Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

Gözlüğün Tarihçesi

Gözlüğün Tarihçesi

Anneannenizin gözlerinin önüne kurulup örgüsüne ortak olan bir çift camın huzurla dinlenişin aldanmayın siz. Bugünkü mertebesine ulaşınca dek ne çetin yollar aştı o ne gözlere uğradı bunca yolculuktan sonra azıcık soluklanmak hakkıdır!

Onun ilk kez nerede geliştirildiğin bilmiyoruz. En eski kayıt Romalı Seneca ya ait. Üstat su dolu küre şeklinde bir camı büyüteç gibi kullanarak Romadaki tüm kitapları okumak istemiş rivayete göre. 

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi 4 500 yıl öncesine gitmektedir. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce l000 yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit'teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman almıştır.

18 yy gözlüklerGözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik'te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünkü 13. Yüzyılda Venedik, cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri (konveks) dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak (konkav) içbükey merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Bununla beraber asırlar önce Çin de ve Avrupa da okumak için çevreye tutturulmuş büyütücü mercekler vardı. Bunlara en büyük katkıyı yapansa kırılma yasaların keşfederek optik uygulamalarına hız kazandıran fizikçi İbn Heysem olmuştur.

Çok kalın camdan yapılan gözlük 1000 li yılların İtalya okuma taşı olarak nam saldı. Bu mercekler okunacak yazının üzerine konularak kullanılırdı. Okuma taşları daha çok kuartz ve dağ kristallerinden yapılırdı ayrıca beril adlı taşlar da yazıyı netleştirirdi.

Gel zaman git zaman kitabın üzerine koyduğu taşı usulünce biçimlendirip yüzene yerleştirmek istedi insanoğlu 13. Yüzyılda son 20 yılında her iki göz için ayrı camlar kullanılmaya başlandı. Bu gözlüğün ilk olarak İngiliz bilim adamı roger Bacon tarafından icat edilen rivayet edilir. Bacon İtalya ya yaptığı bir seyahat sırasında sırra piza rahiplerinden spina ya açar. Salvato amarti adında bir Floransalı gözlüğü yaygınlaştırır. Matbaanın gelişmesi ve okuma yazma oranının artmasıyla 15. Yüzyıl ortalarında gözlüğün yaygınlaştığı görülür.

 

İlk gözlüklerin bir özelliği de sadece yakının görmek için kullanılmalarıyla. Uzağı görmek için tercih edilen iç bükey camlara ilk kez Raphael in 1517 de yaptığı papa x. Leo portresinde rastlanır. 17. Yüzyılda ortalarında kadar bu camları kullanmak pek az kişiyi nasip olmuştu. Göz önüne yerleştirilen camların kulak üstlerine sabitlenmeleri diye bir şey akla gelmemişti. Çerçevelenerek birleştirilen ve perçinli gözlük olarak bilinen bu aletlerin çerçevelerin demir tahta veya boynuzdandı.

Zamanla çerçeve form ve malzemeleri çeşitlendi farklı modeller üretildi 16. Yüzyılda gözlülerin geniş deri kordonlar ve teller kafaya veya şapkaya takılarak gözlüğün düşmeden kullanılması sağlandı. Zenginliği göstermek isteyenler bu tellerin altın gümüş ya da demirden yaptırdılar.

Çerçevelerin durumu böyle, peki  ya camlar 17. Yy başında dürbün ve teleskobun keşfi gözlülerin  kalitesine de yansıdı. Basılı metinlerin artması ve operaya rağbet, dürbüne benzer süslü opera gözlüklerini sosyo-ekonomik sınıfın nişanesi olarak kullanıma soktu. Gözlük 1730’da Edward scarlett sayesinde sahibinin gözlerine, kulağa uzanan sabit saplar aracılığıyla tutundu. Böylece saplar başa göre ayarlanıyor, gözlük burun üzerine  daha az ağırlık yaptığından düşme teklikesi önlendi. Gölük pratik  ve estetik bir şekle bürünerek sahibinin yüzünde güvenle nöbet tutacaktı artık. Antik güneş gözlüğünü ilk kez roma imparatoru neron kullandı desek inanır mısınız ? gladyatör dövüşlerini izlerken güneş ışınlarından korunmak için şeffaf yeşil renkli mineral

16 yy gözlükler hakkında resim

 camlar kullanıldığı biliniyor. Ne var ki güneş gözlüğüne ilişkin  en kesin veriler çin’de çıkar karşımıza. 12. Yy duman isiyle kararttıkları gözlükleri güneşten korunmak için değil, mahkemelerde göz ifadeleri belli olmasın diye takıyorlardı. 1430’larda italya’dan çin’e numaralı gözlüler de getirildi ama Çinliler onların çoğunu iste karartıp güneşten korunmak için kullanmayı tercih etti

 

Divan Şiirinde Gözlük

Divan şiirinde gözlük kelimesinin geçtiği beyitler onun tarihçesi hakkında ipuçları  verir. İlk olarak 15. Yy sarıca kemal’in şu beyitinde çıkar karşımıza:

Hatun temaşa itmege gözlük urınmuşdur kemal / ol pire rahm it ey cevan kim çeşmi car olup durur.’’

Yani: ‘’ kemal senin ayva tüylerini görmek için gözlük takmıştır / ey sevgili gözleri çeşme gibi akan bu ihtiyara merhamet et.’’

Görüldüğü gibi ‘’ gözlük takmak’’ ifadesinin o zamanki karşılığı ‘’ gözlük urınmak’’ ve ‘’ gözlük tutmak’’tı. ‘’takmak’’ fiili ancak 18 yy kullanıma girecektir. Fatih sultan Mehmed’in 1477’deki barış antlaşmasından sonra Venedik senyöründen kendisine gözlük de yapabilen bir cam ustası göndermesini istediği bilinir. Bu tarihten itibaren osmanlı’da gözlükçülük, gayrimüslim tebaa tarafından kanına tabi olmadan icra edilen zanaatlardan biri olmuştur. Yavuz sultan selim, okumak için mercek kullandığını bildiğimiz ilk padişahtır. Sultan vahdettin ise gözlüğü yüzünden hiç eksik etmeyen ilk ve tek Osmanlı padişahı..

Eminönü ile Karaköy’de ve anadolu’nun bir kaç şehrinde  bazı saatçı ve eczanelerde ‘’pince au nez’’ veya ‘’ ront ‘’  tipinde, yüzde sabit durmayan perçinli gözlüklerde bulundurulurdu. Sadece iki camın birleştirilmesiyle yapılan bu gözlük, zamanla çerçevelenerek bir köprü  sayesinde birbirine bağlandı.

Osmanlı’da yüksek tabaka aksesuarı olarak kullanılan gözlüğün yaygınlaşması matbaanın gelişimini takip etti. Tek bir camla serüvenine başlayan gözlük , iki bitişik camla perçinlendi. Meraklı gözlerin hevesiyle iki cam arasına tel ve deri köprüler eklenecek ve ‘’taçlı gözlük’’adını alacaktı. Moda ve sanatın gelişmesiyle kelebek gözlükler, opera gözlükleri ve makaslı gözlükler sahiplerinin gözünün önünden ayrılmadı yıllarca. Her ne kadar günümüze 19. Yy taşınan kontakt lensler yerine göz dikse de , sadece bir araç değil, aksesuar da olan gözlüğün tahtına oturmayı başaramadı. Gözlüğün hikayesi anlatmakla bitmez. En iyisi bir nasihatle bağlayalım sözü: gözümüzün nuru gözlük, ne yap et, gözümüzün önünden ayrılma!

Leave a Reply