Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

10. Sınıf Tarih Dersi 6. Ünite Ders Notları- Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı

10. Sınıf Tarih Dersi 6. Ünite Ders Notları- Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı

---

NELER ÖĞRENECEĞİZ
• Topkapı Sarayı’nın devlet idaresinin yanı sıra devlet adamı yetiştirilmesinde ve şehir kültürünün gelişmesindeki rollerini
• Osmanlı siyasi hayatında bütünlük ve istikrarın sağlanmasında padişahın ve tek hanedanın önemini
ÜNİTE KONULARI
6.1. OSMANLI’NIN KALBİ: TOPKAPI SARAYI
6.2. PADİŞAH, HANEDAN VE KANUNNAME-İ ALİ OSMAN
KAVRAMLAR
• Birun
• Enderun
• Harem
• Kazasker
• Müsadere Sistemi
• Hanedan
• Kanunname
• Siyasetname

---

6.1. OSMANLI’NIN KALBİ: TOPKAPI SARAYI

Osmanlı Devleti’nde bilinen ilk sarayı Orhan Gazi Bursa’da yaptırmıştır. I. Murad Devri’nde Edirne Sarayı  İstanbul’un Fethi’nden sonra da bugün İstanbul Üniversitesi yakınlarında Eski Saray olarak bilinen saray inşa edilmiştir. Topkapı Sarayı, 1465-1478 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından bugün Sarayburnu denilen mevkide yaptırılmıştır.

Topkapı Sarayı’nda  padişah, ailesi ile birlikte ikamet etmiş ve devleti buradan yönetmiştir. Padişahların sünnet merasimlerinden, defin işlemlerine kadar birçok faaliyet burada yaşanmıştır. Ayrıca saray, devlet kademesinde görev alacak devlet adamlarının yetiştirildiği en önemli eğitim merkezidir.

Topkapı sarayı üç Bölümden oluşmaktadır. Şimdi Bunları tek tek inceleyecek olursak.

  • Enderun
  • Harem
  • Birun
---

NOT: Osmanlı saraylarından hiçbiri, Avrupa saray mimarisinde olduğu gibi ölçüleri açısından anıtsal değildir. Yapılara insani ölçüler egemendir. Yalın bir mimari içinde belirli oranlarla oluşturulan güzellik; iç süslemeyi ve eşyaların inceliğini ezmez, tam tersine bu eşyalarla olgun bir uyum içindedir .

---

Birun, Farsça’da “dış” anlamına gelir ve sarayın en geniş bölümüdür. Saray muhafızları ve çalışanları burada yer alırdı. Birunda; adalet kasrı, hastane, mutfaklar, ahırlar, erzak odaları, odun ambarları, çalışanların koğuşları, kayıkhaneler, bostanlar, bahçeler, cirit oyunu ve ok atış talimleri için alanlar ve küçük meydanlar bulunurdu
Enderun, Farsça “iç” anlamına gelir. En seçkin devşirme çocuklarının eğitildiği ve Osmanlı devlet sisteminin üst düzey yöneticilerinin yetiştirildiği bir okul niteliğindeki Enderun Mektebi bu bölümde yer alırdı. Padişahın özel

hizmetlerini gören devşirmeler yani iç oğlanlar burada eğitilirdi. Özel olarak seçilen ve eğitilen bu gençlere Türkçe, Arapça, Farsça, matematik, tarih, edebiyat, müzik ve güzel sanatlar dersleri verilir; cirit ve ok atma, ata binme, kılıç kullanma ve güreş en iyi şekilde öğretilirdi. Asıl amaç devlet yönetiminde görev alacak nitelikli insanlar yetiştirmekti.
Harem, Arapça “yasak” anlamına gelir. Padişahın özel hayatını sürdürdüğü bölümdür. Padişahın evi olan haremde, padişahın ailesi ve cariyeler bulunurdu. Hanedan üyeleri ve darussaade ağası dışında hiç kimse buraya giremezdi. Haremde Enderun’dakine benzer bir eğitim ve teşkilat sistemi vardı. Disiplin ve protokol kurallarının geçerli olduğu Haremde cariyeler; edebiyat, müzik, güzel sanatlar, el işleri, güzel konuşma, zerafet öğrenirler ve beylerbeyi, sancakbeyi, vezir gibi üst rütbeli devlet adamlarıyla evlenirlerdi. Bu sayede saray kültürü, şehir kültürüne katkı sağlamaktaydı. Darussade dairesi, şehzade mektebi, padişah için yemek yapılan Kuşhane mutfağı, Kadın Efendiler Dairesi ve hazine; Haremde  yer alırdı.
Aşağıya eklediğimiz görseller sayesinde Topkapı hakkında bir fikir üretebilirsiniz.

