Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

9.Sınıf Tarih dersi 5. Ünite Ders Notları

9.Sınıf Tarih dersi İSLAM MEDENİYETİNİN DOĞUŞU Ünitesi Ders Notları
Merhaba Değerli Takipçilerimiz Bu makalemizde sizlere 9. sınıfa ait 5 . Ünite olan İSLAM  MEDENİYETİNİN  DOĞUŞU ile ilgili kısa özetler vereceğiz. 9.Sınıf Tarih Dersi biliyorsunuz 6 Üniteden oluşuyor ve Bu Ünitelere ait ders notlarını daha Önce paylaşmıştık. Pekala bu Ünitede Neler Öğreneceğiz Kısaca bir göz atacak olursak . İslamiyetin doğuşu, Dör halife dönemi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi,Tolunoğlulları , İhşidler, Memluklular ve Eyyubiler ile İslam kültür ve medeniyetine ait unsurlara kısaca göz atacağız.

----

NELER ÖĞRENECEĞİZ
• İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadası, Asya, Avrupa ve Afrika’nın genel durumunu
• Hz. Muhammed ve Dört Halife Dönemi’nde, Müslümanların Arap Yarımadası ve çevresinde siyasi hâkimiyet kurmaya yönelik faaliyetlerini
• Emeviler ile birlikte İslam Devleti’nin yapısında meydana gelen değişimi
• Türklerin Abbasi Devleti’ndeki askerî ve siyasi gelişmelerde oynadıkları rolleri
• VIII ve XII. yüzyıllar arasında İslam medeniyeti çerçevesindeki ilmî faaliyetleri

KONU BAŞLIKLARI
5.1. İSLAMİYET’İN DOĞDUĞU DÖNEMDE DÜNYA

5.2. İSLAMİYET YAYILIYOR
5.3. EMEVİLER
5.4. ABBASİ DEVLETİ VE TÜRKLER
5.5. BİLİM MEDENİYETİ

Arap Yarımadası; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine yakın olduğu önemli bir noktada bulunmaktadır.
Bu dönemde, Arabistan ve çevresinde dönemin iki büyük gücü olan Doğu Roma ve Sasani İmparatorlukları hüküm
sürmekteydi. Doğu Roma ve Sasani İmparatorlukları arasındaki rekabet ve buna bağlı savaşlar, her iki devletin de yıpranmasına neden olmuştur.
Bedevilik (Göçebelik): Çöl ve vahalardaki konar-göçer yaşam şeklidir. Çadırlarda yaşayan bedevilerin hayatlarında develer çok önemli bir yere sahiptir. Bazen yağmacılık hareketleri görülse de bedevilikte temel geçim kaynağı avcılık ve takasa dayalı ticaretti. Kabileler hâlinde yaşayan bedeviler, Arapçayı en duru ve doğru şekilde konuşurlardı. Bu nedenle şehirliler, çocuklarını doğru Arapçayı öğrenmeleri için bedevi ailelerin yanına çöle gönderirdi.
Hadarilik (Şehirlilik):Arabistan’da görülen yerleşik yaşam tarzıdır. Köy, kasaba ve şehirlerde yaşayan hadariler, kendilerine mahsus mahallelerde, kerpiçten veya taştan yapılmış evlerde otururlardı. Geçim kaynakları ise tarım ve ticaretti. Hadariler de kabile anlayışıyla kümelenmiş olarak yaşamalarına rağmen yönetim tarzları bedevilerinkinden
farklılık gösterirdi. Kabile reisinin yönetiminden ziyade kabile meclisi tarafından yönetilir ve önemli kararlar oy çokluğuyla alınırdı.

