Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

1929 Dünya Ekonomik Krizi ve Kara Perşembe Hakkında Bilgi

1929 Dünya Ekonomik Krizi ve Kara Perşembe Hakkında Bilgi
Krizin Sebepleri
– I. Dünya Savaşı’na kadarki dönemde dünya ekonomisinde en etkili devlet İngiltere’ydi. Fakat savaş sırasında özellikle ABD’den almış olduğu kredileri bile ödemekte zorlanmaya başlamıştı. İhracatı düşmüş, ABD’den yeniden borç almak zorunda kalmıştı.
– I. Dünya Savaşı sonrasında ekonomisi durma noktasına gelen Almanya, ABD’nin istediği savaş tazminatını ödemek için para basınca, Almanya’da hiper enflasyon ortaya çıkmıştır.
– Bu durum karşısında ABD, 1924 yılında Almanya’ya Dawes Planı’nı önermiştir. Buna göre; ABD Almanya’ya yeniden yapılanması için kredi verecek; yapılanmasını tamamlayan Almanya da daha sonra tazminatını ödeyecekti.
– Bütün bu ekonomik sorunlar, piyasalarda para akışının oldukça sınırlanmasına neden olmuş ve her an büyük bir küresel sorunun patlayacağını göstermiştir.
– New York Borsası 1929 yılı Ekim ayının başına kadar olan süreçte oldukça yüksek bir kazanç getirmişti. Ancak 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde, ABD’nin Almanya ve İngiltere ile ilgili ekonomik sorunlarının da etkisiyle bazı büyük holdinglerin hisse senetleri düşmüştür. Bu düşüş 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların kâğıtlarını ellerinden çıkarmalarıyla hızlanmış ve “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa dibe vurmuştur.
– 21-29 Ekim 1929 tarihleri arasında 4.000 kadar banka batmış, binlerce insanın mal varlığı yok olmuştur. Bu insanlar açlığa sürüklenmiş, sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalışmışlardır. Piyasadaki para bir anda yok olduğu için, insanlar ihtiyaçlarını karşılamada takas yoluna giderek bir nev’i değiş-tokuş ekonomisine geri dönmüşlerdir. Bunalımın etkileri II. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir periyotta devam etmiştir.
– 1933’te ABD’de Roosevelt, ekonomik sistemde köklü değişiklikler vaat eden New Deal (Yeni Anlaşma) projesiyle iş başına gelmiştir. Bu plana göre, ilk kez devlet ekonomiye müdahale etmiştir. Bu doğrultuda ilk kez Merkez Bankası kurulmuş, bankacılık sistemini düzeltmek için kanunlar yapılmıştır.
– Devlet, bazı alanlarda fiyat dengelemeleri yapmış, altın ve döviz kuru bizzat başkan tarafından kontrol edilmiştir. Fakat New Deal programı başlangıçta olumlu yankılar yapsa da, beklenen sonuçları vermemiştir.
– Bu planın yeterince başarılı olmamasının en önemli nedenleri; devlet harcamalarının ekonomiyi canlandırmaya yetmemesi, devletin ekonomideki payının artmaması ve yatırımların yetersiz kalmasıdır.
KRİZİN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ
1929’daki “Büyük Bunalım”ın etkisiyle uluslararası ticarette ortaya çıkan daralma, Türkiye’yi de etkilemiştir.
– Korumacı-devletçi ekonomi politikalarına yönelen Türkiye, dış ticaret ve döviz üzerinde devlet denetimini artırmış, bir yandan ithalata miktar kısıtlamaları getirirken öte yandan gümrük vergilerini yükseltmiştir.
– Ulusal sanayiyi güçlendirme yolunda halk, hem tasarrufa hem de yerli malı kullanmaya özendirilmiştir. Bu amaçla, 4 Nisan 1929’da İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen
– “Yerli Malı Kullanma ve Koruma” konulu toplantıda yerli malı kullanmaya yönelik önemli kararlar alınmıştır. Bu toplantının en önemli sonucu “Yerli Malları Haftası”nın ilan edilmesidir.
– Atatürk’ün direktifleriyle, yerli malı kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla, 1929’da TBMM Başkanı Kâzım Özalp’ın başkanlığını yürüttüğü “Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti” kurulmuştur.
– 1930 yılında Devletçilik modeli uygulanmaya başlanmıştır.
– 1933 yılında Planlı Ekonomik Kalkınma modeline geçilmiştir.
– 1933’te dış ödemelerde “kliring” ve “takas” sistemi uygulamasına başlanmıştır.
– Kliring Sistemi “malını alanın, malını alma” ilkesine dayanan ekonomi modelidir.
– İhraç mallarının standardizasyonuna önem verilerek, ihracat bu yönden de teşvik edilmiştir. Ayrıca hükûmete tedbir alma yetkisi verilerek, ihraç edilen fındık ve yumurtadan başlayarak ihraç mallarında kalite kontrolüne gidilmiştir.
– Bu kalite kontrolünü yapması amacıyla Türk Ofis kurulmuştur. Türk Ofis’e kontrol ve teftiş görevi yanında; piyasa araştırmaları yapma, uluslararası ticaret ve ödeme anlaşmalarını hazırlama görevleri de verilmiştir.
– Bu tedbirlerin sonucunda ihracatla ithalat arasındaki denge 52 yıldan beri ilk kez1930’da aktif duruma gelerek, ihracat ithalatı aşmış ve Türkiye’nin dış ticaret açığı kapanma noktasına gelmiştir.

Leave a Reply