki temel kaynak grubundan oluşur. İlk iki yüzyıl yani XIV ve XV. yüzyıllar için her iki kaynak grubu da oldukça yetersizdir.
* Osmanlılarda tarih yazıcılığı devletin siyasi, askerî, coğrafî ve benzeri gelişmeleriyle eş zamanlılık göstermez.
* Kuruluş döneminde tarihçiliğin tam bir kronolojik tarih yazmaktan ziyade, okuyanları eğlendirmeye ve eğitime yöneliktir.
* 13. yüzyılın sonunda kurulmuş olan Osmanlı Devleti hakkında bilgi veren tarih kaynakları ancak 15. yüzyılın başlarından itibaren yazılmaya başlanmıştır.
Bu bakımdan 15. yüzyılın ilk yarısı özellikle II. Murat devri Osmanlı tarih yazıcılığının başlangıcı olarak kabul edilmektedir.
* Osmanlılarda tarih yazıcılığında temel amaç, devletin ve hükümdarların başarılarını gelecek nesillere aktarmaktır.
* XVIII. yüzyıla kadar olayları devlet tarafından görevlendirilen şehnameci denilen görevliler yazardı.
* XVIII. yüzyıldan itibaren kurumsal tarihçilik diyebileceğimiz vakanüvislik ortaya çıkmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşuyla İlgili Görüşler
Osmanlı Beyliği’nin kurucularının; menşei, hangi boya mensup oldukları, Anadolu’ya ilk ne zaman geldikleri, hangi yörelerde yaşadıkları ve hatta beyliğin tam olarak ne zaman ve nerede kurulduğu hâlâ tartışma konusudur. Bunun en büyük nedeni Kuruluş Dönemi kaynaklarının yetersizliğidir.
Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu üzerine çalışmalar yapan tarihçileri kuruluş ile ilgili olarak farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Özellikle Paul Wittek (Vitek), Mehmet Fuat Köprülü ve Halil İnalcık, beyliğin kuruluşu ile ilgili önemli teoriler ortaya atmışlardır. Bu teorilerin karşılaştırılması önemlidir çünkü konu ile ilgili kaynakların yetersizliği, tarihçileri mevcut kaynakları karşılaştırarak çıkarımlarda bulunmaya yönlendirmiştir.
Paul Wittek nazariyesinde, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunu “Gaza Tezi” ile açıklamıştır. Wittek’in 1937’de Londra Üniversitesi’nde açıkladığı bu teze göre Osmanlı Devletiʼnin görkemli yükselişinin gerçek sebebi gazadır. İslam’ın sınırlarını genişletmek çabası olan gaza ile devlet askerî fetihlerle ganimet elde etmeyi amaçlamıştır. Ayrıca Wittek, Osman Bey’i Oğuz Kağan’a bağlayan şecerenin, II. Murad zamanında hanedan siyaseti doğrultusunda oluşturulduğunu ve Osmanlıların, Kayı Aşireti ile de alakası bulunmadığını iddia etmiştir.
Osmanlı Devleti’nin doğuşunu XIII. yüzyıl Anadolu tarihinin bir parçası olarak ele alan Mehmet Fuad Köprülü, “uç”-
lara özgü yapı üzerinde durmuştur. “Bir aşiretten cihangirane bir devlet çıkardık” anlayışına karşı çıkan Köprülü’ye göre Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda sadece fetih ve ganimet elde etme amaçlı seferler etkili olmamıştır. Ona göre beyliğin kuruluşu basit bir şekilde ortaya koyulamayacak kadar karışıktır ve farklı etkenlerin açıklanması ile ortaya konabilecek tarihî bir gelişmedir.
Halil İnalcık, Paul Wittek’in tezini kabul etmekle birlikte yetersiz bulmuştur. İnalcık’a göre gaza Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda önemli bir yer tutar, fakat beyliğin kuruluşunu sadece gazaya bağlamak konuya tek boyutlu bakmaktır. İnalcık, uçlardaki sosyal değişime dikkat çekmiştir. XIII ve XIV. yüzyılda meydana gelen bu köklü sosyal değişimin temel sebebi Moğolların yönetimine girmek istemeyen Türkmenlerin göçleri ve bölgede buna bağlı oluşan nüfus baskısıdır. Bizans sınırında gaza ideolojisiyle donanmış bu nüfus potansiyeli, iyi yönlendirilmiş ve yeni bir Türk
Beyliği’nin doğuşunu sağlamıştır.

Osmanoğulları Ailesinin Kökeni, Anadolu’ya Gelişi ve Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu
* Osmanlılar; Oğuzlar’ın, Bozok kolunun, Günhan soyunun, Kayı boyunun, Karakeçili aşiretine mensuptur.
* Kayılar (Kayıhanlar), 1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’ya gelerek ilk öce Bitlis-Ahlat çevresine yerleşmişler,
* Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad tarafından 1230’da Yassıçemen Savaşı’nda’nda gösterdikleri gayret üzerine kendilerine yurtluk olarak verilen Ankara yakınlarındaki Karacadağ yöresine yerleşmişlerdir. (1231)
* Sultan Alaaddin Keykubad’ın emriyle uc’a yerleştirlmiş ve bugünkü Eskişehir-Bilecik-Kütahya vilayetlerinin sınırlarının birleştiği topraklar, kendilerine yurt olarak verilmiştir.
Yurtluk: Sınırı koruma hizmetine ayrılan topraklardır.
* Burada bir süre kalan Kayılar, reisleri Ertuğrul Gazi (Osmanoğullarının atası-babası) yönetiminde Söğüt ve Domaniç yöresine yerleşmiş, devletin merkezi Söğüt olmuştur.
* 1231’den 1281’e kadar Kayıların reisliğini yapan Ertuğrul Gazi,1281’de vefat edince aşiretin başına oğlu Osman Bey geçmiştir.
* Osmanlı Devleti, 1299 yılında Osman Bey tarafından kurulmuştur.
* Osman Bey’in 1299’da bağımsızlığını ilan etmesine zemin hazırlayan gelişme; Moğol-İlhanlıların, Anadolu Selçuklu Sultanı III. Alâeddin Keykubad’ı İran’a götürmeleri üzerine Anadolu’da ortaya çıkan otorite boşluğudur.
* Osman Gazi’nin, Ahi şeyhlerinden Edebali’nin kızıyla evlenmesi Anadolu halkı tarafından kabullenilmesini ve desteklenmesini sağlamıştır.
* Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i de yaylak olarak kullandılar.

Osmanlı-Bizans İlişkileri
* Osmanlı beyleri, beyliğin Bizans sınırında kurulmasının getirdiği siyasi ve sosyal avantajları iyi değerlendirmiştir.
* Osman Bey, ilk zamanlarda Ertuğrul Gazi’nin Rum tekfurlarıyla iyi geçinme siyasetine devam etmiş ve bu sayede beyliği güçlendirmeyi amaçlamıştır.
* Osmanlıların kurulduğu Bitinya Bölgesi’nde, Bilecik ve İnegöl tekfurları ön plana çıkmıştır. Osmanlılar, sorun yaşadıkları İnegöl tekfuruna karşı Bilecik tekfuru ile iyi geçinmeye çalışmıştır. Harmankaya Tekfuru Köse Mihal ile dostluk ilişkileri geliştirmiştir
* İnegöl tekfurunun düşmanca hareketleri nedeniyle Osman Bey, bir gece baskını ile İnegöl tekfuruna ait Kulacahisar’ı ele geçirmiştir.
* Karacahisar fethinden sonra burayı merkez yapan Osmanlılar, aşiret yapısından devlet olma yolunda önemli bir adım atmıştır. Şehirdeki kilise, camiye çevrilmiş ve ulemadan Dursun Fakih buraya ilk Osmanlı kadısı olarak tayin edilmiştir. Ayrıca şehirde bir pazar kurularak vergi alınmaya başlanmıştır.
* Karacahisar’ın fethinden sonra Osman Gazi, başlangıçta takip ettiği barışçı ilişkiler kurma politikasından vazgeçerek sistemli bir şekilde fetih hareketlerine girişmiştir.
Osman Bey, gelişigüzel bir fetih yolu takip etmemiş ve fetihlerini iki aşamada gerçekleştirmiştir. Öncelikle fethetmek istediği bölgenin yollarını ve çevresini kontrol altına almış ve tepki çekmeden hedefini çevrelemeye çalışmıştır. İkinci aşamada ise asıl hedef, üzerine gitmiş ve bölgenin fethedilmesini sağlamıştır.
* Fetihlerden önce bölge halkı ile doğrudan irtibata geçmiş ve onlara Osmanlı yönetimini benimsetmeye çalışmıştır.
* 14. yüzyılın başlarından itibaren Bizans sürekli güç kaybetmiş, sınırında kurulan Osmanlı Beyliği ise gün geçtikçe kuvvetlenmiştir.
* Bizans’ın Anadolu’daki siyasi gücü zayıflasa da bölgedeki Rum varlığı devam etmiştir. Fethettikleri bölgelerdeki yerli halka karşı iyi davranan Osmanlılar; gayrimüslimleri yerlerinden çıkarmamış, onların bölgelerine zarar vermemiş, onları himaye ederek vergiye bağlama yoluna gitmiştir.
* Bununla birlikte Anadolu’nun içlerinden gelen Türkmenler de yeni fethedilen yerlere yerleştirilmiştir. Böylece bölgenin Türkleşmesi ve Müslümanlaşması sağlanmıştır.

İlk Osmanlı Fetihleri
* Osman Bey’in giderek güçlenmesi Bizans tekfurlarını rahatsız etmeye başladı.
* Tekfurlar, Osman Bey’i ortadan kaldırmak istiyorlardı.
* Durumu öğrenen Osman Bey, 1298’de Yarhisar ve Bilecik’i fethetti.
* Bilecik, beyliğin yeni merkezi oldu.
* Bilecik’teki demir madeni sayesinde ordusunun silah ihtiyacını karşıladı.
* Osmanlılar, bu fetihlerin gerçekleştiği dönemde Türkiye Selçuklularına bağlı bir beylikti.
* Ancak; III. Alâeddin Keykubat’ın İlhanlılar tarafından tahttan indirilerek İran’a götürülmesi Anadolu’da iktidar boşluğu meydana getirdi.
* Bu durumdan faydalanan Osman Bey, 1299’da bağımsızlığını ilan etti.
* Osman Bey, Türk töresinde olan “fetheden fethettiği yerin sahibidir” anlayışına dayanarak elde edilen yerleri kardeşi, oğulları ve arkadaşlarına dirlik olarak verdi.
Koyunhisar Savaşı (1302)
* Bursa tekfurunun öncülüğünde birleşen Rum tekfurları, Bizans’tan aldıkları yardımla harekete geçtiler.
* Yapılan ilk Osmanlı-Bizans savaşını Osmanlılar kazandı.
* Koyunhisar Savaşı’nın kazanılmasıyla Bursa’nın üç tarafı Osmanlı topraklarıyla çevrildi.
* İzmit yolu Türklere açıldı.
Bursa’nın Fethi (1326)
* Osman Gazi ile başlayan Bursa kuşatması, tekfurun şehri teslimiyle son buldu (1326).
* Kuşatma sırasında vefat eden Osman Bey’in yerine oğlu Orhan Bey geçti.
* Daha sonra Bursa, başkent yapıldı.
* Bursa’nın fethi ile Akça Koca, Kara Mürsel, Gazi Abdurrahman gibi akıncı beyleri, Kandıra, Gebze, Samandıra ve Aydos kalelerini ele geçirdiler.
Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329)
* Osmanlıların Kocaeli Yarımadası’ndaki fetihleri ve İznik’i kuşatmaları üzerine Bizans imparatoru III. Andronikos karşı saldırıya geçti.
* Osmanlılar, Bizans ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı.
* İmparator, İstanbul’a kaçmak zorunda kaldı.
İznik (1331) ve İzmit’in (1337) Fethi
* Maltepe Zaferi’nden sonra İznik teslim oldu (1331).
* Şehri teslim alan Orhan Bey, isteyenlerin şehirden ayrılabileceğini, isteyenlerin ise cizye (baş vergisi) ödeyerek şehirde kalabileceğini ve kendi din ve gelenekleriyle özgürce yaşayabileceğini bildirdi.
* İznik, Bizans’a karşı yapılacak fetihlerde üs olarak kullanılmak amacıyla merkez yapıldı.
* Daha sonra İzmit fethedildi (1337).

Balkanlardaki Gelişmeler Türklerin Rumeli’ye Geçişi
Bizans İmparatoru, Osmanlı Devleti’nden aldığı yardımlara karşılık Osmanlı Devleti’ne Gelibolu’daki Çimpe Kalesi’ni verdi. Böylece Türkler Rumeli’de toprak sahibi olmuşlar ve Balkan fetihlerinde bu kaleyi üs olarak kullanmışlardır.
Osmanlı Devleti’nin Rumeli’de Uyguladığı İskân ve İstimalet Siyaseti
Osmanlıların Balkanlarda takip ettikleri iskân politikasının temel amacı;
* Fethedilen yerlerin İslamlaşmasını-Türkleşmesini sağlamak
* Göçmenleri yerleşik hayata zorlamak
* Fethedilen yerdeki yerli halkın ayaklanma çıkarmasını önlemek
Osmanlılar yeni fethedilen topraklarda iskân yaparken şunlara dikkat ederdi.
* Anadolu’dan getirilen Müslüman-Türk halkı yerleştirir, bunun için özellikle konar-göçerleri tercih ederdi.
* Anadolu’dan Rumeli’ye götürülen halk, büyük yollar üzerinde bulunan ve askeri yönden önemli şehir ve kasabalara yerleştirilmiştir.
* Göçmenler, iskân yerlerine yakın bölgelerden seçilirdi.
* İklim şartlarının aynı olmasına dikkat edilirdi.
* Göçmen aileler seçilirken özellikle anlaşmazlık içinde olan ailelerden birisi seçilirdi. Bundaki amaç kan davalarını engellemekti.
* Göç eden ailelere toprak verilir ve bir süre vergi alınmazdı.
* Göç edenler yeni yerleşim yerlerini terk edemezlerdi.
* Fethedilen yerlerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali olanlar başka yerlere göç ettirilirdi.
* Bir yerden göçmen alınırken o yerin üretim ve düzeninin bozulmamasına dikkat edilirdi.
* Bu sistemin amacı; fethedilen yerlerde Türk nüfusunu arttırmak ve Türk kültürünü yaymaktı.
İskân politikasının sonucunda;
* Balkanların Türkleşmesi ve bölgede Türk kültürünün yerleşmesi sağlanmıştır.
* Geride düşman kuvveti bırakılmadığı için Osmanlıların Rumeli’de güvenle ilerlemesi sağlanmıştır.
* Anadolu’daki yurtsuz Türkmenlere yeni yurtlar bulunmuştur.
* Osmanlılar Balkanlarda ele geçirdikleri yerlerde halka hoşgörülü ve adaletli davranmışlar, halkın inançlarına, geleneklerine, dillerine ve kutsal saydıkları değerlere dokunmamışlardır. Osmanlı Devleti’nin bu şekilde davranması Balkanlara yerleşmesini ve ele geçirdiği topraklarda tutunmasını kolaylaştırmıştır.
Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda Genişlemesi ve Haçlı Seferleri’nin Başlaması
XIV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türklerin Balkanlara yerleşmeye başlaması üzerine Balkan uluslarının birleşerek Osmanlı Devleti’yle yaptığı savaşlara Haçlı Savaşları denilmiştir. XIV. ve XV. yüzyıllarda Haçlı Seferlerinin düzenlenmesinde;
* Türklerin Balkan topraklarından atılmak istenmesi
* Papa’nın Hristiyan dünyasını Türkler üzerine kışkırtması
* Türkler karşısında başarısız olan Bizans İmparatorluğu’nun Hristiyan dünyasından yardım istemesi gibi sebepler etkili olmuştur.
Osmanlılarla yapılan Haçlı Savaşlarına Macarlar, Sırplar, Bulgarlar, Eflaklılar, Bosnalılar gibi uluslar katılmıştır.
Çimpe Kalesi’nin Alınması (1353)
* 1341’de Bizans’taki karışıklıklar sırasında tahta geçmek isteyen Kantakuzen, Orhan Bey’den yardım istedi.
* Orhan Bey, bu durumun Osmanlıların Rumeli’ye geçişlerini kolaylaştıracağını düşünerek Kantakuzen’e yardım gönderdi.
* İmparator Kantakuzen, Balkanlarda çıkan ayaklanmalarda Sırp ve Bulgarlara karşı Osmanlılardan tekrar yardım istedi.
* Orhan Bey, oğlu Süleyman Paşa’yı yardıma gönderdi.
* İmparator, bu yardımın karşılığı olarak Çimpe Kalesi’ni Osmanlılara verdi (1353).
* Çimpe Kalesi, Osmanlılar için Balkan fetihlerinde üs olarak kullanıldı.
* 20.000 kişilik bir kuvvetle Rumeli’ye geçen Süleyman Paşa, Gelibolu, Tekirdağ, Bolayır, Malkara, Çorlu ve Lüleburgaz’ı fethetti.
* Osmanlılar, bu fetihlerle Bizans’ın Balkanlarla olan bağlantısını kesmeye çalışmıştır.
Edirne’nin Fethi (1362)
* Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda ilerleyebilmesi için öncelikle Edirne’nin alınması gerekiyordu.
* Orhan Bey, Edirne’nin fethi için hazırlıklar yaparken vefat etti (1362).
* Orhan Bey’in ölümüyle yerine oğlu Şehzade Murat geçti.
* Orhan Bey’den sonra padişah olan I. Murat, ilk iş olarak Bizans’a Balkanlardan gelebilecek yardımları engellemek için önemli yolları ele geçirdi.
* Daha sonra Osmanlılarla Haçlı ordularının yaptığı ilk savaş olan Sazlıdere Savaşı ile Edirne fethedildi (1363).
* Edirne, başkent yapıldı.
* Edirne, Filibe ve Gümülcine’nin alınmasıyla Bizans’ın Sırp ve Bulgar devletleiyle karadan bağlantısı kesildi.
* Ayrıca; Balkanların kapısı Osmanlılara açılmış oldu.
* Bu durum, Osmanlılara karşı Haçlı ittifaklarının kurulmasına sebep oldu.
* Rumeli’de daha önce fethedilen yerlerin Bizans tarafından geri alınması üzerine, I. Murat, Lala Şahin Paşa ile sefere çıkarak; Lüleburgaz, Dimetoka, Kırklareli ve Çorlu’yu fethetti.
* Osmanlı Devleti, fethedilen toprakların sadece askerî önlemlerle elde tutulamayacağını düşünerek, imar ve iskan faaliyetlerini başlattı.
* Fethedilen yerlere Türk-İslam kimliği kazandırmak için buralarda Türk nüfusu artırmaya önem verildi.
* Anadolu’dan göç ettirilen Türkler Balkanlara yerleştirildi.