İSLAM ÖNCESİ ARAP YARIM ADASININ DURUMU
NOT: İslamiyet öncesi Arabistan’da insanlar; hürler, mevaliler ve köleler olmak üzere üç sosyal sınıfa ayrılmıştı.
Hürler tüm haklara sahipti. Köle alınıp satılabilir, miras olarak bırakılabilir ve günlük işlerde çalıştırılabilirdi. Bir köle azat edilirse mevali denilen sınıfa geçmiş olurdu.
-Bir erkek çok sayıda kadınla evlenebilir ve eşlerini kolayca boşayabilirdi.
-Kadınlar, mirastan da pay alamazdı.
-Araplar, haram aylar olarak kabul edilen zilkade, zilhicce, muharrem ve recep ayında savaş yapmazlardı. Bu aylarda yapılan savaşlara Ficar Savaşları denilirdi.
-Hz. Muhammed’in doğduğu sıralarda ise Arap Yarımadası’nda siyasi birlik yoktu. Toplum kabilelerden oluşurdu. -Kabilelerin başında şeyh veya seyyid denilen kabilenin büyüğü bulunurdu. Kabileler arasında özellikle kan davalarına dayanan savaşlar sık görülürdü.
-Arabistan genelinde inanış olarak Putperestlik hâkimdi. Bunun yanı sıra Hristiyanlık, Musevilik ve Haniflik (Hz. brahim’in dini) dinlerine inananlar da vardı.
-İslamiyet öncesi döneme “Cahiliye Dönemi” denmesinin sebebi, insanların okuma-yazma bilmemesi değildir. -Bedeviliğin yaygın olması; insanların medeniyet bakımından geri kalmaları, bilgisizlik ve gaflet içerisinde bulunmaları, putlara tapmaları, kadınlara yönelik kötü tutumları gibi nedenlerden dolayı Arap toplumunun -İslamiyet öncesi dönemine, Cahiliye Dönemi denirdi.
-Arabistan Yarımadası’nda ekonomi tarım, hayvancılık ve ticaret üzerine kuruluydu. Hayvancılık özellikle bedevilerin geçim kaynağıydı. Başta Mekke olmak üzere yarımada genelinde en belirgin geçim kaynağı ticaretti. panayırlar, ekonomik hayatın olduğu kadar sosyal hayatın da önemli bir parçasıydı. Özellikle kabileler arasındaki birçok problem buralarda çözülürdü. Panayırlarda edebî sohbetler yapılır, şairler en güzel şiirlerini buralarda okurdu. Bu şiirlerden beğenilenler Kâbe’nin duvarına asılırdı.

İslamiyet’in Varoluş Mücadelesi
Bedir Savaşı (624): Bedir kuyuları başında meydana gelen bu savaşı Müslümanlar kazanmıştır.(İlk Savaş – İlk Zafer) Bedir Savaşı’nda elde edilen ganimetler savaşa katılanlar arasında eşit şekilde bölüştürülmüştür. Esirlerin fidye karşılığı serbest bırakılmış. Esirlerin, ödeme yapamayacak olanlarından okuma yazma bilenler, on Müslümana okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmıştır.

----

Uhud Savaşı (625): Mekkeli müşrikler yenilginin intikamını almak ve Müslümanların denetimine geçen Suriye-Mısır ticaret yolunu tekrar ele geçirmek için harekete geçti. Savaşın başlarında Müslümanlar galip gelmişse de okçuların yerlerini terk etmeleri ile savaşın seyri değişmiştir.
Hz. Peygamber’in yaralandığı bu savaşta, Hz. Hamza şehit oldu. Savaş sonunda Mekkeli müşrikler tam bir galibiyet kazanamamıştır

Hendek Savaşı (627) : İran asıllı sahabi Selman-ı Farisî’nin tavsiyesini üzerine Medine’nin etrafına hendek kazılarak savunma yapılmıştır. Mekkeli müşrikler şehri 20 gün boyunca kuşatmış çıkan şiddetli bir fırtına yüzünden kuşatmayı kaldırıp Mekke’ye geri dönmüşlerdir.

Hudeybiye Antlaşması (628) : Bu antlaşmaya göre Müslümanlar, o yıl Mekke’ye giremeyecekti. Mekkeli bir kimse Hz. Muhammed’in yanına kaçarsa geri verilecek, fakat bir müslüman kaçarak Mekke’ye sığınırsa iade edilmeyecekti.  Bu antlaşma sonucunda İslam’ın yayılması hızlanmış Ayrıca Mekkeliler, Hudeybiye Antlaşması ile Müslümanları resmen tanımıştır.

Hayber’in Fethi (629): Yahudiler, Şam ticaret yolunu tehdit edip Müslüman ticaret kervanlarına zarar vermeye ve Mekkeli müşrikleri Müslümanlara karşı kışkırtmaya devam etmekteydi. Bunun üzerine  Kale kuşatılarak kısa sürede ele geçirildi. Bu zaferle Şam ticaret yolunun güvenliği sağlandı ve ilk defa Yahudilerden haraç vergisi alındı.

Mute Savaşı (629): Hz. Muhammed çevre ülkere  elçiler göndererek onları da İslam’a davet etmiştir. Gassanilere de bu dönemde bir elçi gönderilmiş fakat elçi, Gassani valisi tarafından öldürülmüştür. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir ordu hazırlayarak bölgeye sevk etti. Gassani hükümdarı, Bizans’tan yardım istedi. Bölgeye gelen Bizans ordusu ile Müslümanlar arasında bir savaş yapıldı. İslam ordusu sayıca çok az olmasına karşın Bizans ordusuna büyük zararlar verdirdi. Bu savaş Müslümanlarla Bizans arasındaki ilk savaştır.

----

Mekke’nin Fethi (630): Mekkeli müşrikler Hudeybiye Antlaşmasını bozdukları için Müslümanlar 10.000 kişilik orduyla Mekke’yi kuşattı. kısa sürede kan akıtılmadan fetih tamamlanmıştır. Mekke’nin fethiyle birlikte Hicaz bölgesinde İslam’ın yayılışının önündeki engeller ortadan kalkmıştır.

Huneyn Seferi (630): Mekke’nin Müslümanlar tarafından fethi üzerine Taifliler, putperest diğer kabileler ile birleşerek büyük bir ordu hazırladı. Yapılan savaşta Müşrikler yenilgiye uğratıldı. Bu zaferle Arap Yarımadası’ndaki son putperest tehdit de ortadan kalkmış oldu.

Ta’if Seferi (630): Huneyn Savaşı’nda Taiflilerin müşriklere yardım etmesi üzerine sefer düzenlendi fakat fethedilemedi. Taifliler, ertesi sene elçiler göndererek kendiliğinden Müslüman oldular.

Tebük Seferi (631): Bizans’ın Arabistan üzerine büyük bir sefer düzenleyeceği haberleri üzerine Hz. Muhammed, 30 bin kişilik bir İslam ordusu hazırladı ve sefere çıktı. Fakat Tebük mevkine gelindiğinde haberin asılsız olduğu öğrenildi. Arabistan dışına yapılan ilk sefer olma özelliği gösteren Tebük Seferi sırasında bölgede birçok kabile Müslümanlığı kabul etti.

Hz. Muhammed, vefatına kadar Medine’de yaşamıştır. Vefat etmeden önce yapmış olduğu Hac ibadeti sırasında tüm insanlığa seslendiği Veda Hutbesi’ni okumuştur. Hz. Muhammed 632 yılında Medine’de vefat etmiş, cenazesi kendi evine defnedilmiş ve burası günümüzde de Mescid-i Nebevi’nin içerisindeki Ravza-i Mutahhara olarak adlandırılmıştır.

----

Dört Halife Dönemi (632-661)
Hilafet  İslam devletlerinde Hz. Peygamber’den sonraki devlet başkanlığı kurumunu ifade eder. İslam Devleti’nin başkanına ise Halife denir.

Hz. Ebubekir Dönemi (632 – 634)
-Dağılan İslam birliği yeniden sağlandı.
-Yalancı peygamberler sorunu ortadan kaldırıldı.
-Zekât vermek istemeyen Arap kabileleri tekrar devlete bağlandı.
-Kur’an-ı Kerim bir kitap haline getirildi.
-Bizans ile Yermük Savaşı yapıldı. Suriye’nin fethinin önü açıldı.

Hz. Ömer Dönemi (634 – 644)
-Suriye (Ecnadeyn Savaşı), Irak (Kadisiye Savaşı), İran (Nihavent Savaşı), Kudüs, Mısır, Azerbaycan alındı.
-Sınırların gelişmesi ile yönetimi kolaylaştırmak için İslam Devleti’nin kurumları oluşturuldu.
-İllere bölerek yönetim uygulandı. Her ile bir vali, bir de kadı atandı.
-Düzenli ordu kuruldu. Ordugâh şehirleri oluşturuldu.
-Beytülmal adı verilen devlet hazinesi kuruldu.
-İkta sistemi oluşturuldu.
-Askeri posta teşkilatı oluşturuldu.
-Hicri takvim oluşturuldu.

Hz. Osman (644 – 656)
-Horasan ve Azerbaycan fethedilerek İslam Devleti’nin sınırları Gürcistan ve Dağıstan’a kadar genişletilmiştir.

-Suriye valisi Muaviye tarafından ilk İslam donanması kurulmuştur.
-Kıbrıs fethedilmiştir.
-Doğu Roma ile Zatü’s Savari adı verilen deniz savaşı yapılmıştır. Müslümanların ilk deniz zaferidir.
-İslam Devleti’nin sınırları Horasan’a kadar ilerlemiştir. İlk defa Türklerle mücadele  edilmiştir. Hazar Türkleri ile komşu olunmuştur.
-Kur’an-, Kerim çoğaltılarak illere gönderilmiştir. (Mekke, Basra, Küfe, Şam ve Mısır).
-İslam Devleti’nde ilk ayrılık sinyalleri ortaya çıktı.

Hz. Ali Dönemi (656 – 661)
Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra Hz. Ali’nin halife seçilmesine Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılmadığı iddiasıyla bazı gruplar karşı çıktı.
Bu dönemde fetihler durdu. İç karışıklıklar ortaya çıktı. İki muhalif grupla mücadele edildi.
1.Hz. Ayşe, Talha ve Zübeyr; Deve Olayı (Cemel Vakası – 656 yılında). Hz. Ali savaşı kazandı. Devlet merkezi Küfe’ye taşındı.

2.Muaviye; Sıffin Savaşı (657) Savaşa hile karıştığından sonuç alınamadı. Sorun Hakem Olayı yüzünden de çözümlenemedi. Bu olaylardan sonra Müslümanlar Hz. Ali taraftarları, Muaviye taraftarları ve Hariciler olmak üzere üç gruba ayrıldı. Hz. Ali Haricilerin suikastı ile öldürüldü.

EMEVİLER (661-750)
-Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan’ın Muaviyenin halifeliğini kabul etmesi üzerine yaklaşık 90 yıl sürecek Emevi  hanedanlığı başlamış oldu.
-Muaviye, Kureyş kabilesinin Ümeyyeoğulları veya Emeviler koluna mensup olduğu için devlet, Emevi Devleti olarak adlandırılmıştır.
-İlk dört halife seçimle iş başına gelmişken Muaviye siyasi mücadele ile başa gelmiştir.
-Muaviye, Bizans İmparatorluğu’na yapılan seferleri düzenli bir hâle getirmiş,
-İstanbul kuşatılmış ancak sonuç alınamamıştır.
-Muaviye zamanında deniz seferleri de yeniden başlamış, Rodos, Sakız gibi adalar alınmıştır.
-Emevi orduları, Türkistan’a seferler yapmış Kâbil, Buhara, Sicistan, Nesef ve Baykent gibi yerleri ele geçirmiş ve büyük ganimetler elde etmiştir.

Muaviye’den sonra oğlu Yezid halife olunca halifelik saltanata dönüşmüştür. Yezid’in halife olmasıyla gerek halifeliğin Hz. Ali’nin soyundan devam etmesi gerektiğini düşünenler gerekse Emeviler’in yönetiminden memnun olmayan diğer gruplar muhalif bir tutum sergiledi. Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin de Yezid’e bağlılığını bildirmedi ve Kerbela denilen yerde ailesi ve akrabalarıyla birlikte şehit edildi

Emeviler Dönemi’nde siyasi çekişmeler neredeyse hiç bitmemiştir. Ancak sekizinci Emevi halifesi olan Ömer bin Abdülaziz dönemi farklıdır. Bu dönemde mevalilerden alınan cizye vergisi kaldırılarak ayrımcılığa son verilmiş ve toplumun her kesimini kucaklayan bir yönetim sergilenmiştir.

1-Velid’in halifeliği döneminde Maveraünnehir bölgesinde pek çok Türk şehri Emevi hâkimiyetine girmiştir. Fakat Emevilerin uyguladığı politikalar nedeniyle bu dönemde İslamiyet Türkler arasında yayılmamıştır.

----

Tarık bin Ziyad, Gotları mağlup etmiş ve belirli aralıklarla yapılan seferlerle bütün İspanya fethedilmiştir.   Emevilerin, Avrupa kıtasındaki ilerlemeleri 732 yılında Franklarla yapılan Puvatya (Poitiers veya Puvatiye) Savaşı’nda İslam ordusunun yenilmesiyle Prene Dağları’nda son bulmuştur. Zamanla Emevi Devleti zayıfladı ve Abbasilerin isyanıyla da yıkıldı.

Emevilerin yıkılma nedenleri
-Son dönemdeki halifelerin kötü yönetimi,

-hanedan üyeleri arasındaki mücadeleler,
-toplumdaki kabilecilik anlayışı,
-Kerbela Olayı’ndan ötürü halkın bir kısmında Emevi ailesine karşı oluşan nefret
-Arap olmayan unsurların dışlandığı mevali politikası,
-Emevilerin yıkılma nedenleri olarak sıralanabilir.

Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması

Emevi ailesine mensup Abdurrahman bin Muaviye Kurtuba’da 1031 yılına kadar varlığını sürdürecek olan Endülüs Emevi Devleti’ni kurdu.

Endülüs Emevileri günümüzdeki bütün İspanya ve Portekiz topraklarına hâkim olmuştur. Endülüs Emevi Devleti Hristiyan İspanyol krallıklarının saldırılarıyla topraklarının bir kısmını kaybetti ve daha sonra yıkıldı. Endülüs Emevi Devleti’nin yıkılmasından sonra İspanya’da Beni Ahmer Devleti Dönemi (1238-1492) yaşanmıştır. 1469’da Hristiyanlar harekete geçti ve 1492 yılında Beni Ahmer Devleti’ni yıktı. Kurtuba Camisi, Endülüs Emevi Devleti’nden günümüze kalan önemli mimari eserlerdendir.

----

ABBASİ DEVLETİ VE TÜRKLER
-Emevi hanedanına karşı Abbasi ailesi ve destekçilerinin isyanı başarıya ulaştırdı. Ebü’l-Abbas, Kûfe’de halife ilan edildi.   Abbasiler ikinci halifeleri   Ebu Ca’fer el-Mansur zamanında Bağdat şehrini kurarak burayı devletin merkezi hâline getirdi.
-Abbasi Devleti, Harun Reşid zamanında en parlak günlerini yaşamıştır.
-Abbasiler, her ne kadar geniş topraklara hükmedip kültürel alanda gelişmiş olsa da ilk yıllardan itibaren devletten kopmalar başladı.

-Bütün olumsuzluklara rağmen siyasi yaşamını 1258 yılına kadar devam ettirdi. Bu tarihte Cengiz Han’ın torunu Hülagü, Bağdat şehrini işgal ederek

-Abbasi Devleti’ne son verdi. Abbasi ailesinden el- Müstansır, Memlük Sultanı Baybars tarafından Kahire’de halife ilan edildi. Böylece halifelik makamı, 1517’de Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’in Memlüklüleri ortadan kaldırmasına kadar Abbasi ailesinde kaldı.
Abbasiler, devlet işlerini görüşmek için farklı divanlar kurmuştur.

Devletin mali işlerine Divanü beytülmal, askerî işlere Divanü’l-ceyş, resmî yazışmalara Divan’ı-tevki, 
posta ve gizli istihbarat hizmetlerine Divanü’l-berididari haksızlıklara ve adli hatalara Divan’ı-mezalim bakardı

Abbasi Devlet Teşkilatında Türkler
Abbasi   Halifesi Harun Reşid, muhafız birliğini Türklerden meydana getirmiştir. Bizans’tan gelebilecek tehditleri önlemek için merkezi Antakya olan Avasım eyaleti kurularak Türklerden oluşan askerî birlikler bu şehirlere yerleştirilmiştir.
Me’mun’un halifeliğinin son yıllarında Türkleri, askerî birliklerin arasına almaya başladığı ve bunu bir devlet politikası hâline getirdiği görülmektedir. Halife Mu’tasım zamanında Bağdat’ın kuzeyinde sadece Türklere ait olan Samarra şehrini kurdurmuştur Abbasi Devleti’nde Türkler, sadece orduda değil siyasi ve idari sahada da güç kazandı.

----

1.Tolunoğulları (868-905)
*Mısır’da kurulan ilk Müslüman Türk devleti olup Mısır’daki bin yıllık Türk egemenliğinin öncüsü olmuştur.
*Abbasi Devleti’nin Mısır valisi olan Tolunoğlu Ahmet tarafından Mısır’da kurulmuştur.
*Tavaif-i Mülük devletlerindendir.
*Başkenti Fustat(Eski Kahire)’tır.
*Tolunoğlu Ahmet döneminde Suriye , Filistin, Lübnan ve Bingazi ele geçirildi.Suriye’ye hakim olan ilk Türk devletidir.
*Tolunoğulları, Mısır’ın bayındır hale getirilmesinde, sulama bentleri ve kanalların açılmasında büyük çaba harcadılar ve halkın refah düzeyini yükselttiler.Bu nedenle Tolunoğulları dönemine “Mısır’ın altın çağı”  denilmiştir.
*Tolunoğulları döneminde Mısır’da mimari alanda Ulu Camii, Tolunoğlu Ahmet Camii gibi önemli eserler yapılmıştır.
*Tolunoğlu Ahmet’in ölümünden sonra oğulları arasında  karışıklıklar çıktı.
*Harun döneminde Suriye’de isyan eden Karmatilere karşı başarılı olunamadı.Bağdat’tan gönderilen Halifenin ordusu isyanı bastırdı.
Yıkılışı:
Tolunoğlu Ahmet’in ölümünden sonra oğulları zamanında iç karışıklıklar çıktı. Bu durumdan yararlanan Abbasiler, Tolunoğullarına son verdiler (905).

 

2.İhşidiler (Akşitler) (935-969)
*Mısır’da kurulan ikinci Müslüman Türk devletidir.
*Abbasi Devleti’nin Mısır valisi Muhammed Toğaç tarafından Mısır’da kuruldu.
*Tavaif-i Mülük devletlerindendir.
*Başkenti Fustat’tır.
*Halife tarafından Muhammed Toğaç’a İhşid ünvanı verildi.(İhşid, sultanların sultanı demektir.)
*Muhammed Toğaç Suriye, Filistin ve Hicaz’ı ele geçirdi.Hicaz bölgesine hakim olan ilk Türk devletidir.
Yıkılışı:
Fatimiler tarafından ortadan kaldırıldı.
Tolunoğulları ve İhşidilerin hükümdarları, yöneticileri ve orduları Türk, halkı Araplardan oluştuğu için bu iki devlet kısa sürede yıkılmıştır.

7.Eyyubiler (1171-1250)
*Mısırdaki Fatimi Devleti’nin yıkılmasıyla kurulmuştur.
*Devletin kurucusu Selahattin Eyyubi’dir.
*Selahattin Eyyubi, kısa zamanda Filistin, Suriye, Irak ve Güneydoğu Anadolu’yu ele geçirdi.
*Kudüs kralını Hattin Savaşı’nda yenerek Kudüs’ü Haçlılardan aldı.(En önemli başarısı)
*Baharat Yolu’na hakim oldular.
*Selahattin Eyyubi’nin ölümünden sonra Eyyubiler eski gücünü kaybetmiştir.
*Selahattin Eyyubi, ülkeyi kardeşi ve çocukları arasında paylaştırdı.Ölümünden sonra ülkede iç karışıklıklar çıktı.Mısır’da Aybey Memlükler Devleti’ni kurdu.Suriye ve Irak’taki Eyyubilere, İlhanlılar son verdi.

Eyyubilerin Tarihi Önemi
-Selahattin Eyyubi, Fatimi Devleti’ne son vererek Müslümanlar arasındaki mezhep kavgalarını önemli ölçüde önledi.
-Haçlılardan Kudüs’ü alarak İslam dünyasına kazandırdı.
-Suriye ve Filistin üzerindeki Hristiyan üstünlüğüne son verdi.
-Mısır’ın imarına önem veren Eyyubiler burada önemli eserler meydana getirdiler.

----

 

8.Memlükler (1250-1517)
*Aybey tarafından Mısır’da kurulmuştur.
*Sultan Kutuz İlhanlı Hükümdarı Hülagu’yu  1260 Ayn Calut Savaşı’nda yenilgiye uğrattı.Böylece Moğolları tarihte ilk kez yenen ve durduran devlet olmuşlardır.
*Sultan Baybars, Bağdat’tan kaçan Mustansır’ı Mısır’da halife ilan etti.Baybars’ın amacı, bütün İslam dünyasını Memlüklerin çevresinde toplamaktı.
*Baybars, 1243 Kösedağ Savaşı sonrasında Moğol baskısının Anadolu’da artması karşısında Türk beyleri tarafından Anadolu’ya davet edilmiş.Baybars, Elbistan’da Moğolları yenilgiye uğratarak Kayseri’yi  ele geçirmiş.Ancak Anadolu  beyleri gerekli yardımı yapmayınca Baybars, Mısır’a geri dönmüştür.
*Baharat Yolu’na hakim olmuşlardır.

Osmanlı-Memlük ilişkilerinin bozulmasının nedenleri:
-Fatih’in Hicaz su yollarının ortaklaşa onarılması önerisinin Memlükler tarafından iç işlerine karışılması olarak değerlendirilmesi.
-Osmanlıların Memlüklerle işbirliği içerisinde olan Karamanoğulları Beyliğine son vermeleri.
-Memlüklerin II.Bayezit’e karşı Cem Sultanı desteklemeleri.
-Memlüklerin Anadolu’daki Ramazanoğulları ile Dulkadiroğulları beyliklerini egemenlik altına almak istemeleri.
*Yavuz Sultan Selim döneminde 1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye savaşları sonucunda Osmanlı Devleti tarafından yıkılmıştır.
*Memlükler askeri bir yönetim oluşturmuşlardır.Memlüklerde asker kökenli emirlerin hükümdar olma hakkı vardı.Bu nedenle de Memlüklerde sık sık taht değişiklikleri yaşanmıştır.Bu da iç istikrarı bozmuştur.

BİLİM MEDENİYETİ
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer, 9)”
Hz. Muhammed  eğitim-öğretim ve bilime önem vermiştir. Hz. Muhammed‘in başlatmış olduğu eğitim-öğretim faaliyetleri, Dört Halife Dönemi’nde de devam etmiştir. Bu dönemde küttab adı verilen ilköğretim seviyesindeki kurumlarda, mescidlerde ve camilerde ilim öğrenimine devam edilmiştir
Emeviler ve Abbasiler Dönemi’nde eğitim kurumlarında önemli gelişmeler olmuştur.
Özellikle Abbasiler Dönemi’nde, bilgelik ve hikmet evi anlamına gelen Beytü’l-hikme’nin kurulması İslam medeniyetinde bir dönüm noktasıdır. Beytü’l-hikme, bir araştırma ve eğitim kurumu olup Abbasi Halifesi el-Me’mun tarafından kurulmuştur. Bilgelik evinin en önemli görevi, dönemin ünlü astronom, matematikçi ve hekimlerini bir araya getirmek ve bilimin çeşitli alanlarındaki belli başlı eserleri Arapçaya çevirmekti Emeviler ve Abbasiler Dönemi’nde eğitim kurumlarında önemli gelişmeler olmuştur.

Özellikle Abbasiler Dönemi’nde,

----

bilgelik ve hikmet evi anlamına gelen Beytü’l-hikme’nin kurulması İslam medeniyetinde bir dönüm noktasıdır. Beytü’l-hikme, bir araştırma ve eğitim kurumu olup Abbasi Halifesi el-Me’mun tarafından kurulmuştur. Bilgelik evinin en önemli görevi, dönemin ünlü astronom, matematikçi ve hekimlerini bir araya getirmek ve bilimin çeşitli alanlarındaki belli başlı eserleri Arapçaya çevirmekti

İslam Âlimlerinin Avrupa’ya Etkisi

Avrupa’nın İslam medeniyetinden etkilenmesi Haçlı Seferleri, Akdeniz ticaretinin gelişmesi, İslam fetihleri, İspanya’da kurulan medreseler, tercüme faaliyetleri gibi gelişmeler sayesinde olmuştur. Müslüman bilginlerin eserleri, başta Avrupa’nın bilim dili olan Latince olmak üzere İbranice ve zaman zaman da yerel dillere çevrilmiştir. Bu çalışmalar Avrupa’da, Rönesans ve Reform hareketlerinin başlamasına zemin hazırlamıştır. Batı’nın bugünkü bilimsel ve teknolojik ilerlemesinde İslam bilimi ve düşüncesinin etkisi vardır

İmam Gazali (1058-1111) :Gazali, Horasan’ın Tus şehrinde doğmuştur Gazali; fıkıh, hadis, akaid, gramer, felsefe gibi ilimlerde eğitim almıştır. Gazali’ye göre şüphe gerçeğe ulaşmanın tek yoludur. En ünlü eseri “İhya’ü ‘ulümi’d-din”de bozulmuş bir toplumu ıslah etme yollarını anlatmıştır.

İbn-i Rüşd (1126-1198): Kurtuba’da doğan İbn-i Rüşd, felsefeden tıbba çeşitli bilim dallarıyla ilgili yaklaşık 94 eser yazmıştı. Batı’da Averroes adıyla bilinir.  Yaptığı gözlemlerle güneş lekelerini ilk defa gözlemleyen bilgindir. Tıp ve optik alanında da çalışmaları olan İbn-i Rüşd, gözün retina tabakasının işlevini açıklamıştır.

Farabi (870-950): Batı’da Alfarabius, Abunazar gibi isimlerle tanınan Farabi’nin asıl adı Muhammed’dir. Kazakistan’da bulunan Farab şehrinde doğduğu için “el-Farabi” olarak anılmıştır. Farabi, mantık ilmine katkılarından dolayı Aristo’dan sonra “İkinci Öğretmen” lakabıyla anılmıştır. Farabi, müzikte sesleri notalarken logaritmayı icat etmiştir. Musiki alanındaki eserinde ud ve kanun gibi müzik aletlerinden ilk defa bahseden kişi Farabi’dir.

İbn-i Sina (980-1037): Fıkıh, kelam, mantık, felsefe, tıp, astronomi, jeoloji ve matematik ilimlerinde tahsil gören İbn-i Sina, Batı’da Avicenna  adıyla anılmıştır. İbn-i Sina’nın en önemli eseri, tıp alanında yazmış olduğu “el-Kanun fî’t–Tıb” tır. Tıp ansiklopedisi niteliğindeki bu eser XIX. yüzyıla kadar Doğu ve Batı dünyasında el kitabı olarak kullanılmıştır.

Değerli arkadaşlar bu Ünite ile alakalı Konu tarama testleri Çözmek için buraya, Bu Ünitenin kitap cevaplarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Başarılar dileriz.

SPONSOR--REKLAM
7 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir