Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

11. Sınıf Tarih Dersi 6. Ünite Ders Notları-19 ve 20. yüzyılda Değişen Gündelik Hayat

11. Sınıf Tarih Dersi 6. Ünite Ders Notları-19 ve 20. yüzyılda Değişen Gündelik Hayat

  • İmparatorlukların ulus devletlere dönüşmeleri
  • Ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla yaşanan demografik değişimler
  • XIX ve XX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yaşadığı toprak kayıpları
  • Modern toplumda tüketim anlayışında yaşanan değişimler
  • Büyük şehirlerin ve metropollerin ortaya çıkmasının toplumsal değişime etkisi
  • XIX. yüzyılla birlikte, basın-yayın organlarının çoğalmasının toplumsal hayat üzerindeki etkileri
  • Modernite ile birlikte bireyin, toplumun zaman tasavvurundaki değişim
  • Modern şehirlerin ortaya çıkmasıyla şehirlerin dokusunda yaşanan değişim

6.1. İMPARATORLUKLARIN ULUS DEVLETLERE DÖNÜŞMELERİYLE YAŞANAN DEMOGRAFİK DEĞİŞİM
6.2. MODERNLEŞMEYLE YAŞANAN DEĞİŞİM


6.1.1 Osmanlı Toplum Yapısında Değişmeler
➢ XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin girdiği savaşlar genellikle yenilgiyle sonuçlandı. Kaybedilen topraklardan Anadolu’ya yönelik Türk – Müslüman göçleri yoğunlaştı.
✔ Bu durum nüfus yapısında muazzam bir değişime yol açtı. Bir taraftan kaybedilen topraklardan genel nüfus azalırken, diğer taraftan kaybedilen topraklardan gelen göçlerle Anadolu’da nüfus arttı.
➢ Şehir ve kasabaların nüfusunun artması ile konut gereksinimi arttı. Tüketim alışkanlıklarında değişim yaşandı. Osmanlı ülkesindeki demografik yapıdaki bu değişim toplum yapısını da etkiledi.
✔ XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kaybedilen yerlerden artarak devam eden göçler ile özellikle İstanbul’da Müslümanların nüfus oranı gayrimüslimlerin nüfus oranına göre oldukça artmıştır.
İmparatorlukların ulus devletlere dönüşme süreci beraberinde demografik hareketlerde değişime yol açtı. Modernleşmeyle birlikte ekonomik ve politik anlayışta yaşanan değişim gündelik hayatı etkilidi.
XIX, yüzyılda Osmanlı Devleti’nde şehirleşme hız kazandı. Şehirlerin görünümü değişti. Ulaşımda tren ve buharlı gemiler kullanılmaya başlandı. Yeni rıhtım ve limanlar inşa edildi. Tren istasyonları kuruldu.
Yabancı sermayenin gelmesiyle bankalar, oteller, işhanları, postahaneler açıldı. İstanbul’da elektrik şebekesi kuruldu. Elektrikli tramvay ve otomobil ile telefon, telgraf kullanımı başladı. Demiryolu yapımı hız kazandı. Yeni hastaneler açıldı.
✔ Böylece ulaşım, haberleşme ve sağlık devletin öncelikli görevleri arasına girmeye başladı.
XIX. yüzyılda yaşanan bu teknolojik gelişmeler yaşam tarzını da değiştirdi. Özellikle büyük şehirlerdeki devlet bürokrasisi Avrupai yaşam usullerini benimseyerek bu tarzın öncüsü oldu.
✔ Bu durum Türk – İslam yapısına uygun olarak yerleşmiş görgü kuralların ve buna bağlı olarak mahalli (yerel) kültürün değişmesine yol açtı.
Başlangıçta ayrı mahallerde varlık sürdüren müslüman ile müslüman olmayanlar aynı mahallelerde yaşamaya başladılar. Şehir hayatında bu değişim farklı kültürlerin birbirleriyle etkileşimini hızlandırdı.
Batılılaşma hareketinin öncüleri olan padişah ve devlet adamlarının
giyim tarzı yeni alışkanlıkları beraberinde getirdi. Genellikle üst düzey yöneticileri Avrupai yaşam tarzına yönelirken,
halk çoğunlukla geleneklere bağlı kaldı.
✔ Sultan Abdülmecit zamanında Dolmabahçe Sarayı’nın Batı tarzı koltuk ve döşeme takımlarıyla donatılması batılı etkisinin gündelik yaşama etkisini gösterir.
Avrupalı ordu ve saray danışmanlarının etkisiyle alafranga denen alışkanlıklar ortaya çıktı. Osmanlı ülkesinde yabancı dil bilme önem kazandı. Yabancı dil bilme memuriyette yükselmenin önemli bir unsuru oldu.
✔ Bu durum çocuk yetiştirmede yabancı mürebbiyelerin (yetiştiricilerin) gereksinimini doğurdu. Genellikle bu gereksinimi yönetici ve zenginler duymuştur.
Bu değişmeler eğlence anlayışında da etkisini gösterdi. Kadın, erkek birlikte eğlenir oldu. Beyoğlu ve Pera gibi yerler eğlence merkezi haline geldi.
Modernleşmeyle birlikte gazetelerin ve diğer süreli yayınların artması kamuoyu kavramını sosyal bir gerçeklik haline getirdi. Bu gelişme basın ve yayında kendisini gösterdi.