 Saray Görevlileri

Osmanlıda kendine has saray protokolü ile tarihteki yerini almıştır. Bu protokolü sağlamkla görevli saray görevlileri Birunda bulunurlardı. İşte bu görevlilere bir göz atacak olursak şöyle bir tablo ile karşı karşıya kalırız.

Enderun-ı Hümâyun bölümünde hizmet edenlere genel olarak Enderun halkı veya hademeleri adı verilirdi

---

Padişahın evi olan Harem-i Hümâyun bölümünün genel sorumlusu Darüssade ağasıydı. Derece olarak vezîriâzam ve şeyhülislamdan sonra gelen Darüssade ağasının en önemli görevi, padişahın haremini korumaktı. Ayrıca haremde bulunan görevlilerin  terfi ve ceza işlemlerini padişaha arz eder ve tayinlerini yapardı. Haremeyn-i Şerifeyn vakıflarının sorumlusu, sûrre alaylarının düzenleyicisiydi.

---

Divan-ı Hümayun

Kuruluşu

  • Osmanlı Devletinde merkezi teşkilatın en önemli kurumu Divan-ı Hümayun’dur.
  • Devletin en önemli askeri, siyasi, ekonomik ve sosyal meselelerinin görüşüldüğü en yüksek karar ve yönetim ku­ruludur.
  • Divan-ı Hümâyun, Orhan Bey döneminde kurulmuş, son şeklini ise Fatih döneminde almıştır.
  • Padişah başkanlığında, o bulunmadığı zaman veziriazam başkanlığında devlet merkezi (başkent) veya hükümdarın bulunduğu yerde toplanırdı. Devlet işlerinin en son karar organı burası idi.
  • Her ne kadar divan kararları uygulanmışsa da yine de son söz padişahındır. Bu yönüyle divan bir danışma organı durumuna gelmiştir.
  • Divanda devletlerarası ilişkiler görüşülür. Halkın şikayetleri dinlenir ve bazı davalara bakılarak onlar karara bağlanırdı.
  • Divanda görüşülen ve alınan kararlar “Mühimme Defterleri”ne yazılırdı.
  • Divan haftanın her günü sabah erkenden toplanmakta ve Padişah başkanlık etmekte idi. Divan görüşmeleri öğle vaktine kadar devam ederdi.
  • Fatih, divan başkanlığını veziriazam’a bırakarak görüşmeleri kafes (kasr-ı adl) arkasından izlemeye başladı. Böylece divan üyeleri görüşlerini serbestçe söyleyebilmeye başlamışlardır. Bu uygulama ile sadrazamlık mevkiinin önemi artmış ve güçlenmesine sebep olmuştur.
  • Veziriazamlar, görüşmelerini kendi konaklarında ikindi namazından sonra toplanan ikindi divanında görüşürlerdi.
  • Divanda halkın din, dil, mezhep, cins ve statüsüne bakılmaksızın Osmanlı ülkesinde yaşayan herkesin başvurusu dikkatle görüşülürdü. Divan kararlan kesindi ve değiştirilmesi mümkün değildi.
  • Divan–ı Hümayun Üyeleri

Divan üyeleri, üç kısımdır.
1.Seyfiye (Askeri Bürokrasi)(Sadrazam, vezirler, kazasker, nişancı, defterdar, yeniçeri ağası, kaptan-ı derya)
2.İlmiye (Din, Eğitim ve Hukuk Bilginleri Bürokrasisi) (Müftü, şeyhülislam, kadılar, müderrisler)
3.Kalemiye (Sivil Bürokrasi) (Defterdar ve Nişancı’ya bağlı katipler ve kalemler)

Padişah

  • Padişahlar İstanbul’un fethine kadar divanın tabii üyesi ve başkanıdır.
  • Fatih devrinde, divanda üyelerin görüşlerini daha rahat söyleyebilmesi amacıyla “kafes sistemi” getirilmiştir.
  • Yeni sistemle padişahlar divan toplantılarına katılmamış, ancak dilediklerinde kafes arkasından toplantıyı takip etmişlerdir.

Vezir–i Azam

  • Devlet işlerini padişah adına yöneten hükümet başkanına veziriazam veya sadrazam denilirdi.
  • Devletin en yüksek rütbeli memurudur.
  • Padişah adına mutlak vekil sayılırdı. Sadrazamın sözü ve yazısı padişahın fermanı ve iradesi kabul edilirdi. Padişah olmadığı zamanlarda divana başkanlık yaparlardı.
  • Osmanlı Devleti’ndeki tayinler ve görevden almalarla, terfi ve ilerlemelerde birinci derecede sorumlu idi.
  • Padişahlar sefere çıkmadığı zamanlarda, veziriazamlar başkomutan vekili olarak sefere çıkarlar kendilerine serdar–ı ekrem unvanı verilirdi.
  • Veziriazam padişahın mührünü de taşırdı. Çok önemli bir özrü olduğunda veya sefere çıktığında yerine sadaret kaymakamı denilen vekili bakar ve divana başkanlık ederdi.

Vezirler

  • Vezir sayısı ikiye çıkınca bunlardan biri veziriazam yapıldı. Diğer vezirde divana katıldı fakat yetkisi geniş değildi.
  • Zamanla vezir sayısı arttı. Fatih döneminde dört kişi oldu.
  • Vezirler yalnız merkezde değil taşra örgütünde de görevlendiriliyordu. Bugünkü devlet bakanlarına benzerdi.

Kazasker

  • Divanda büyük davalara bakardı. Şer’i ve örfi konularda görüşü alınırdı.
  • Kendi bölgelerinde kadı ve müderrisleri atama veya görevden alma işlerine bakardı.(İstanbul, Bursa ve Edirne kadılarını sadrazam atardı.)
  • Adalet, eğitim, kültür ve diyanet işlerine bakarlardı.
  • Murat döneminde kurulmuştur.
  • Fatih döneminde ise Anadolu ve Rumeli kazaskeri olarak sayısı ikiye çıkarıldı.
  • Rumeli kazaskeri protokol bakımından daha önce gelirdi. Divanda rütbe bakımından vezirlerden sonra gelirdi.

Defterdar

  • Devletin gelir ve giderleri ile bütçelerini hazırlardı. Divanda mali işlere dair görüşünü belirtirdi.
  • Fatih’ten sonra sayıları giderek artmıştır. Rumeli defterdarı baş defterdar olarak anılırdı.

Nişancı

  • Padişahın, sancak beylerine, beylerbeyine ve hükümdarlara gönderdiği ferman ve beratlara padişahın imzası olan tuğra çekerdi.
  • Devletinin kanunlarını çok iyi bilirdi. Yeni çıkartılan kanunların usulüne uygun olarak tertip ve tanzimini yapardı.
  • Divanda alınan kararları usulüne uygun olarak yazmak, padişaha ve sadrazama gelen mektupları tercüme ettirerek bunlara cevap hazırlamak görevleri arasında idi.
  • Divandaki görevleri dışında toprakların dirliklere (Has, Zeamet, Tımar) dağıtılmasını sağlardı.
  • Ülkenin tapu ve kadastro işlerini düzenlerdi.
---

Reisülküttap

---
  • Divandaki kâtiplerin şefi olan reisülküttap nişancıya bağlıydı.

Kaptan-ı Derya

  • Osmanlı devletini ilgilendiren denizlerdeki bütün işlerin sorumlusu ve Donanmay-ı Hümayun’unbaşkomutanıdır.
  • Kendi sorumluluğuna giren davalara da bakardı. İstanburda bulunduğu zamanlarda kendisini ilgilendiren konularda divan toplantılarına katılırdı.

Yeniçeri Ağası

  • Vezir olan Yeniçeri Ağaları divanın daimi üyesiydi. Ancak vezir olmayan Yeniçeri Ağalan ise ihtiyaç duyulduğunda görüşmelere katılarak gerekli bilgi ve görüşünü divana arz ederdi.

Şeyhülislâm (Müftü)

  • 15. yüzyılda divan’ın doğal üyesi değildi. Ancak yaptığı işler bakımından padişahın en önemli yardımcılarından biriydi Şeyhülislam. Divanda alınan kararların İslam dinine uygun olup olmadığı konusunda fetva verirdi.

 

6.2. PADİŞAH, HANEDAN VE KANUNNAME-İ ALİ OSMAN

♦Orta Doğu devlet geleneğini benimseyen Osmanlılarda devlet düzeni, otoritenin karar birliğine ve saltanatın dokunulmazlık inancına dayanırdı.
♦Padişahı Mührünü taşıyan Veziri azam temsil ederdi.
♦Devlet Hanedanın Ortak malıdır ve bu hanedan Osmanoğullarıdır.
♦Tahta geçme konusunda kesin bir kural bulunmamaktadır.

Osmanlıda Merkezi otoriteyi güçlendirmek için çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Bunun İlki Bunlardan ilki, veraset sisteminde yapılan düzenlemelerdir. I. Murad Dönemi’nde kabul edilen “Devletin toprakları padişah ve oğullarınındır.” İlkesinin yerine Fatih Devri’nde “Devletin toprakları padişahındır.” anlayışı getirilmiştir.
İkinci Uygulama ise Fatih Devrinde Çıkarılan kanunname-i ali Osman ile padişahlara kardeşlerini öldürme izninin verilmesidir.
3.Uygulama ise Divanı Humayuna veziriazaman Başkanlık etme uygulamasını getirilmesidir.
4.Uygulama ise haremden evlenme usulünün uygulanmasıdır. Bu usül sayesinde padişahın aile sırları dışarıya yayılmamış, akraba ilişkileri ile padişahın yıpratılması engellenmiştir. Fatih’ten itibaren Osmanlı padişahları genellikle haremden evlenmiştir.
5.uygulama Merkezî otoriteyi güçlü kılmak için yapılan diğer uygulama ise müsadere usulüdür. Müsadere sistemi, kanuni sınırlamalarla kişisel mülk ve servetin veraset yoluyla ailelerin elinde toplanmasını engellemiştir. Böylece devşirmeler arasında aristokratik bir sınıf oluşmamıştır.

Siyasetnamelerde Padişahların Vasıfları

Osmanlı Devleti’nde ilk siyasetname Şeyhoğlu Mustafa tarafından kaleme alınan “Kenzü’l-Küberâ” ve “Mehekkül Ulemâ”dır. Sultan II. Murad’ın oğluna nasihatı “Nasıhat-ı Sultan Murad” padişahlar tarafından yazılan nasihatname geleneğine ait önemli örneklerden biridir.
Siyasetnamelere göre devlet idaresinde adalet anlayışı en başta gelen erdemdir. Osmanlı Devleti’nde adaleti sağlamak padişahın yerine getirmesi gereken en önemli görevdir. Adaletle korunan reaya sayesinde güçlü devletler ortaya çıkmıştır

Şehzadelerin Eğitimi

 1-Padişahın erkek çocukları olan şehzadelerin doğum haberi bir hatt-ı hümâyunla vezîriâzama bildirilirdi
2-Şehzadelerin hizmetlerinin karşılanması için annesi tarafından “usta” denilen genç kızlar seçilirdi.
3-Saray geleneğine göre dört yaşına gelen şehzade, haremdeki Şehzadegân Mektebinde ilk eğitimine başlardı. “Bed-i Besmele Merasimi” denen ve bütün devlet adamlarının katıldığı büyük bir törende şehzadeye, konusu besmele öğretimi olan ilk dersi şeyhülislam verirdi.
4-Şehzadeler eğitim hayatı boyunca Kur’an-ı Kerim, tarih, coğrafya, Arapça, Farsça dersler alır; ok ve yay yapmayı, güzel yazı yazmayı öğrenirdi. Ayrıca spor dersleri olarak ok atma, ata binme, avcılık, cirit atma, gürz kullanma ve güreş eğitimi alırdı.
5-On dört on beş yaşına geldiklerinde, sancakbeyi olarak görevlendirilmeye başlandı. Sancaklara vali olarak atanan şehzadelere “Çelebi Sultan” denirdi.
6-Sancağa çıkma usulünün temel amacı, ileride padişah olacak olan şehzadelerin devlet yönetiminde tecrübe kazanmasını sağlamaktı. Sancağa çıkan şehzadenin yanında “Lala” denilen tecrübeli bir devlet adamı bulunurdu.
NOT: Bütün bunlar, şehzadelerin devlet yönetimi açısından çok önemli bir rol oynadıklarının kanıtıdır. Sancağa çıkma usulüyle yetişen şehzadeler, Osmanlı Devleti’nin en ihtişamlı padişahları olarak karşımıza çıkmıştır. Sancağa çıkma usulüyle yetişen son padişah III. Mehmet’tir. XVII. yüzyıldan itibaren şehzadeler eğitimlerini sarayda almaya başlamış fakat bu durum, şehzadelerin devlet idaresinde tecrübesiz olmalarına neden olmuştur.

 

---

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir