Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

10. sınıf Tarih dersi Sözlüğü

Zaman Zaman Sözlüğe ihtiyaç duyarız. Bunun başlıca sebebi Kelime hazinemizin dar olmasıdır. Kelime hazinemizin dar olmasının sebebi ise çok okumamaktan kaynaklanmaktadır. Aşağıda verilen sözlük 10. sınıf tarih ders kitabının sonunda ki sözlüktür. Her zaman ders kitabını kullanıp Tarih sözlüğüne ulaşmak bizleri zorlayabiir. Tarih Sözlüğünün daha pratik ve daha kullanışlı ve faydalı olabilmesi adına bu sözlüğümüzü online ortam aaktardık. Üstelik word formatında olması istedidiğiniz gibi ekleme ve çıkarma yapmanıza olanak sağlayacaktır.Böylece kendi Tarih sözlüğünüzü oluşturabileceksiniz. 

10. sınıf Tarih dersi Sözlüğü

Adaletname : Osmanlı Devleti’nde kanunların uygulanması ve tebaanın haksızlığa düşmemesi için zaman zaman çıkarılan buyruk.

Aforoz : Hristiyanlık dininde papa ve kiliseye karşı gelenlere kilise Tarafından verilen Hristiyanlıktan çıkarma cezası.

Ahilik : Anadolu’da İslam inançları çerçevesinde oluşmuş esnaf yardımlaşma birliği.

Akçe : Osmanlı Devleti’nin para birimi.

Amanname : İslam devletlerinde gayrimüslimlere güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.

Antika : Eski çağlardan kalma eser veya tarihî değeri olan eski eşya.

Antikite : Eski Yunan ve Roma sanatına verilen genel ad.

Arpalık : Osmanlılarda askerî sınıfın ileri gelenlerine verilen ilave ödenek ile emekli ya da işten çıkarılma, azledilme maaşı olarak bağlanan gelirlerin ortak adı.

Arşidük : Avusturya’da imparator ailesi prenslerine verilen unvan.

yan : Bir şehrin ileri gelenleri. Osmanlılarda çoğu eşraf ailelerinden oluşan sınıf.  Tarih Sözlüğü

 

-B-

Babıali : XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı hükûmetine ve bürokrasisine verilen isim.

Bac : Ticaret yapanlardan alınan bir vergi türü.

Balyos : Venedik Devleti’ni Osmanlı padişahları nezdinde temsil eden ve Venediklilerin hukuki haklarını gözeten konsolos.

Bedesten : Kumaş, mücevher ve benzeri kıymetli şeylerin alınıp satıldığı kapalı çarşı.

Berat : Bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge

Bono : Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet.

 

 

Celse : Mahkemede oturum. Aralıksız yapılan toplantı.

Cizvit : Reform hareketlerinden sonra Katolik mezhebini korumak ve yaymak için kurulan Hristiyan dinî tarikatı.

Cizye : Müslüman olmayanlardan askerlik hizmetine karşılık alınan vergi.

Cülus bahşişi : Osmanlı Padişahlarının tahta çıktıkları zaman, askere dağıttıkları para.

Çar : Rus krallarına verilen unvan.

Celp : Askerlik ödevini yapmaya çağırma.

Cevgân : At üstünde, değnekle takım hâlinde oynanan bir tür oyun.

Çıkma : Edirne, Galata ve İbrahim Paşa Saraylarındaki acemi oğlanların derecelerine göre kapı kulu süvari bölükleriyle sarayın dış hizmetlerine ya da devlet hizmetlerine; saray hizmetlerinde bulunan kimselerin de dış hizmete atanmaları.

 

Darülfünun : Üniversite.

Darüşşifa : Sağlık yurdu, hastane.

Demokrasi : Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim şekli.

Derbent : Osmanlı Devleti’nde, önemli geçitlerin korunması için yapılan karakol ve üsler.

Despot : Bizanslılar döneminde Mora’yı yöneten prenslere verilen ad.

Dirlik : Devlet hizmetleri karşılığı (maaş) tahsis edilen gelir kaynağı, belirli miktarda vergi toplanan toprak parçası.

dogmatizm : Otoritelerce ileri sürülen düşünce ve prensipleri değişmez kurallar olarak kabul eden görüş şekli.

Barok : XVI ve XVIII. yüzyıllarda klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık uslubu.

Beka : Kalıcılık, sonsuzluk.

bilaistisna : İstisnasız, ayrılıksız, ayrım yapılmadan.

darülaceze : Düşkünlerevi.

ekber-erşed sistemi: Osmanlı Devleti’nde tahta en yaşlı ve en tecrübeli şehzadenin geçmesini öngören

gelenek.

eklektizm : Seçmecilik.

 

ekoloji : Çevre bilimi.

enderun : Sarayda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. Devlet görevlilerini yetiştiren okul.

endülüjans : Katolik Kilisesi’nin günahlardan arınma için halka sattığı afname.

engizisyon : Orta Çağda Hristiyan dünyasında farklı inanç taşıyanları cezalandırmak amacıyla

kurulan mahkeme.

eşraf : Şeref ve itibar sahibi kimseler, ileri gelenler.

etnik : Herhangi bir kavme ait, kavimle ilgili.

fakih : Fıkıh bilimlerinde hüküm verme yetkisi olan kişi.

ferman : Buyruk, emir, irade; yazılı padişah emri.

fetihname : Osmanlılarda kazanılan zaferlerin ve alınan yerleri komşu hükümdarlara bildirmek için

yazılan mektup.

fetret Devri : Osmanlı tarihinde 1402’den 1413 yılına kadar süren ve taht kavgaları ile geçen dönem.

fetva : Şeyhülislam tarafından verilen şeri hüküm veya karar.

fütüvvet : Gençlik, yiğitlik, cömertlik, esasları üzerine kurulmuş, teşkilat, dinî özellikte esnaf birliği.

ganimet : Savaş sırasında düşmandan alınan, araç, gereç ve eşyalar.

gaza : Din uğruna yapılan savaş.

gedik : Esnafa zanaatlarını uygulayabilmeleri için verilen bir tür ayrıcalık.

hanedan : Büyük, köklü aile, ocak.

hars : Kültür.

hassa : Padişaha özgü işler ve hizmetler.

hassa askeri : Hükümdarı korumakla görevli askerî sınıf.

hat : Güzel yazı yazma sanatı.

hattıhümayun : Padişahın yazılı buyruğu.

hıdiv : Osmanlı Devleti’ne bağlı Mısır’daki yerel yöneticiye verilen ad.

hirfet : Kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık ve bunun gibi küçük el

sanatlarına verilen genel ad.

hümanizm : İnsancılık, insanları sevme ülküsü. Orta Çağ’ın skolastik düşünüşüne karşı XVI. yüzyıl

Avrupa’sında doğan ve gelişen felsefe, bilim ve sanat görüşüdür.

ırakeyn : İran Irak’ı ve Arap Irak’ını ifade eden ve “İki Irak” anlamına gelen Osmanlıca kelime.

ıslahat : Düzeltme veya iyileştirme işleri.

iaşe : Yedirip içirme, besleme, bakma, barındırma.

icazet : İzin, onay. Bir işin veya mesleğin yapılabilmesi için alınan belge veya diploma.

ikta : Belirli ölçülerdeki bir arazinin, hizmet karşılığı olarak bir kimseye verilmesi.

illüstrasyon : Konu anlatan resim.

iltizam : Tımar sisteminin kalkmasından sonra ürün vergilerinin toplanması için kurulan sistem.

imaret : Yoksullara, kimsesizlere, medrese öğrencilerine parasız yemek verilen hayır kurumu.

iskân : Yerleştirme, yurt sahibi yapma.

kadı : Kazaların sivil yönetiminden sorumlu olan ve aynı zamanda yargıçlık da yapan görevli.

kadırga : İki direkli, yelkenli, özellikle Akdeniz’de kullanılmış olan bir savaş gemisi.

kâime : Kâğıt para.

kapitalizm : Sermayenin, en temel üretim aracı olduğu ekonomik sistem veya üretim tarzı için

kullanılan genel terim.

kapitülasyon : Osmanlı Devleti’nde yabancı tüccarlara verilen imtiyazlar.

Katoliklik : Hristiyanlığın mezheplerinden biri.

kıstas : Ölçüt, bir şeyi ölçü olarak almak.

farmakoloji : Tıp ilaçlarının etkilerini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı.

haşiyeitecrit: : Sahnıseman medreselerinde bir bölüm.

hümanist: : Hümanizme inanan.

iltimas : Ayrıcalık, kayırma, kollama.

kamu : Bir ülkedeki halkın bütünü.

komünizm : Kişisel mülkiyeti reddeden ekonomik sistem.

kolonizasyon : Sömürgeleştirme.

kûfi : Hat sanatında kullanılan düz ve köşeli yazı çeşidi.

külliye : Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık ve

hastane gibi çeşitli yapıların bütünü.

lejyon : Fransız piyade birliği. Yabancılardan oluşan askerî birlik.

liberalizm : Ferdi hürriyetleri konu alan ekonomik ve siyasi görüş. Liberal Demokrasi.

menşur : Padişah tarafından verilen vezirlik, Beylerbeyilik veya başka bir unvanı gösteren bir

ferman türü.

menzil : Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan yer, konak.

merkantilizm : Amerika’da altın ve gümüş madenlerinin bulunmasının ardından,devletlerin esas veya

asıl zenginliklerini değerli madenlerden meydana geldiğini savunan ve korumacı bir

politikadan yana olan iktisadi öğreti.

meşrutiyet : Bir hanedanın başta bulunduğu ve meclisinin de görev yaptığı rejim.

mirî : Devlete ait olan.

muhtesip : Esnafı denetleyen, ticari hayatın işleyişini kontrol eden kişi.

muhzır : Mahkemelerde, ilgililerin duruşmada bulunmalarını sağlayan görevli.

muid : Müderris yardımcısı.

mukataa : Geliri doğrudan hazineye bağlı olan vergi ve gelir kaynakları.

mutlakiyet : Hükümdarın, siyasi iktidarı kayıtsız şartsız elinde bulundurduğu siyasi rejim.

müderris : Medresede ders veren hoca.

mültezim : Devlete ait vergilerden birinin tahsilini götürü olarak üzerine alan kişi.

mütevelli : Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kimse. Vakıf yöneticisi.

naip : Küçük yaştaki hükümdarlara vekâlet eden birinin adına idare eden kişi.

narh : Zaruri ihtiyaç maddelerinin azami satış fiyatlarını devletin belirlemesi.

nezaret : Bakanlık.

Ortodoks : Daha çok Doğu Avrupa’da yaygın olan ekseriyetle Rum ve Slav topluluklarının bağlı

olduğu Hristiyan mezhebi.

Ortodoksluk : Ortodoks olma hâli.

örf : Kanun olmadığı hâlde, halk tarafından alışkanlık olarak uyulan, bulunulan yere ve

hâllerin icabına göre oluşan, akla aykırı olmayan dince kötü karşılanmayan davranış,

töre, âdet.

öşür : Müslüman çiftçilerden ürün üzerinden onda bire kadar alınan vergi.

paratoner : Yıldırımsavar.

parlamento : Halk tarafından seçilmiş temsilcilerin devlet işlerini görüşmek üzere toplandığı yer.

papalık : Papa’nın hükümran olduğu ülke.

payitaht : Taht şehri, hükûmet merkezi. Hükümdarın oturduğu şehir.

Pantürkizm : Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında ortaya atılan ve Türklerin birliğini savunan görüş.

protokol : Diplomatik işlerde ve devletler arası ilişkilerde uyulan kurallar.

reaya : Osmanlı Devleti’nde vergi ödeyen halk.

reform : Bir kurumun işleyişini düzeltmek amacıyla getirilen köklü değişiklik.

risale : Belli bir konuya ayrılmış hacimce küçük kitap, mektup, broşür.

rokoko : XVIII. yüzyılın başında Fransa’da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol,gösterişli bir sanat

uslubu.

sefaretname : Büyükelçilerin gezi notları.

softa : Medrese öğrencisi.

sosyalizm : Toplumcu ekonomik sistem.

şevket : Büyüklük, ululuk, heybet.

şifayap : Tedavi sonrası iyileşme.

terfi : Görevde yükselme.

tiryak : Bitkisel, hayvansal ve madensel maddelerin karışımından yapılan macun, panzehir.

veraset : Kalıtım, mirasta hak sahibi olmak.

Rönesans : Yeniden doğuş. XVI. yüzyılda İtalya’da başlayan, Yunan ve Roma sanatına dönüş

hareketi. Bilim, edebiyat, resim ve müzik gibi alanlarda gelişme ve yenilik yapma.

saltanat : Hükümdarlığın hanedan ailesine ait olduğu yönetim sistemi.

senyör : Orta Çağda Avrupa’da toprağı olan derebeyi.

skolastik düşünce: İnanç ve bilgiyi, özellikle Aristo’nun bilimsel sistemini kiliseyle uyumlu bir biçimde

birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi.

sömürge : Bir devletin kendi ülkesi dışında egemenlik kurarak yönettiği veya siyasi ekonomik ve

kültürel çıkarlar sağladığı ülke.

şövalye : Orta Çağ Avrupası’nda özel yetiştirilmiş atlı savaşçı.

tahrir : Osmanlı Devleti’nde yeni fethedilen toprakların yazım işi.

tekfur : Anadolu’daki Bizans valisi ve beylerine verilen unvan.

tetimme : Fatih Sultan Mehmet döneminde öğretime açılan orta dereceli medreseler.

tezhip : Yaldızla süsleme. Bir yazı veya kitabı yaldız veya boya ile süsleme.

ulema : Bilginler.

üs : Harekâtın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı,

teçhizatın toplandığı ve dağıtıldığı yer.

vakanüvis : Osmanlı Devleti’nde resmî tarih yazarı.

vasi : Vekil olma, vekil olarak atanma.

voyvoda : Eflâk ve Boğdan beylerine verilen unvan.

yiğitbaşı : Esnaf birliklerinde disiplin, ham madde dağıtımı ve anlaşmazlıkların giderilmesiyle

görevli olan kimse.

yörük : Yarı yerleşik Türk toplulukları.

zaptiye : Osmanlı Devleti’nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu.

zımmî : Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti altında yaşayan gayrimüslim halk.

One Response

Leave a Reply