6.1.2 Basın ve Yayın Alanındaki Gelişmeler
Osmanlı Devleti’nde basının gelişimini ortaya koymak, bu alandaki en önemli faaliyet olan dergi ve gazeteleri incelemeye bağlıdır. Türkçeve Türkçe dışı yayın yapan çok sayıda Gazete ve dergi olmakla beraber, biz sadece Türkçe yayın yapan Gazete ve dergileri konu edineceğiz.

Gazeteler
Takvim- i Vekâyi: 1831 yılında II. Mahmut öncülüğünde çıkartılan ve halkı çeşitli konularda bilinçlendirmeyi amaçlayan Bir gazetedir. Osmanlı ülkesinde Türkçe olarak çıkan ilk gazete olan Takvim- i Vekâyi zamanla resmî gazeteye dönüşmüş, Yayınını Osmanlı Devleti’nin sona ermesine kadar devam ettirmiştir.
Ceride- i Havadis: Türkçe olarak yayınlanan ilk özel gazetedir. Türkiye’deki ilk gazete yazarlarının yetişmesinde etkileri olmuştur. İngiliz asıllı William Churchill (Vilyım Çörçil) tarafından 1840 yılında yayınlanmaya başlayan bu gazete, yarı resmî bir özelliğe sahipti.
Muhbir: 1867 yılında yayınlanmaya başlayan bu gazetenin sahibi Filip Efendi, yönetmeni ise Ali Suavi’dir. Sadrazam Ali Paşaya karşı şiddetli bir muhalet yürütmüş, 55. Sayısıyla yayınına son verilmiştir. Ali Suavi, 1867 yılında Avrupa’ya kaçarak Aynı gazeteyi Londra’da yayınlamıştır. Yurt dışında yayınlanan ilk Türkçe gazete olan Muhbir, 1908 yılında ekonomik zorluklar Nedeniyle kapanmıştır.

Ruzname-i Ceride- i Havadis: Önceleri Ceride- i Havadis’in bir eki olarak düşünülmüş, sonraları bağımsız bir gazete olarak Yayın hayatını sürdürmüştür. Kasım 1860’ta yayına başlayan açılan gazete, Mayıs 1865’te kapanmıştır.
Hürriyet:Avrupa’ya gitmek zorunda kalan Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından, Yeni Osmanlılar Cemiyeti adına Haziran 1868’de Londra’da çıkarılan bir gazetedir. 1870 yılında yayınına son verilmiştir.
İbret: Mayıs 1870’te Aleksan Sorafyan Efendi tarafından yayınlanmaya başlayan bu gazete, Ahmet Mithat Efendi’ nin yönetiminde yeni bir kimlik kazanmıştır. Başyazarlığını Namık Kemal yapmıştır. Mevcut yönetime karşı sert yazılarıyla Dikkati çeken İbret’in yayınına 1873’te son verilmiştir. Yazarları, Ebuzziya Tevfik, Ahmet Mithat, Nuri Bey ve Namık Kemal idi. Bu gazetenin bütün yazarları sürgüne gönderilmiştir.
Basiret: Bu gazeteden dolayı “Basiretçi” olarak anılan Ali Efendi tarafından 1870 yılında yayınlanmaya başlanmıştır. Yabancı bir devletten ilk kez yardım alan bir gazetedir. Almanya’yı destekleyen yazılar yazılmıştır.
Tercüman-ı Hakikat: Haziran 1878’de Ahmet Mithat Efendi’nin yayınlamaya başladığı bu gazete, daha çok halkı eğitici, okuma Alışkanlığını kazandırıcı bir tür ansiklopedik gazetecilik anlayışına sahipti. 1921’de yayın hayatına son vermiştir.
İkdam: 1894 yılında yayınlanmaya başlayan bu gazete, özellikle dil ve tarih alanında Türkçülük akımına öncülük etmiştir. Siyasî ve ilmî Türk gazetesi alt başlığıyla yayın hayatını sürdürmüştür.
Sabah: 1875 yılında yayın hayatına başlayan gazetenin başyazarlığını Şemsettin Sami yapmıştır. Dilinin sade, fiyatının ucuz
Olmasıyla dikkati çeken bir gazetedir.
Tanin: Ağustos 1908 yılında Hüseyin Cahit, Tevfik Fikret ve Hüseyin Kâzım tarafından yayınlanmaya başlanmıştır. Hüseyin Cahit’in yönetiminde İttihat ve Terakki’nin sözcüsü durumuna gelmiştir. 1925 yılında İttihatçı yönetimin savunuculuğunu yaptığından, kapatılmıştır.
Peyam: Ali Kemal’in çıkardığı bu gazete, 1913 yılında yayın hayatına başladı. İttihat ve Terakki’ye muhalif olan bu gazete, 1914 yılında kapatılmıştır. 1919 yılında tekrar yayın hayatına başlamış, 1920’de Sabah ile birleşerek Peyam- ı Sabah adını almıştır. 1922 yılında ise kapanmıştır.
Volkan Gazetesi: 1908’de yayınlanmaya başlayan bu gazete, 31 Mart Olayı’nın tahrikçilerinden olduğu gerekçesiyle 1909’da kapatılmıştır.
✔ Osmanlı Devleti döneminde yurt dışında Türk basını büyük gelişmeler göstermiştir. Bunun önemli bir nedeni, Avrupa Devletlerinin Osmanlı hükümetlerine yönelik her türlü eylemi desteklemeleridir. Bu gazetelerin parasal kaynaklarını Mısırlı Prens Mustafa Fazıl Paşa veya Avrupa devletleri sağlamışlardır.
➢ Yurt dışında yayınlanan ilk gazete Muhbir’dir. Onu Hürriyet, Paris’te Ali Suavi tarafından yayınlanan Ulûm, 1895’te yine Paris’te yayınlanan Meşveret ve Abdullah Cevdet tarafından 1904 Cenevre’de yayınlanan İçtihat izledi.
✔ I. Meşrutiyet idaresinini rafa kaldırılması üzerine Avrupa’ya giden Ali Suavi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Agah Efendi’nin gittikleri yerlerde çıkardıkları bu gazeteler II. Abdulhamit’in uyguladığı politikalara sert eleştiriler yöneltildi. Bunun üzerine II. Abdülhamit’in hak ve özgürlükleri kısıtlayan uygulamalarını eleştiren bu gazeteler yasaklandı.

Dergiler
Vakâyi- i Tıbbiye: Mayıs 1849’da çıkarılan bir dergidir. 1850’de kapanmıştır. Bazı basın tarihçilerinin “ilk dergi”
Olarak değerlendirdikleri Vakâyi- i Tıbbiye litografya (taş basma) usulüyle yayınlanmış, genel tıp konuları yanında iç hastalıklar Üzerinde durmuştur.
Mecmua- i Fünûn: Cemiyet- i İlmiye- i Osmaniye tarafından çıkartılan ve genelde tarihçilerin ilk dergi olarak değerlendirdikleri Mecmua- i Fünûn, ilimle ilgili telif ve tercüme yazılarına yer vermiştir (1862). Dergi, 1883’te kapanmak zorunda kalmıştır.
Mir’at: İlk resimli dergi olan Mir’at 1862’de Mustafa Refik tarafından yayınlanmıştır.
Mecmua- i Ebuzziya: Ebuzziyya Tevfik tarafından Mayıs 1880’de yayınlanmaya başlayan bu dergi, düşünce ve edebiyat dergisi Olarak bilinir. 1912 Ağustos’unda kapanmıştır.
Diyojen: 1872’de Tedor Kasap öncülüğünde çıkarılan ilk mizah dergisidir.
➢ 1871 yılına kadar Mecmua i İber-i İntibah, Mecmua- i Ceride- i Askeriyye, Mecmua- i Maarif gibi dergiler yayınlanmış, 1871’den sonra ise geniş kitlelere açılan dergiler görülmeye başlanmıştır. Bunlardan en önemlisi Ahmet Mithat Efendi’nin yayınladığı, edebiyat, felsefe ve basit fen bilgileri gibi değişik konularda yazıların yer aldığı Dağarcık dergisidir.
➢ 1891 yılında Servet- i Fünûn adında bir dergi yayınlanmış, bu dergi Recaizade Ekrem’in öncülüğünde 1895’ten sonra edebiyat ağırlıklı bir dergi niteliğine dönüştürülmüştür.
➢ II. Meşrutiyet devrine kadar Vasıta— i Servet (veterinerlik alanında ilk dergi), Güneş (Beşir Fuat tarafından çıkarılan bir dergi), Eftal ve Berk gibi dergiler yayınlanmıştır. 1903’te Sırat- ı Müstakim adıyla yayımlanan ve sonra Sebilü’r- Reşat adlı Fikir dergisi, önemli bir yer tutar. 1912’de Tanzimat, 1917’de Vakit, 1918’de Akşam, 1918’de Âti ve Yenigün dergileri çıkarılmıştır.
➢ XX. Yüzyılın ilk çeyreğinde Genç Kalemler, Türk Yurdu (1911), Millî Tetebbular Mecmuası (1915) ve Ziya Gökalp’in “Küçük Mecmua” sı, fikir hayatımızda önemli hizmetler yapmışlardır. Aynı dönemde mizah türünde Hokkabaz, Dalkavuk, Hoca Nasrettin ve Geveze gibi dergiler yayınlanmıştır.
✔ Osmanlı basın yaşamının hareketlenmesi ve mevcut yönetime karşı eleştirilerin artması üzerine Osmanlı Devleti 1864’te Matbuat Nizamnamesi yayınlayarak, gazete kapatma, para ve hapis cezası uygulaması başlamış, II. Abdülhamit döneminde bu nizamnameye dayanarak basın ve yayın faaliyetleri üzerinde ciddi bir baskı ve (sansür) uygulanmıştır.

Osmanlı Basın Hayatında Kadın
Osmanlı basın – yayın hayatı içinde kadınlar da yer almıştır. Yazarlıkla uğraşan kadınlar genellikle dönemin aydın bürokrat kesimin iyi eğitim görmüş kızları ve eşleridir. Bu kadın yazarlardan bazıları Fatma Aliye, Emine Semiye, Şair Nigar, Fatma Fahrünnisa, Fatma Kevser ve Gulistan Esmer’dir. Osmanlı Devleti’nde ilk kadın dergi 1869’da çıkan Terakk-i Muhadderet (kadınların yükselişi) dergisidir. Bu dergide Batı’daki kadın hareketler anlatılmış, kadınların eğitim görmesi gereği üzerine değinilmiştir. 1866’da ise sahibi kadın olan ve yazı kadrosunun tamamı kadınlarda oluşan Şüküfezar (Çiçek Bahçesi) dergisi yayınlanmıştır.
1895’te yayın hayatı uzun sürecek olan Hanımlara Mahsus Gazete adlı çıkarılmıştır. Bu gazetede Fatma Aliye kadın sorunları, kadınların çalışma ve toplumsal yaşama katılımı ve eğitim konularını ele almıştır. 1908’de yayın hayatına başlayan Demet adlı dergide Halide Edip, İsmet Hakkı, Fatma Müzehher gibi kadın yazarların yazıları yer almıştır. Bu dergide kadınlara yönelik mesleki sınırlandırmalar eleştirilmiştir.
✔ Kurtuluş Savaşı’mızda Sivas Kongresi çalışmaları sırasında İrade-i Milliye (1919) Millî Mücadele’yi destekleyen gazete olarak karşımıza çıkar. Aynı gazete, Temsil Heyeti Ankara’ya geldikten sonra Hâkimiyet-i Milliye adıyla yayımlanmıştır. Böylece Millî Mücadele, kendi yayın organına kavuşmuştur.

6.1.3 Düşünce Hayatında Değişmeler
Osmanlı Devleti’nde düşünce hayatında önemli değişiklikler, XVIII. Yüzyılın başlarında görülür. Bu değişiklikler, önce devlet Adamlarında görülür. Bu durumun nedeni, XVIII. Yüzyılda Avrupa’dan geri kalındığının bilincine varılmasıdır. Avrupa’nın askerî ve teknik alandaki üstünlüğünün devleti tehdit edici boyutlara ulaşmasıyla bazı Osmanlı devlet adamları, batılılaşmanın gereğine inanmışlardır. XVIII. Yüzyılda Avrupa devletleriyle dostluk yolları arandı; batı yöntemleri ile ıslahatların gerekliliği anlaşıldı ve batıdan birçok eser tercüme edildi. Avrupa’daki gelişmeleri yerinde izlemek amacıyla Avrupa’ya elçiler gönderildi.
Lâle Devri ile başlayan bu gelişmeler, Osmanlı toplumunun düşünce hayatını da etkilemeye başladı. XIX. yüzyılda, Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemde (1839 – 1876), düşünce hayatında önemli değişmeler görüldü. Avrupa karşısında, giderek Geri kalındığını gören aydınlar, düşünce alanında köklü değişikliklerin ipuçlarını gözler önüne serdiler. Toplumu aydınlatmak Amacıyla hareket eden aydınlar, akla ve akılcılığa önem verdiler. Şinasi, Namık Kemal, Cevdet Paşa, Ali Suavi, Yusuf Akçura Gibi aydınlar, görüşleriyle, düşünce hayatının gelişmesine katkıda bulundular.

6.1.4 Bilim Alanında Gelişmeler
XIX. yüzyılda batı dillerinden eserler tercüme edildi. Bu tercümeler batı tarzında açılan okulların ders kitabı ihtiyacını karşılamaya dönüktü. XVIII. Yüzyılda batı tıbbı, Osmanlı ülkesinde etkili olmaya başlamıştır. Ömer Şifai, “Minhacü’l- şifa” Adlı eserinde tedavi yöntemlerini tartışmaya çalıştı. XIX. yüzyılda, Şanizade Ataullah Efendi ve Behçet Efendi en ünlü bilginler Arasında yer aldılar. XIX. Yüzyılda Ahmet Cevdet Paşa ve Ahmet Lütfi Efendi en ünlü vak’avünislerdi. Yüzyılın sonunda Ahmet Hilmi, Ahmet Mithat Efendi, Mizancı Murat ve Abdurrahman Şeref Bey tarih alanında görülen önemli şahsiyetler Arasında yer almıştır. XIX. Yüzyılda Londra Sefiri Mehmet Akif Efendi, bir coğrafya kitabı yazmıştır. Tanzimat Devri’nde daha çok, tercüme ve telif yoluyla coğrafya alanında eserler görülür. Yazılan yeni eserler okul kitapları tarzında kaleme alınmıştır. En ünlüsü Şemsettin Sami’nin Kamûsü’l- Âlâm adlı eseridir.

Güzel Sanatlar
Osmanlı mimarîsinin geç devri, XVIII. Yüzyıldan itibaren yaşanmıştır. Bu devirde mimarî sadelikten uzaklaşılarak Avrupa’nın Etkisi altına girilmiştir. Mimarî, ilk defa Fransa kaynaklı barok sanatının (1703-1808) etkisi altında kaldı. Bu tarzda yapılan İlk eser “Nûruosmaniye Camii” dir. XIX. yüzyılda, Osmanlı mimarîsi, 1808-1874 yılları arasında ampir üslûbun etkisinde kalmıştır. Bunun ilginç örneği Dolmabahçe Camii’nde görülebilir. Neo klâsik dönemde (1777-1923) Türk mimarları, eski Türk mimarî üslûbuna dönüş yapmışlardır.
✔ 1923’ten sonra mimarî, modern tarza bürünmüş, günümüzde ise mimarı kaygı, büyük ölçüde sona ermiş bulunmaktadır. Betonarme yapılarla birlikte mimarîde tarihî unsurlar yok olmuştur. Süsleme Sanatları ve Musiki
➢ XIX. Yüzyılda resim minyatür özelliğini kaybetti. Batı resmine uygun bir hâle geldi. Batı tarzında resim yapanlar arasında, bu yüzyılda en ünlüleri Şeker Ahmet Paşa, Osman Nuri Bey, Osman Hamdi Bey ve Ali Rıza Bey’ dir.
➢ Osman Hamdi Bey; güzel sanatlar alanında eğitim verecek olan Sanay-i Nefise Mektebinin kuruluşunda büyük katkı yaptı. Osmanlı Devleti’nin ilk müzesi sayılan Müze-i Humayun’un oluşmasına öncülük etti.
➢ Spor alanında futbol ve jimnastik öne çıktı. 1903’de Beşiktaş, 1905’de Galatasaray, 1907’de Fenerbahçe kulüpleri kuruldu. 1908’de Selim Sırrı Tarcan öncülüğünde Osmanlı Milli Olimpiyat Cemiyeti kuruldu.
➢ Osmanlılarda müzik eğitimi, XIX. Yüzyıla kadar Enderun’un musiki bölümü ve meşkhanede verilirdi. Bu kurum “Mızıka- İ Hümayun” kuruluna dönüştü. II. Meşrutiyet’e kadar müzik eğitimi “Mızıka- i Hümayun” da yapıldı. 1908’den sonra “Darü’l- Elhan (konservatuvar)” açıldı.

Seyirlik Oyunlar ve Tiyatro
Osmanlılarda tiyatro, özellikle Tanzimat devrinde batıya yönelişin sonucu, Avrupai bir tarza bürünmüştür. Bu anlamda 1870’te ilk Osmanlı tiyatrosu Güllü Agop tarafından açılmıştır. Daha sonra Ahmet Vefik Paşa, Bursa’da bir tiyatro sahnesi kurdurmuştur. İstanbul’daki tiyatrolarda sergilenen oyunlar arasında Şinasi’nin Şair Evlenmesi ile Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre adlı eserleri de yer almıştır. 1914 yılında günümüzdeki İstanbul Şehir Tiyatroları (Darülbedayi) kurulmuştur.

Leave a Reply