Sırpsındığı Savaşı (1364)
* Edirne ve Filibe’nin Osmanlıların eline geçmesiyle, Papa V. Urban’ın teşvikiyle Avrupa’da bir Haçlı ordusu oluşturuldu.
* Macar Kralı Layoş komutasındaki Haçlı ordusunu, Hacı İlbey liderliğindeki bir akıncı birliği ani bir baskın sonucu yok etmiştir.
* Bu zaferle, Balkan Devletleri üzerindeki Macarların etkisi kırılmış, Türklerin Balkanlardaki ilerlemeleri hız kazanmıştır.

Çirmen Savaşı (1371)
* Sırpsındığı yenilgisini telafi etmek isteyen Sırplar, Osmanlı kuvvetlerine karşı harekete geçti.
* Çirmen’de yapılan savaşı, Osmanlı ordusu kazandı.
* Rumeli’nin büyük kısmı Türklerin eline geçti.
* Makedonya’nın fethi kolaylaştı.
* Sırp ve Bulgar krallıkları Osmanlı üstünlüğünü tanıdı.

Ploşnik Bozgunu (1387)
* Balkanlarda yeni fetihler yapan Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı akıncıları, Sırp ve Bosna ordusu tarafından pusuya düşürüldü, büyük kayıplar verildi.
* Bu olaydan sonra Balkanlarda Haçlı ittifakı güçlendi.
* Çandarlı Halil Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Şumnu, Tırnova ve Silistre’yi aldı.

Kosova Savaşı (1389)
* Osmanlıların Balkanlarda ilerleyişini durdurmak için Sırp Kralı Lazar’ın öncülüğünde Haçlı ittifakının kuruldu.
* Savaş, Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı.
* Murat, savaş alanını gezerken bir Sırp askeri tarafından şehit edildi.
* Bu zaferle, Balkanların Türk yurdu olduğu kanıtlandı.
* Sırplar, Osmanlı egemenliğine girdiler.
* Murat’ın şehit olmasıyla yerine oğlu Bayezid geçti.
* Savaşlardaki ustalığından ötürü ona “Yıldırım” dendi.
* Yıldırım Bayezid, Eflak’ı Osmanlı Devleti’ne bağladı.
* Osmanlı akıncıları, Macak Kralı Sigismund’u mağlup ederek; Arnavutluk ve Karadağ’ın Osmanlı üstünlüğünü kabul etmesini sağladılar.

İstanbul’un Kuşatılması
* Bizans’ın Osmanlı Devleti’ne karşı Avrupalı devletleri kışkırtması ve Karamanoğulları Beyliği ile ittifak halinde olması üzerine Yıldırım Bayezid, İstanbul’u kuşattı.
* Niğbolu Savaşı sebebiyle kuşatmaya kaldırıldıysa da, savaş sonrası tekrar İstanbul tekrar kuşatıldı.
* Bizans’a Karadeniz’den gelebilecek yardımları engellemek amacıyla Anadolu Hisarı yaptırıldı.
* Ancak, Osmanlı toplarının Bizans surlarını yıkması mümkün değildi.
* Ayrıca, Anadolu’da ve Rumeli’de karışıklıklar çıkmıştı.
* Bu sebepler üzerine kuşatma kaldırıldı.
* Yıldırım Bayezid, İstanbul’u 1400 yılında ikinci kez kuşattı.
* Bu kuşatma, doğuda Timur tehlikesinin görülmesi üzerine kaldırıldı.
* Buna rağmen, Bizans’la şartları iyi olan bir antlaşma imzalandı.
* Bu antlaşmaya göre;
* İstanbul’da bir Türk Mahallesi kurulacak ve bir cami yaptırılacak.
* İstanbul’da Türklerin davalarına bakmak için bir kadı görevlendirilecek.
* Bizans, her yıl Osmanlı Devleti’ne vergi verecek.

Niğbolu Savaşı (1396)
* Yıldırım Bayezit’in 1393’te Bulgar Krallığı’nı ele geçirmesi ve İstanbul’u kuşatması üzerine Avrupa’da yeni bir Haçlı ittifakı oluşturuldu.
* Macar, Fransız, Alman, İngiliz, Polonya ve Venedik ordularından oluşan Haçlıların, Niğbolu Kalesi’ni kuşatması üzerine, Yıldırım Bayezid, İstanbul kuşatmasını kaldırarak, Niğbolu önlerine geldi ve Haçlı ordusunu yendi.
* Niğbolu Zaferi sonucunda;
* İslâm halifesi, Yıldırım Bayezit’a Sultân-ı İklim-i Rûm unvanını verdi. Böylece, Osmanlıların İslâm dünyasındaki etkinliği ve saygınlığı arttı.
* Osmanlı Devleti’nin Avrupa üzerindeki baskısı arttı.
* Macarlar, etkisiz hale getirildi.
* Eflak ve Boğdan prensleri, Osmanlı üstünlüğünü tanıdı.
* Balkanların güvenliğini sağlayan Yıldırım Bayezid, Anadolu Türk birliğini sağlamak için Anadolu’ya yöneldi.

Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da Türk Siyasi Birliğini Sağlama Faaliyetleri
* Bizans sınırında küçük bir uç beyliği olarak ortaya çıkan Osmanlılar, ilk dönemlerinde Anadolu’daki diğer beylikler ile iyi geçinme siyaseti benimsemiştir.
Osmanlılar gerek izledikleri bu siyasetle gerekse Bizans’a karşı girişilen gaza mücadelesiyle diğer beyliklerden farklı bir yerde olmuştur.
* Batı Anadolu’da, Germiyanoğluları’nın üstünlüğünü kaybetmeye başlamasıyla birlikte Karamanoğulları kendilerini Türkiye Selçuklularının vârisi olarak görmüştür. Fakat Osmanlılar, gaza siyaseti sayesinde, diğer beyliklerin ve Türkmenlerin takdirini toplamıştır.
* Bizans’a karşı kazanılan zaferler, Osmanlıların itibarını yükseltmiştir.
* Anadolu’da Türk birliğinin sağlama çabaları Orhan Bey zamanında başlatılmıştır.
* Bu amaçla; ilk olarak Karesioğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.
* Murat döneminde, Anadolu Türk birliğini sağlamada barışçı bir politika izlendi. Diğer beyliklerle siyasetteilk aşama, I. Murad zamanında “vassallık” şeklinde Batı Anadolu beyliklerini Osmanlı himayesine almak olmuştur.
* I. Murat’ın oğlu Bayezid’le Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın kızını evlendirdi. Kütahya, Tavşanlı, Emet ve Simav’ı çeyiz olarak Osmanlılara verildi.
* Hamitoğulları’ndan Akşehir, Isparta, Yalvaç, Beyşehir ve Seydişehir para karşılığı satın alındı.
Anadolu Türk birliğini sağlamak için Yıldırım Bayezid zamanında başlayan ikinci aşamada ise Batı Anadolu beylikleri doğrudan merkeze bağlanmış ve eski beyler tasfiye edilmiştir.
* Vassallık statüsü ile Osmanlı’ya bağlı beyler, I. Kosova Savaşı’nda yardımcı kuvvetler göndermişse de I. Murad’ın şehadeti sonrası Karamanoğulları’nın harekete geçmesi, beyliklere yönelik bu politikada köklü değişikliğe neden olmuştur.
* Sonuçta, 1389-1390 yıllarında Saruhan, Aydın, Menteşe, Hamit, Germiyan beylikleri doğrudan Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.
* Karamanoğulları ve Candaroğulları ile Kadı Burhaneddin Devleti baskı altına alınmış ve Yeşilırmak Vadisi’nde mahallî beyler de Osmanlı hâkimiyetini tanımıştır.
* Beylik topraklarını birer birer Osmanlı sancağı hâline getirmeye başlayan Yıldırım Bayezid, eski beylere Osmanlı tımar sistemi içerisinde geçinebilecekleri mülk topraklar da vererek tepkileri azaltmayı ve bir denge unsuru oluşturmayı da ihmal etmemiştir.
* Yıldırım Bayezid, 1399’da Memluklere bağlı olan Dulkadiroğulları Beyliği’nden Malatya, Besni, Darende ve Elbistan’ı aldı.
* Sınırlar, Orta Fırat’a kadar genişledi. Bunun üzerine, Osmanlıların Memluklerle arası açıldı.
* Anadolu’da Timur tehlikesinin başladığı sırada yaşanan bu gerginlik, Osmanlıların aleyhine oldu.
* Ankara Savaşı’nda Memlukler, Osmanlı Devleti’ne destek vermedi.
Anadolu beyliklerinin Osmanlı Devleti’ne katılmasıyla;
* Anadolu’da Türk siyasal birliği kurulmuştur.
* Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz sahillerinin bir bölümü Osmanlıların eline geçmiş, Osmanlı denizciliği güçlenmiştir. * Adalar Denizi’ndeki gaza faaliyetlerini Osmanlılar üstlenmiştir.

Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi
* Türk hükümdarlarının, dünyadaki diğer devlet ve milletleri hâkimiyeti altına alarak yönetmesi fikrine “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi” denmiştir.
* Türk tarihinde, devlet kurma ve yönetme yetkisinin ilahi olarak hükümdara verildiğine inanılmış ve buna kut inancı denmiştir.
* Oğuz Kağan Destanı ve Kök Türk Kitabeleriʼnde de geçen kut inancı gereği, Türk kağanının sadece Türklerin değil tüm dünyanın hükümdarı olduğuna inanılmış ve fetihler de bunun için gerçekleştirilmiştir.
* Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, İslamiyet’in kabulünden sonra Nizam-ı Âlem fikri ile birleşerek Osmanlı Devleti tarafından ileri seviyeye taşınmıştır.
* Türklerde hiçbir devirde önemini yitirmeyen bu ideal, Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Devri’nde Yıldırım Bayezid ile Timur’u karşı karşıya getirmiştir.
* Timur, Anadolu’ya gelmeden önce Karadeniz’in kuzeyine seferler düzenleyerek Altın Orda Devleti’nin parçalanmasına neden olmuştur.
* Cengiz Han’ın torunu Batuhan tarafından kurulan Altın Orda Devleti, Rus Knezlikleri’nin Karadeniz’e inmesini engelliyordu.
* Altın Orda Devleti’nin yıkılmasıyla Rusların, güney ve doğuya yayılmasının önü açılmış ve zamanla Moskova Knezliği güçlenerek Rus Çarlığı hâline gelmiştir.

Ankara Savaşı (1402)

Ankara Savaşı’nın yapılmasında;
* Topraklarını kaybeden Anadolu beylerinin Timur’a sığınarak Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmaları
* Yıldırım Bayezid’in Timur’dan kaçan Bağdat ve Karakoyunlu hükümdarlarını himaye etmesi
* Çin üzerine sefere çıkmaya hazırlanan Timur’un arkasında güçlü bir Osmanlı Devleti’nin kalmasını istememesi
* Doğu – Batı ticaret yollarını ele geçirmek isteyen Timur’un Anadolu’ya girerek Erzincan ve Sivas’ta katliam yapması gibi sebepler etkili olmuştur.
1402 yılında Ankara yakınlarında yapılan savaşı Timur kazanmıştır.
Ankara Savaşı’nın Sonuçları
* Savaşı kazanan Timur, Anadolu beyliklerinin topraklarını tekrar eski sahiplerine geri vermiştir. Böylece, Yıldırım Bayezid’in Anadolu’da önemli ölçüde kurduğu siyasal birlik Timur tarafından bozulmuştur. Timur bu davranışıyla Anadolu’da güçlü bir devletin bulunmasını engellemeyi amaçlamıştır.

* Osmanlı Devleti’nin batı yönündeki ilerleyişi bir süre durmuştur. Dolayısıyla Bizans İmparatorluğu’nun yıkılması gecikmiş ve Balkanlarda Osmanlı hâkimiyeti sarsılmıştır.
* Timur’un Anadolu’dan çekilmesinden sonra Osmanlı Devleti’nde Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında taht kavgaları başlamıştır. Osmanlı tarihinde “Fetret Devri” olarak bilinen ve 11 yıl süren bu dönemde Osmanlı Devleti dağılmakla karşı karşıya kalmıştır.

Fetret Devri (1402 – 1413)
Osmanlı tarihinde Ankara Savaşı’ndan sonra padişahsız geçen 11 yıla (1402 – 1413) Fetret Devri denilmiştir.
Fetret Devri’nde yaşanan taht kavgaları Osmanlı Devleti’ni maddi-manevi zarara uğratmıştır. Ancak, Osmanlı Devleti kurmuş olduğu sağlam devlet örgütü ve güçlü sosyal kurumlar sayesinde tamamen parçalanıp dağılmaktan kurtulabilmiştir.
Osmanlı Devleti’nin Fetret Devri’nde taht kavgalarına ve zayıflamasına rağmen Balkanlarda tutunabilmesinde;
* Tımar sisteminin ve planlı şekilde iskân politikasının uygulanması
* Timur’un Osmanlı ordusunu tamamen imha edememesi
* Avrupa’daki “Yüzyıl Savaşları”
* Osmanlıların Balkanlarda takip ettiği hoşgörülü ve adaletli politikanın Balkan halkını memnun etmesi gibi sebepler etkili olmuştur.

Anadolu’da Siyasi Birliğin Yeniden Sağlanması
* Çelebi Mehmet, ikinci kez Anadolu Türk birliğini kurma çalışmalarını başlattı ve Saruhanoğulları’nı ortadan kaldırdı.
* Aydınoğulları’ndan İzmir’i aldı.
* Karamanoğullarıyla mücadele etti; Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir’i alarak onları barışa zorladı.
* Menteşeoğulları ve Tekeoğulları da Osmanlılara bağlılık bildirdiler.
* Osmanlılar, doğuda Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletleriyle komşu oldular.

Şeyh Bedrettin İsyanı
* Çelebi Mehmet döneminde meydana gelen bir isyandır.
* Şehzade Musa’nın kazaskerliğini yapan daha sonra İznik’te göz hapsinde tutulan medrese âlimi Şeyh Bedrettin, Rumeli’ye geçmiş; ortak mülkiyet ve eşitliği savunma iddiasıyla isyan etmiştir.
* İsyan bastırılmış, Şeyh Bedrettin öldürülmüştür (1420).
* Dinî olmaktan öte, daha çok sosyal içerikli bir ayaklanmadır.

Şehzade Mustafa İsyanı
* Timur’un beraberinde Semerkant’a götürdüğü Şehzade Mustafa, Timur’un ölümünden sonra Anadolu’ya dönerek Bizans’ın desteğiyle isyan etmişse de mağlup olarak Bizans’a sığınmıştır.
* Mehmet Çelebi’nin ölümünden sonra tekrar isyan eden Mustafa Çelebi’nin isyanını II. Murat bastırmıştır.

Balkanlarda Osmanlı Hâkimiyetinin Güçlenmesi
* Mehmet Çelebi, Anadolu’da Türk birliğini büyük ölçüde sağladıktan sonra, Balkanlarda Osmanlı otoritesini güçlendirmek için harekete geçti.
* Erdel, Macaristan ve Mora’ya akınlar yapıldı.
* Eflâk ve Bosna’da Osmanlı egemenliği kuruldu.
* Osmanlı’daki taht kavgalarından faydalanan Venedik, Dalmaçya kıyılarına yayılmıştı.
* Venediklilerle ilk deniz savaşı yapıldı (1416).
* Bu tarihten itibaren denizlerde Osmanlı-Venedik rekabeti arttı.
* Bu mücadele, 1430 yılına kadar sürdü.
* Sonuçta, Selanik, Yanya ve Serez Osmanlı topraklarına katıldı.
* Arnavutluk’ta Osmanlı yönetimi oluşturuldu.
* Venedikle barış yapıldı.
* Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki ilerlemesinden rahatsız olan Bosna Krallığı, Sırp Krallığı, Macar Krallığı ve Eflak Prensliği Osmanlı’ya karşı birlik oluşturdular.
* Bu arada Macar Kralı’nın ölmesini fırsat bilen II. Murat, bazı kaleleri ele geçirdi.
* Bu kalelerden biri de Sırplara ait Semendire Kalesi’ydi.
* Daha sonra Anadolu’ya dönen II. Murat, Balkan devletleriyle ittifak kuran Karamanoğulları isyanını bastırdı.

Edirne-Segedin Antlaşması (1444)
* Karamanoğulları isyanını bastıran II. Murat, tekrar Balkanlar üzerine sefere çıktı.
* Belgrat hariç tüm Sırbistan’ı ele geçirdi.
* Osmanlı akıncılarının Erdel voyvodası Hunyadi Yanoş’a yenilmesi Avrupalıları cesaretlendirdi.
* Osmanlılar karşı yeni Haçlı ittifakı kuruldu.
* Murat, Haçlılarla yapılan savaşı kaybedilmesi ve aynı anda Karamanoğulları sorunuyla uğraşılmasından dolayı barış istedi.
* 1444’te Edirne Segedin Antlaşması imzalanmıştır.

Buna göre;
* İki taraf arasında 10 yıl savaş yapılmayacak.
* Tuna nehri sınır kabul edilecek.
* Sırbistan yeniden kurulacak, fakat Osmanlı’ya vergi verecek
* Eflak Macaristan’a bırakılacak, fakat Osmanlı’ya vergi verecektir.
* Balkanlarda Osmanlı aleyhine imzalanan ilk antlaşmadır.
* Balkanlarda güvenliği sağlayan ve Karamanoğulları ile arasındaki sorunu barış yoluyla halleden II. Murat, tahttan kendi isteğiyle çekilerek 12 yaşındaki oğlu II. Mehmet’i tahta geçirmiştir.

Varna Savaşı (1444)
*Osmanlı tahtında küçük bir çocuğun bulunmasını fırsat bilen Haçlılar, Edirne-Segedin Antlaşması’nı bozarak harekete geçtiler.
* Yaklaşan tehlike üzerine II. Murat tekrar tahta geçti.
* 1444’te Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı.
* Varna Zaferi’yle, Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda daha önce aldığı yenilgilerin etkisi ortadan kalktı ve Balkanlarda Osmanlı etkisi daha da arttı.

Kosova Savaşı (1448)
* II. Murat Varna Zaferi sonrası, Rumeli’deki ilerleyişini sürdürürken Arnavutluk’ta İskender Bey isyan etti.
* Osmanlıların bu isyan ile uğraşmalarını fırsat bilen Avrupalılar, Varna yenilgisinin intikamını almak ve Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişini engellemek için yeni bir Haçlı ittifakı oluşturdular.
* Hunyadi Yanoş komutasındaki Haçlı ordusu, Kosova’da yapılan savaşta Osmanlılara mağlup oldu.
* Osmanlılar bu zaferle; Balkanlardaki hâkimiyetini pekiştirdi.
* Balkanlarda Osmanlı hâkimiyetini engelleyebilecek bir güç kalmadı.
* Haçlılar uzun yıllar Osmanlı Devleti’ne saldırmaya cesaret edememişler ve Türklerin Avrupa’daki hâkimiyet alanları sürekli genişlemiştir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir