Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

İnkılap Tarihi Dersi 2. Ünite Ders Notları

Evet Değerli Takipçilerimiz İnternet ortamında İnkılap tarihi Ders Notları pdf şeklinde aradığınız ama bulamayıp inkılap tarihi kısa notlar şeklinde aradığınız 12.Sınıfta okutulan İnkılap tarihinin 2. Ünitesi Olan MİLLİ MÜCADELE ünitesine ait ders notları sayfasına hoş geldiniz. Eğer İnkılap Tarihi İle ilgili kısa ve özet bir bilgi arıyorsanız İstediğiniz konuyu yazarak sitemizdeki arama sayfasını kullanabilirsiniz. İnkılap Tarihi Nedir ? İnkılap Tarihi 12. Sınıflarda okutulan bir derstir. Bu Ünitede ise İşgaller ve İşgallere karşı Yapılan Milli Mücadele anlatılmaktadır.Şimdi Aşağıdan takip edebilirsiniz. Eğer İnkılap Tarihi 1. Ünite Ders Notlarını arıyorsanız buraya bakabilirsiniz.


İnkılap Tarihi Dersi 2. Ünite Ders Notları
2.1. İŞGALLERİN BAŞLAMASI VE MİLLÎ MÜCADELEYE HAZIRLIK
2.1.1. Ateşkes Dönemi
Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanması hem hükûmet çevrelerinde hem de basında memnuniyetle karşılanmıştı. Uzun yıllar süren savaşların ve yaşanan acıların sona ereceği düşünülüyordu. Dönemin ABD Başkanı Wilson’ın (Vilsın) yayımladığıWilson İlkeleri’nin, özellikle Osmanlı Devleti’ni doğrudan ilgilendiren 12. Maddesi’nin, bu düşüncelerin oluşmasında büyük bir payı vardı. Bu maddeye göre Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bağımsız bir Türk devletinin devamına imkân verileceğine inanılıyordu. Fakat I. Dünya Savaşı’nın yenik devletlerine imzalatılacak olan barış anlaşmalarının hazırlanması için toplananParis Barış Konferansı’nda İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesi kararlaştırılmıştı. İtilaf Devletleri,Paris Barış Konferansı’ndan önce, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasının hemen ardından antlaşmanın 7. maddesine dayanarak işgallere başlamışlardı. İlk olarak Musul, İngilizler tarafından işgal edilmişti. Fransızlar da Çukurova’ya doğru ilerlediler. Hatay’ın Dörtyol ilçesinde, Fransızlara karşı, silahlı ilk halk direniş hareketi de başlamıştı.

----

2.1.2. İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919) 
-Paris Barış Konferansı’nda İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilme kararından sonra 13 Mayıs 1919’da İzmir’e bir donanma geldi.
-Filoya komuta eden İngiliz Akdeniz Filosu Kumandanı Amiral Calthorpe, İzmir valisine şehrin Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 7. maddesi gereğince işgal edileceğini bildirdi.
-Osmanlı Hükûmeti validen işgale karşı bir direniş olmamasını istedi.
-Vali, gelen emir sonunda bütün asker, subay ve karakol güçlerini direniş göstermemeleri için kışlada topladı.
-14 Mayıs günü şehrin Yunanlılar tarafından işgal edileceği halk tarafından öğrenildi.
-Reddiilhak Cemiyeti bu işgali protesto etmek için bildiriler yayımladı. 14 Mayıs gecesi bir protesto
mitingi düzenlendi.
-Vali Izzet Paşa, tüm bu gelişmelere rağmen halktan işgali gizlemeye çalışıyor, Yunanlıların işgalinin bir söylenti olduğunu belirtiyordu.
-15 Mayıs sabahı Yunan askerleri kendilerini karşılamaya gelen Rum halkının sevinç gösterileri arasında karaya çıktı.
-Gazeteci Hasan Tahsin yaşananları hazmedemeyip Yunan askerlerine ateş etmesi üzerine şehit edildi.
-Yunanlılar kışlayı, hükûmet konağını, belediyeyi ve karakolları teslim alırken birçok sivil, asker ve
memuru tutukladı ya da öldürdü.
-Tutuklanmalarına tepki gösterenler zorla gemilere bindirildi. Bu esnada “Yaşasın Venizelos” demediği için Albay Süleyman Fethi Bey de şehit edildi.
-İzmir’de başlayan Yunan işgali Ege Bölgesi’nin iç kesimlerine doğru devam etmiştir.
-Osmanlı Hükûmeti İzmir’in işgali karşısında istifa etmek zorunda kaldı. Ayrıca bu işgal tüm yurtta büyük yankı uyandırdı.
-İşgali protesto etmek için ülkenin birçok yerinde mitingler yapıldı.
-Mustafa Kemal, Havza’dan kınama mitinglerinin daha da etkili olması için bildiri yayımladı. Amaç,
mitingler yoluyla işgallere karşı halkı uyandırmak ve harekete geçirmekti.
-19 Mayıs 1919’da Fatih’te ve 23 Mayıs 1919’da Sultanahmet’te iki büyük miting yapıldı.
-Mitinglerde Halide Edip (Adıvar), Nakiye Hanım, Selim Sırrı (Tarcan), Sait Bey ve Mehmet Emin
(Yurdakul) millî duyguları coşturan ve işgalleri protesto eden konuşmalar yaptılar.
-İşgal güçleri mitingleri yasaklasa da yurdun çeşitli yerlerinde mitingler düzenlenmeye devam edildi.
-İzmir’in işgali Türk halkına gelinen durumun ne kadar tehlikeli olduğunu gösterdi.
-Bu tehlikeyi gören Türk halkı işgallere karşı direnmenin şart olduğuna inanmış ve Kuvayı Milliye’nin doğmasını sağlamıştır.
-Mitingler de millî bilincin oluşmasına katkıda bulunmuştur.
İzmir’in İşgalinin Önemi:
-Kuvayı Milliye ortaya çıkmaya başladı
-Milli bilinç uyandı
-Halkı Milli Mücadele için örgütlemek kolaylaştı
-Mitingler düzenlendi
-Reddiilhak Cemiyeti kuruldu
-Halk, işgalcilere güvenilemeyeceğini anladı.

Amiral Bristol Raporu:
-İzmir’in işgali dünya kamuoyunda büyük bir yankı ve kınamaya sebep olunca; olayın sorumlusu durumunda olan İtilaf Devletleri kamuoyunu yatıştırmak ve İzmir bölgesindeki durumu öğrenebilmek için bölgeye Amiral Bristol önderliğinde bir heyet göndermişlerdir.

Bristol Raporu’nun İçeriği:
-Bölgedeki olayların sorumlusu Türkler değil; Rumlardır.
-Bölgede Türkler çoğunluktadır.
-Yunanlıların bölgeyi işgali ilhaka yöneliktir. Böl-genin güvenliğini sağlamaya yönelik değildir.
-Bölgeden Yunanlılar çekilerek; bölgeye İtilaf devletlerinin güvenlik birlikleri yerleşmelidir.

Bristol Raporu’nun Önemi:
-Yunanlıların Paris Konferansına sahte rapor verdiği ortaya çıkmıştır.
-Yunan işgalinin niteliği dünyaya duyurulmuştur.
-İşgalin gereksiz ve haksız olduğu belirtilmiştir.
-İlk defa uluslararası bir belge Türk Milli Mücadelesi’nin haklılığını göstermiştir.

2.1.3. Kuvay-ı Millîye Direnişi: Bağımsızlık Ruhu
Kuvayı Milliye
-Mondros Ateşkesi’yle Anadolu’da başlayan işgallere karşı Türk halkı teşkilatlanarak bir millî direniş ruhu oluşturdu.
-İşgallere karşı vatanı koruma ve bağımsız yaşama isteği sonucunda oluşan bu direniş ruhuna Kuvayı
milliye (millî kuvvetler), teşkilatına ise Kuvayı Milliye Teşkilatı denir.
-Kuvayı milliye, düzenli ordu kurulana kadar bölgesel olarak işgalci devletlere ya da azınlıklara karşı vatanı savunan silahlı gruplardı.
-İşgallere karşı ilk direniş; 19 Aralık 1918’de Hatay’ın Dörtyol ilçesinde başlamıştır.
-Güney Cephesi’nde kendiliğinden gelişen direniş hareketi, Urfa, Antep ve Maraş’ta Fransız ve Ermenilere karşı destansı bir başarı elde etmiştir.
-İşgallere karşı bir direniş de İzmir’in işgalinden sonra Ege Bölgesi’nde başladı.
-İzmir’den sonra Ege Bölgesi’nin iç kısımlarına ilerlemek isteyen Yunanlılar Ayvalık’ta Ali Bey (Çetinkaya)’in emrindeki 172. Alay ve Kuvayı Milliye birliklerinin direnişiyle karşılaştılar.
-Ayvalık’ta oluşan bu savunma cephesine Bergama, Salihli, Akhisar ve Nazilli’de oluşan cepheler de
eklendi. Bu cepheye Batı Cephesi adı verildi.
-Batı Anadolu’daki direnişin merkezi Balıkesir olmuştu. Yunan işgaline karşı ayrı ayrı bölgelerde faaliyete geçen Kuvayı Milliye güçleri arasında birliği sağlamak amacıyla kongreler yapıldı.
-26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasında Balıkesir Kongresi, 16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında Alaşehir Kongresi düzenlendi.
Tanınmış Kuvayı Milliye Liderleri
-Demirci Mehmet Efe
-Parti Pehlivan
-Gaddar Pehlivan
-Halil Efe
-Şahin Bey
-Kara Fatma
-İpsiz Recep
-Ethem Bey

----

Kuvayı Milliye’nin Yararları
-Yunan işgalinin kabullenilmediğini duyurmuşlar ve Yunan ilerleyişini durduramasalar bile düşmana zarar vermişlerdir.
-Rum ve Ermeni çeteleriyle mücadele etmişlerdir.
-Düzenli ordunun kurulmasına zemin hazırlamışlardır.
-İç isyanları bastırmada önemli rol oynayan Kuvayı Milliye birlikleri içinde düzenli orduya geçiş döneminde isyan edenler de olmuştur.
-Türk milletinin dayanışma gücünün en büyük göstergesi olan Kuvayı Milliye birlikleri, vatanın bağımsızlığı için mücadele etmişlerdir.
Kuvayı Milliye’nin Olumsuz Yanları
-Kuvayı Milliye birlikleri tek bir merkezden yönetilmiyordu ve düzenli birlikler değildi, disiplinsizdi.
-Birlikler; dağda gezen zeybekler, asker kaçakları ve köylü halktan oluşuyordu.
-Kurulan birliklere eşkıya reisleri, eski subaylar ve efeler komuta ediyordu.
-Bulundukları bölgeleri savunmak için kurulan bu birliklerde her yaştan meslekten insan bulunmaktaydı.
-İhtiyaçlarını halktan zorla karşılama yoluna gidiyor, kimi zaman da kendi usullerine göre insanları cezalandırıyorlardı.

2.1.4. Cemiyetler: Direniş ve Kurtuluş Yolları Arayışı
AZINLIKLARIN KURDUĞU CEMİYETLER
Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıklar tarafından kurulmuşlardır.
Mavri Mira Cemiyeti: Rum Patrikhanesine bağlı olarak çalışan bu cemiyetin amacı Büyük Yunanistan’ı kurmak, Bizans İmparatorluğu’nun yeniden canlanmasını sağlamaktır. Özellikle İzmir bölgesine faaliyetlerini göstermişlerdir. Yunan Kızılhaç ve Resmi göçmenler komisyonu bu cemiyete bağlı cemiyetlerdendir.
Pontus Rum Cemiyeti: Samsun ve Trabzon bölgesinde yeniden bir Pontus Rum Devleti kurmayı amaç edinmiştir.
Etnik-i Eterya: 19’uncu yüzyılın başlarında kurulan bu cemiyet Yunanistan’ın bağımsız olmasını sağlamış ve 1829 Mondros Mütarekesinden sonrada Bizans İmparatorluğu’nun yeniden canlanmasını sağlamayı aça edinmiştir.
Hınçak ve Taşnak: Ermeniler tarafından kurulan bu cemiyetin amacı Wilson ilkelerinden yararlanarak Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmayı amaç edinmişlerdir.
Alyans İsrailit ve Makabi: Yahudiler tarafından kurulan bu cemiyetler Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Filistin’de yani bir devlet kurmayı amaç edinmişlerdir.

Azınlık cemiyetlerinin genel özellikleri;
1. İtilaf devletlerince desteklenmişlerdir. Böylelikle işgallerin yolu açılmıştır.
2. Türk halkını yıldırma ve göçe zorlama politikası gütmüşler, sahte belgelerle bulundukları bölgelerde çoğunlukta olduklarını ispat etmeye çalışmışlardır.
3. Azınlık dini cemaatleri ve okulları tarafından desteklenmişlerdir.
4. Wilson ilkelerine dayanarak hareket etmişlerdir.

Millî Varlığa Düşman Cemiyetler
-Millî varlığa düşman cemiyetler ülkenin kurtuluşunun mücadele ederek değil Osmanlı Hükümeti’nin vereceği kararları uygulayarak gerçekleşeceğine inanıyorlardı.
-Bir kısmı da yabancı ve güçlü bir devletin himayesine girmeyi kurtuluş olarak görüyordu.
-Devlet yöneticilerinden bazıları bu cemiyetlerin üyeleri arasında bulunuyordu.
İngiliz Muhipleri (Sevenler) Cemiyeti
-Osmanlı Devleti’nin İngiltere koruyuculuğu altına girmesini savunan cemiyet 1919’da kuruldu.
-Cemiyet başta Damat Ferit Paşa olmak üzere bazı hükûmet üyeleri ve aydınlar ile İngiltere tarafından
destekleniyordu.
-Bir yandan Millî Mücadele’yi yıpratma amaçlı propagandalar yapılırken diğer yandan İngilizlerin sömürgesi olan Müslüman devletleri kalkındırdığı haberi yayılıyordu.
-Ancak cemiyet üyelerinin Millî Mücadele’ye karşı olmaları ve Osmanlı Hükümeti ile İngiltere’ye gösterdiği yakınlık ülkenin çeşitli yerlerinde halk tarafından protesto edilmiştir.
İslam Teali Cemiyeti
-İstanbul’da bazı müderrislerin önderliğinde İngiltere desteğiyle kuruldu. Millî Mücadele’ye karşı olan
cemiyet, hilafet ve saltanatın güçlendirilmesini istiyordu.
-İngilizlerin de etkisiyle Anadolu’da çıkan Konya ayaklanmalarında aktif rol oynadı.
Kürt Teali Cemiyeti
-1919’da İstanbul’da kuruldu. Wilson İlkeleri’nden yararlanarak Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Van, Bitlis
civarında ayrı bir devlet kurmak amacındaydı.
-İngiltere tarafından desteklenmiş ve Millî Mücadele’ye karşı çıkmışlardır
Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası
-Ülkenin kurtuluşunun padişah ve halifenin emirlerine uymakla mümkün olabileceğini savunan bir fırkaydı.
Wilson İlkeleri Cemiyeti
-4 Aralık1918’de İstanbul’da kurulan cemiyet Osmanlı Devleti’nin devamının Amerikan mandası ile olabileceğini savunuyordu.
-Sivas Kongresi’nde bazı delegeler tarafından mandater yönetimi dile getirildiyse de kongreden çıkan tam bağımsızlık kararı sonucunda etkinliğini kaybetmiştir.

Millî Cemiyetler
-Mondros Ateşkes Anlaşması ile işgalci devletlere kayıtsız şartsız teslim olunması üzerine vatansever kişiler savunma amaçlı cemiyetler kurmuşlardır. İşgallere karşı koymak ve Anadolu halkının çıkarlarını korumak amaçlı kurulan Müdafaaihukuk cemiyetleri halktan büyük destek almıştır.
-Cemiyetler hem işgalcilerle hem de azınlıklarla mücadele etmiş, ülkenin tamamını olmasa bile kendi bölgelerinin kurtuluşu için çalışmışlar ve ileride gerçekleşecek olan Millî Mücadele’ye zemin hazırlamışlardır.
Trakya-Paşaeli Cemiyeti
-2 Aralık 1918’de Edirne’de kuruldu.
-Amacı; Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini önlemekti.
-Trakya’nın tarih, ırk, kültür olarak Türk olduğunu kanıtlamak için yayınlar yaptı.
Trabzon Muhafazai Hukuku Milliye Cemiyeti
-12 Şubat 1919’da Trabzon’da kuruldu.
-Amacı; Trabzon ve çevresinde Rum-Pontus Devleti’nin kurulmasını önlemekti.
-Karadeniz’de örgütlenerek, Erzurum Kongresi’nin toplanmasına yardımcı olmuşlardır.
Kilikyalılar Cemiyeti
-Aralık 1918’de İstanbul’da kuruldu.
-Amacı; Çukurova bölgesini Fransız ve Ermenilere karşı savunmaktı.
-Yayın ve propaganda yolu ile millî bilinci uyandırmaya çalışmışlardır.
Doğu Anadolu Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti
-4 Aralık 1918’de İstanbul’da kuruldu.
-Amacı; Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek, Doğu Anadolu’da Türk nüfusunun azalmasını engellemek
-Erzurum ve Elazığ’da teşkilatlandılar.
-Erzurum Kongresi’ni düzenleyerek Millî Mücadele’de büyük rol oynadılar.
Reddi İlhak Cemiyeti
-14 Mayıs 1919’da İzmir’de kuruldu.
-Amacı; İzmir ve çevresinin Türk olduğunu ispat etmek ve İzmir’in Yunanlılara verilmesini önlemekti.
-Basın yayın yoluyla İzmir’in işgalini protesto ettiler. Yunan işgaline karşı mücadele ettiler.
-Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerini düzenlediler.
Millî Kongre Cemiyeti
-29 Kasım 1918’de İstanbul’da kuruldu.
-Amacı; Türkler hakkında dünyada yapılmış ve yapılmakta olan propagandalara yayın yoluyla karşı
koymak.
-Misakı Millî’nin kabul edilmesinde önemli çalışmaları vardır.
-Ermenilerin zulümlerini anlatan eserler yayınladılar.
İzmir Müdafaai Hukuk Cemiyeti
-1 Aralık 1918’de İzmir’de kuruldu.
-Amacı; İzmir’i Yunanlılara vermemek ve İzmir’in Türk olduğunu kanıtlamaktı.
-Basın yayın yoluyla İzmir’in Türklere ait olduğunu dünya kamuoyuna duyurmaya çalıştılar.
-Milli mücadelede Anadolu’ya silah taşıdılar.

Anadolu Kadınları Müdafaai Vatan Cemiyeti
-5 Kasım 1919’da Sivas’ta kuruldu.
-Amacı; ülkenin uğradığı işgali protesto etmek ve orduya yardım toplamaktı.
-İtilaf Devletleri, temsilciliklerine telgraflar çektiler. Orduya para ve mal yardımları için kampanyalar düzenlediler.

----

2.1.5. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919) 
-Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Pontus Rum Cemiyeti’nin çalışmaları sonucunda bölgedeki Rum halkı karışıklıklar çıkarıyor ve olayın sorumlusu olarak da Türk halkı gösteriliyordu.
-Bu durum karşısında İngilizler, Osmanlı hükümetine bölgede güvenliğin sağlanmasını; aksi takdirde, bölgeyi işgal edeceklerini bildirdiler.
-Rumların da zaten beklentisi, bölgenin İngilizler tarafından işgal edilerek Rumların işlerinin kolaylaştırılmasıydı.
-Bölgede güvenliğin sağlanması için İstanbul yönetimi IX. Ordu Müfettişliği’ne getirerek Mustafa Kemal’i görevlendirdi. Mustafa Kemal bölgede hareket edebilmek için IX. Ordu Bölgesindeki sivil makamlara da emir verme yetkisini aldı.
Mustafa Kemal’in Görevi:
-Görev bölgesindeki orduları terhis etmek
-Asayiş ve güvenliği sağlamak
-Halkın elindeki silah ve cephaneyi toplamak
-Halka silah ve cephane dağıtan kuruluşları ortadan kaldırmak

Samsun’a Çıkışın Önemi:
-Millî mücadele başladı.
-“Ya istiklal! Ya ölüm!” parolasını benimsendi.
-Kurtuluşun millî olacağı vurgulandı.

2.1.6. Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)
-Samsun bölgesini, İngiliz ve Rumların varlığından dolayı, milli mücadele çalışmalarının başlaması için uygun görmeyen Mustafa Kemal; Samsun’dan Havza’ya hareket etti.
-Anadolu’daki komutanlarla da irtibat kurarak orduların terhis edilmemesini sağlamaya çalışan Mustafa Kemal; Havza’da, milli bilincin uyanması ve İtilaf devletlerinin Türk halkının tepkisini görmesi için İzmir’in işgalini protesto eden bir miting düzenledi. Bu tür mitinglerin tüm yurtta da yapılmasını istedi.
-Mustafa Kemal yurdun çeşitli yerlerinde başlayan halk heyecanını ortak bir çizgi üzerinde birleştirmek istiyordu. Ferdi bilinçten millî bilince ulaşılmasını istiyordu.
-Mustafa Kemal İzmir’in işgalini halkın uyarılması ve birleştirilmesi için kullanmak istemiştir.
-Mustafa Kemal’in isteği üzerine bundan sonra mitingler düzenlenmesi, Mustafa Kemal’in lider olarak benimseneceğini göstermektedir.
-Mustafa Kemal’e Havza’daki faaliyetlerinin sonucu olarak; İngilizlerin baskısıyla, 8 Haziran 1919’da İstanbul hükümetinden, kendisini İstanbul’a geri çağıran bir telgraf geldi.

2.1.7. Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919) 
Sebep:
-Ülkenin içinde bulunduğu durumu millete duyurarak milleti bağımsızlık ve egemenlik için mücadeleye çağırmak.
Genelgenin Hazırlayıcıları:
-Mustafa Kemal, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Kazım Karabekir (Erzurum’da)

Genelgenin Maddeleri:
1. Yurdun bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir.
-Durum ve Kurtuluş Savaşının gereği ortaya konmaktadır.
-Kurtuluş Savaşının bölgesel değil; bütünsel olduğu vurgulanmıştır.
-Bölücülere ve bölgesel kurtuluşu amaçlayanlara bir tepkidir.

2.İstanbul’daki hükümet baskı altında olduğundan dolayı, üzerine almış olduğu sorumluluğun
gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.
-İlk defa İstanbul hükümetine tepki gösterilmiştir.
-İstanbul hükümetinin bu tutumu da, durumun bir parçası olarak, belirtilmiştir.
-Mustafa Kemal Milli Mücadele esnasında milli güçte bölünme yaşanmaması için padişaha karşı doğrudan tepki göstermeyip; tepkilerinde İstanbul hükümetini hedef almıştır.

3. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
-Milli egemenlik fikri ilk defa üstü kapalı bir şekilde vurgulandı.
-İleride milli egemenliğe dayalı devletin kurulacağına dair ilk işaretler verilmiştir.
-Mustafa Kemal’in Türk milletine güvendiği ve mücadeleyi millete mal etmek istediği anlaşılmaktadır.

4. Milletin durum ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gereklidir.
-İlk defa Temsil Heyeti’nin kurulması istenmektedir.
-Kurtuluş savaşına, kişisellikten çıkarılarak, millî karakter kazandırılmaya çalışılmaktadır.
-Genelgenin ihtilalci yönü görülmektedir.

5. Anadolu’nun her yönden güvenli yeri olan Sivas’ta milli bir kongre toplanmalıdır.
• Millî bir kongrenin toplanması istenmiştir.
• Milli birlik ve beraberliğin sağlanması amaçlanmıştır.

6. Kongreye her sancaktan milletin güvenini kazanmış üç delege katılmalıdır. Delegeleri, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve belediyeler seçmelidir. Delegelerin kongreye geliş güzergâhları ve zamanları milli bir sır olarak saklanmalıdır.
-Kararların millî olması amaçlanmıştır.
-Delegelerin milletin güvenini kazanmış kişilerden olmasının istenmesi kongrede alınacak kararların bütün millet tarafından kabul edilebilmesi içindir.
-Delegelerin milli mücadele taraftarı olması için delegelerin Müdafaa-i hukuk cemiyetleri tarafından belirlenmesi istenmiştir.
-Delegelerin seçimle belirlenmek istenmesi ileride seçime dayalı bir sistemin olabileceğini de göster- mektedir.
-Doğu ileri adına 10 Temmuz 1919’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin
temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse; Erzurum kongresine katılmış olan delegeler Sivas’a hareket edecektir.

----

2.1.8. Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)
-Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti tarafından Rum ve Ermenilere karşı Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nin bütünlüğünün korunması için toplanmıştır.
Kongrede Alınan Kararlar:
1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez
-Bu madde Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli kararlarının da ilk maddesidir.
-Bölgesel amaçlı olarak toplanan kongre bütünü ilgilendiren karar almıştır.
-Bütün bölücülere tepki gösterilmiştir.
2. Her türlü yabancı müdahalesine karşı millet, birlik olarak kendisini müdafaa edecektir.
3. Vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine İstanbul Hükümeti muktedir olamadığı takdirde; gayeyi temin için Anadolu’da geçici bir hükümet kurulacaktır. Hükümeti milli kongre seçecektir. Kongre toplantı halinde değilse; bu işi temsil heyeti yapacaktır.
-İlk defa geçici hükümetten bahsedildi
-İlk defa açıkça yeni bir devletten bahsedildi.
4.Kuvayı Milliye’yi âmil, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.
-İlk defa millet iradesinden açıkça bahsedildi.
5.Hıristiyan azınlığa siyasi hâkimiyetimizi zedeleyici ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar veri- lemez.
6.Manda ve himaye kabul edilemez
-Bağımsızlığın koşulsuz olarak sağlanacağı vurgulanmıştır.
-Mandacılığa ilk defa tepki gösterilmiştir.
7. Milli meclisin derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin meclisin denetimi altında yürütülmesine çalışılacaktır.
-İlk defa Meclis-i Meb’usan’ın toplanması istenmiştir.
-Tutarsız davranışlar içinde olan Damat Ferit Paşa hükümeti kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.
8. Milli irade padişah ve halifeyi de kurtaracaktır.
-Mustafa Kemal birlik ve beraberliğin devamı için böyle bir kararı da kongrede almıştır.
9. Milletimiz insani ve asri gayeleri tebcil; sınai ve iktisadi hal ve ihtiyacımızı takdir eder.
-Dışarıdan gelebilecek yardımların insani amaçlarla olması durumunda kabul edilebileceği vurgu- lanmıştır.

Kongrenin Önemi:
-Erzurum Kongresi toplanış amacı yönünden bölgesel, alınan kararlar bakımından millî bir kongredir.
-İstanbul’un muhalefetine karşı toplandığından ve aldığı karalardan dolayı ihtilalci bir kongredir.
-Tam bağımsızlık ve milli egemenlik fikirleri açıkça vurgulandı.
-Mustafa Kemal başkanlığında, dokuz kişiden oluşan ve Doğu illerini temsil eden temsil heyeti kuruldu.
-İlk defa millî sınırlardan bahsedildi
-Doğu Anadolu’daki cemiyetler ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Anadolu Müdafaa- i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin çatısı altında birleştirildi.
-Azınlık haklarına ilk defa tepki gösterildi
-Mustafa Kemal’in, kongreye ve temsil heyetine başkan seçilmesi, Mustafa Kemal’in yetki problemini ortadan kaldırdı.
-İstanbul hükümeti Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Refet Bele için tutuklama kararı çıkardı (30 Temmuz 1919). 9 Ağustos 1919’da ise Mustafa Kemal askerlikten ihraç edildi.
-Millî güçlerin birleştirilmesi için ilk adım atıldı

-Ermenilere karşı takip edilecek yol belirlendi
-Bağımsızlık, dış politika ilkesi olarak benimsendi.
-Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli kararlarına zemin hazırlandı.

Gelişmeler:
-Gücün tüm yurttan alınması için Sivas Kongresi’nin toplanmasına da gerek duyuldu
-Erzurum Kongresi’nde dış işlerle de ilgili kararlar alınması, kongrenin meclis gibi hareket ettiğini gösterir.
-Askeri yetkileri alınan Mustafa Kemal’in emrine Kazım Karabekir’in gönüllü olarak girmesi Mustafa Kemal’in liderlik sorunun çözülmesinde etkili olduğu gibi örgütlenme döneminde Mustafa Kemal’in işini de kolaylaştırmıştır.
-Mustafa Kemal, bölge dışından olduğu için ilk anda Erzurum Kongresi’ne alınmak istenmedi.
-Kongre’den Kazım Bey ve Cevat Dursun’un istifa etmesi sonucunda Mustafa Kemal ve Rauf Orbay kongreye alındı.
-Kongreye 56 delege katıldı. İstanbul’un baskıları sonucunda Elazığ valisi Ali Galip Elazığ, Mardin ve Diyarbakır delegelerinin kongreye katılmasını engelledi.

Balıkesir Kongresi (26-31 Temmuz 1919)
-Balıkesir Kongresi Yunanlılara karşı Batı Anadolu’nun bütünlüğü için; Redd-i İlhak Cemiyeti’nin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında toplanmıştır.
Alınan Kararlar:
-Yunanlılara karşı Kuvayı Milliye’nin güçlendirileceği kararlaştırıldı.
-Batı Anadolu’daki güçlerin birleştirileceği kararlaştırıldı.
-Seferberlik ilan edildi.
-Padişaha bağlılık bildirildi.
-Balıkesir Kongresi Amasya Genelgesinin bağımsızlık yönünü kabul etmiştir. Batı Anadolu örgütlenmeye çalışılmıştır.

Alaşehir Kongresi (16-25 Ağustos 1919)
-Batı Anadolu’nun Yunanlılara karşı bütünlüğünün korunması için Redd-i İlhak Cemiyetinin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında toplanmıştır.
Alınan Kararlar:
-Erzurum ve Balıkesir Kongresinin kararları görüşüldü
-Milli mücadeleyi destekleme kararı alındı
-Yunanlılarla savaşma kararı alındı
-Gerektiğinde büyük devletlerin yardımının alınabileceği vurgulandı

2.1.9. Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919) )
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)

-Bütünlük ve bağımsızlığı korumak için nasıl bir politika izleneceğinin saptanması; saptanan politikanın bütünü kapsayacak şekilde tüm milletçe uygulanması amaçlanmıştır.
Kongrenin Karşılaştığı Sorunlar:
-İstanbul hükümeti ve işgal güçlerinin engellemesi sonucunda kongreye sadece 38 kişi katılabildi.
-Elazığ valisi Ali Galip’in kongreyi basacağı şayiası yayıldı.
-Fransızların Sivas’ı işgal edeceği haberleri yayıldı.
-İlk anda Mustafa Kemal, kongreye başkan seçilmek istenmediyse de; uzun tartışmalar sonucunda
Mustafa Kemal kongreye başkan seçilebildi.
-Delegelerin büyük bir çoğunluğu ABD mandasını savundu. Fakat Mustafa Kemal, ABD mandasının Türk milleti için uygun olmadığını delegelere anlatıp kabul ettirince; ABD mandası da kesin olarak reddedildi. (ABD, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletinin kurulmasını istiyor; Osmanlı ülkesinin parçalanmasını öngörüyor; Türkiye’nin mandaterliğini ise istemiyordu)
-İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal ve kongreye katılanlar için tutuklama kararı çıkardı.
Not: Erzurum Kongresi’nin kararları Sivas Kongresi’nin birinci maddesi olarak kabul edildiği için Sivas
Kongresi Erzurum Kongresi’ne göre daha kısa sürmüştür.

Alınan Kararlar:
1. Osmanlı hükümeti bir dış baskı karşısında vatanın her hangi parçasını terk ve ihmal etmek zorunda kalırsa; halife ve saltanatın, vatan ve milletin korunmasını sağlayacak her türlü tedbir alınmıştır.
2.İtilaf devletlerinden haklarımıza saygı gösteren haklı ve adaletli bir karara varmalarını bekleriz 3.Milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti altında toplanmıştır.
-Birlik sağlanmıştır.
-Cemiyetler bölgesel olmaktan çıkarak millileşmiştir.
-Kuvayı Milliye için komuta birliği sağlanmıştır.
-Kurtuluş Savaşının tek elden yönetilmesi kolaylaşmıştır.
4. Mustafa Kemal başkanlığında tüm yurdu temsil edecek şekilde 15 kişiden oluşan temsil heyeti kuruldu.
5. Ali Fuat Cebesoy batı cephesi Kuvayı Milliye komutanlığına tayin edildi.
-Heyet-i Temsiliye ilk defa hükümet gibi yürütme yetkisi kullandı.
-Batı cephesinin oluşturulması için ilk adım atıldı
6.İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılmasına karar verildi.

7. Damat Ferit Paşa hükümetinin iş başından uzaklaştırılmasına kadar İstanbul ile ilişkilerin kesildiği
bildirildi.
-Bu karardan yaklaşık yirmi gün sonra Damat Ferit Paşa hükümeti istifa ederek yerine Ali Rıza Paşa hükümeti geldi. Bu durum Sivas Kongresinin olumlu bir sonucudur ve Milli Mücadelecilerin İstanbul karşısında güçlendiğini gösterir.

----

Kongrenin Önemi:
-Kongreler dönemi kapandı
-Misak-ı Milli esasları belirlendi
-Heyet-i Temsiliye bütün vatanı temsil eder hale geldi
-Milli birlik ve beraberlik büyük oranda sağlandı
-Millî örgütlenme tüm vatanı kapsadı
-Gücünü halktan alan yeni bir otorite ortaya çıktı
-Mustafa Kemal lider olarak benimsendi
-Erzurum Kongresi kararları millîleşti.
-Mondros Mütarekesi reddedildi
-Sivas Kongresi milleti temsil eden tek kurul oldu
-Tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkeleri temel prensip olarak kabul edildi
-Mandacılık kesin olarak reddedildi
-Kuvayı Milliye cepheleri arasında kumanda birliği sağlandı

Açıklamalar:
-1.Erzurum Kongresi; Doğu Bölgesinin, Osmanlı tarafından terk edilmek istenen yerinde geçici bir yönetim kurulacağından bahsederken; Sivas Kongresi bu kararı bütün yurdu kapsayacak şekilde aldı.
-2.Mustafa Kemal ve arkadaşları 1 Mayıs 1919’da idama mahkûm edildi
-3.İzinsiz toplanmasından; hakkında tutuklama kararı olan Mustafa Kemal’i kendisine başkan seçtiğinden ve aldığı kararlardan dolayı Sivas Kongresi de ihtilalcidir.

2.1.10. Amasya Görüşmeleri (20–22 Ekim 1919) )

Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)
-Damat Ferit Paşa, 2 Ekim 1919’da istifa edince, hükümeti Ali Rıza Paşa kurumuştur.
-Ali Rıza Paşa, Anadolu hareketini milli mücadelecilerle iyi geçinerek kontrol altına almaya çalışan bir kişiydi. Bundan dolayı da Mustafa Kemal ile iyi geçinmeyi ilke edindi.
-Mustafa Kemal, Ali Rıza Paşa hükümetini Damat Ferit Paşa hükümetine nazaran daha ılımlı olduğundan dolayı desteklediği gibi; birliğin sağlanıp korunması için İstanbul hükümeti ile iyi geçinmeye de çalışmıştır.
-Mustafa Kemal ile Ali Rıza Paşa’nın karşılıklı görüşmeleri sonucunda Amasya’da, her iki tarafın uzlaşması amacıyla bir mülakat yapılmasına karar verildi.
-Amasya Görüşmelerine İstanbul Hükümeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa katıldı. Milli mücadele adına Mustafa Kemal ve arkadaşları katıldı.

Alınan Kararlar:
-Hiçbir vilayet terk edilmeyecek, himaye kabul edilmeyecektir. Bütünlük ve istiklal korunacaktır.
-Azınlıklara siyasi hâkimiyetimizi zedeleyici ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilmeyecektir.
-Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İstanbul hükümeti tarafından tanınacaktır.
-Meclis-i Mebusan toplanmalıdır.
-Meclis-i Mebusan İstanbul dışında toplanmalıdır. (Meclisin, İstanbul’da toplanması halinde, mili mü-
cadele ruhunu yansıtamayacağı ve rahat çalışamayacağı düşünülmüştür.)
-Sivas Kongresi kararları meclis tarafından onaylanmalıdır.
-Yapılacak antlaşmalar için Heyet-i Temsiliye’nin onayı alınmalıdır.
-Seçimlerin serbest yapılmalıdır.

Önemi:
-Milli mücadele, Heyet-i Temsiliye ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İstanbul hükümeti tarafından hukuken tanındı
-Temsil Heyeti ile İstanbul arasındaki ilişkiler yumuşadı
-İstanbul Anadolu’ya bağlı olmaya başladı.
-İtilaf devletleri Anadolu hareketini İstanbul vasıtasıyla kontrol altına alamayacaklarını anlamıştır.
-Meclis-i Meb’usan’ın toplanması kararlaştırılmıştır.

Açıklamalar:
-Görüşmelerde egemenlikten değil; bağımsızlıktan bahsedilmiştir.
-Meclisin İstanbul dışında toplanması meselesinde anlaşmaya varılamadı
-Salih Paşa kararların tamamını kendisinin kabul etmesinin bir anlam ifade etmediğini; kararların hükümet tarafından kabul edilmesinin önemli olduğunu; kararların hükümet tarafından kabul edilmesi için elinden geleni yapacağını; bu konuda başarılı olamadığı takdirde istifa edeceğini açıkladı. Hükümet sadece Meb’usan Meclisinin açılması kararını tam olarak onayladı. Salih Paşa ise istifa etmedi

2.1.11. Temsil Heyeti’nin Ankara’ya Gelmesi (27 Aralık 1919)
Temsil Heyeti’nin Ankara’ya Gelmesi (27 Aralık 1919)
Sebepleri:
-Ankara’nın güvenli olması
-Mebusan Meclisi çalışmalarının yakından izlenmek istenmesi
-Ankara’nın batı cephesine yakın olması
-Ankara’nın iletişim ve ulaşım yönünden uygun olması.

2.1.12. Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve  Misak-ı Millî (12–28 Ocak 1920)
-İşgal güçleri seçimlerden saltanat yanlılarının çoğunluk olarak çıkacağını zannettiğinden dolayı seçimlere pek müdahale etmediler. Fakat Kasım 1919’da yapılan seçimlerden milli mücadele taraf- tarlarının çoğunluk olarak çıkması, işgalcilerin Anadolu hareketini hâlâ anlayamadığını gösterdi.
-İşgalciler padişahın kontrolünde toplanacak olan bir meclisten kendi aleyhlerine bir kararın çıkmayacağını zannettiklerinden dolayı meclisin açılmasına da karışmadılar.
-Meclisin Misak-ı Milli kararlarını alması ise işgalcilerin Anadolu hareketini anlayamadığını bir defa daha gösterdi.
-Padişah meclisin İstanbul dışında toplanmasını, meclisin kendi kontrolünden çıkmasından dolayı, uygun görmüyordu. Meclisin İstanbul dışında toplanmasını anayasaya uygun olmayışı ise padişaha bu konuda dayanak oluyordu.
-Mustafa Kemal ise işgal altındaki İstanbul’da, padişah başkanlığında toplanacak olan bir mecliste milli mücadele adına sağlıklı kararların çıkmayacağını tahmin ediyor ve meclisin Anadolu’da toplanmasını istiyordu.
-Mustafa Kemal, meclisten sağlıklı kararlar çıktığı takdirde milli mücadelenin yasallaşacağına inanıyordu. Fakat her şeye rağmen Mustafa Kemal bu meclisin kurtuluşu gerçekleştiremeyeceğini biliyor ve bu durumu milletin de görmesini istiyordu.
-Bu açıdan meclisin İstanbul’da toplanması ve Misak-ı Milli kararlarından dolayı İstanbul’un işgal edilerek meclisin dağıtılması olumlu oldu.
-Erzurum mebusu seçilen Mustafa Kemal, güvenlik meselesinden dolayı İstanbul’da toplanan meclise katılmadı.

Mustafa Kemal’in İstanbul’a Gönderdiği Mebus Arkadaşlarından İstekleri:
1. Mecliste Milli Mücadeleci’lerin birlikte hareket etmesini sağlayacak olan bir Müdafaa-i Hukuk
grubu oluşsun.
-Mecliste müdafaa-i hukuk grubu bazı mebusların çekimser davranmasından dolayı kurulamayıp; bu grubun yerine içinde saltanat yanlılarının da olduğu ve Misak-ı Milli’yi ilan edecek olan Felah-ı Vatan grubu kuruldu.
2. Sivas Kongresi kararları mecliste onaylansın.
-Meclis Sivas Kongresinin bağımsızlıkla ilgili kararlarını onayladı ( Misak-ı Milli). Fakat padişah kontrolün- deki mecliste Sivas Kongresinin milli egemenlikle ilgili maddeleri tartışma konusu dahi yapılamadı.
3.Mustafa Kemal, meclise başkan seçilsin.
-Mustafa Kemal işgalcilere ve İstanbul otoritesine milli eylemin gücünü göstermek istiyordu.
-Meclis dağıtıldığı takdirde, meclis başkanı sıfatıyla, meclisi Anadolu’da toplamayı amaçlıyordu.
-Mustafa Kemal meclise başkan seçilmemiştir. (Bu durum mebusların padişaha ve saltanata bağlı olduklarını gösterir.)
Misakı Milli / Peymân-ı Milli [ Milli Ant] (28 Ocak 1920)
1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
2. İşgal altındaki Arap topraklarının geleceği bölge halkının vereceği oylara göre belirlenecektir.
3. Kars, Ardahan ve Batum’un geleceğinin belirlenmesi için halk oylaması yapılacaktır.
4. Batı Trakya’nın geleceğinin belirlenmesi için halk oylaması yapılacaktır.
5. İstanbul ve Marmara Denizi her türlü tehlikeden uzak tutulursa; Boğazların dünya ticaret ve ulaşımına açılması mümkündür.
6. Azınlık hakları komşu ülkelerde Müslüman azınlığa verilen haklar kadar olacaktır.
7. Siyasi, iktisadi ve hukuki gelişmemizi engelleyen sınırlamalar (kapitülasyonlar) kabul edilemez.

Misak-ı Milli’nin Önemi:

-Milli mücadelenin hedefi kesin olarak belli oldu
-Milli sınırlar meclis onayından geçti
-Milliyetçilik anlayışının yerleştiği görüldü
-Meclis kapitülasyonlara ilk ciddi tepkiyi gösterdi.
-Milli mücadele için meclisin desteği alındı
-Kurtarılacak vatan belli oldu
-Türk halkının temel hakları dile getirildi.
-Millî devlet anlayışı kabul edildi
-Misak-ı Milliyi öfkeyle karşılayan İtilaf Devletleri İstanbul’u resmen işgal etti.
-Tam bağımsızlık ilkesi benimsendi
Açıklamalar:
-Misak-ı Milli’de hedefler belirlendiği halde; hedeflere gidilecek yolun belirtilmemesi Mustafa Kemal’e hareket serbestliği verdi.
-Misak-ı Milli kararları Wilson Prensipleri ile çelişmez.
-Misak-ı Milli’de Osmanlı borçlarının ödenmesine de değinilmiştir.
-Millî egemenlikten bahsedilmedi
-Misak-ı Milli, Lozan Konferansı’nda bütün dünyaca kabul edildi.
-Sınırların belirlenmesinde Mondros Mütarekesinin imzalandığı anda işgal edilmeyen yerler ve Türklerin çoğunlukta olduğu bölgeler ölçü alındı.
-Misak-ı Milli, ilk defa Londra Konferansı’nda dünyaya duyuruldu.

İstanbul’un Resmen İşgali (16 Mart 1920) ve Mebusan Meclisi’nin Kapatılması

Sebepleri:
-Meclis-i Mebusan’ın Misak-ı Milli’yi ilan etmesi
-Mustafa Kemal’in otoritesini kırmak
-Milli mücadeleyi Türk halkının gözünde kötü göstermek
-İslam Birliği eğilimlerinin ve giderek güçlenen Bolşevik yayılmacılığın İngiltere’nin bölgesel çıkarlarını
tehdit edecek duruma gelmesi

----

Sonuçları:
-Osmanlı Meclisi dağıtıldı
-Damat Ferit Paşa tekrar hükümet başkanı oldu
-İstanbul’daki Türkler de kurtuluş adına İstanbul’da ümit kalmadığını görünce Anadolu’ya geçti
-Damat Ferit Paşanın tekrar yönetime getirilmesi halkı İstanbul hükümetinden soğuttu
-TBMM’nin açılışına zemin hazırlandı
-Padişah tutuklu duruma düştüğünden dolayı; Mustafa Kemal’e padişah adına söz söyleme imkânı doğdu
-Türk halkı, güvendikleri İngilizlerin, çirkin yüzünü gördü.
-İngilizler Osmanlı meclisine saldırmakla milli iradeye ve demokrasiye karşı olan saygısızlıklarını gösterdiler
-Bazı mebuslar sürgün edildi, bazı mebuslar tutuklandı; bazıları ise Anadolu’ya kaçtı.
-İstanbul’dan Anadolu’ya göç başladı
-Mustafa Kemal’in meclisin İstanbul’da toplanmamasını isteme haklılığı ortaya çıktı.
-İşgalciler halkın kendilerine karşı tepkisini önlemek ve işgalden Milli Mücadelecileri sorumlu tutmak için şu genelgeyi yayınladılar:
– İşgaller geçicidir
– Saltanatın devamını ve güçlenmesini istemekteyiz
– Anadolu’da işgallere karşı mücadele olursa; İstanbul da Türklerin elinden alınacaktır.
– İstanbul’dan verilecek emirlere uyulmalıdır.

Mustafa Kemal’in İşgale Tepkisi:
-İşgalciler kınandı
-İstanbul ile ilişkiler kesildi
-Anadolu’daki bazı işgalci subaylar, Malta’ya sürgün edilen Türk mebuslarına karşılık tutuklandı
-Osmanlı’nın Anadolu’daki gelir kaynaklarına el kondu
-İşgalcilerin sevkiyat yaptıkları Ulukışla-Geyve Demiryolu işlemez hale getirildi.
Not: İstanbul’un işgal edildiğini Anadolu’ya Telgrafçı Hamdi Bey haber vermiştir.


2.2. BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILMASI (23 Nisan 1920)
Büyük Millet Meclisi’nin Açılması
TBMM’nin Açılış Amaçları:
-Milli iradeyi egemen kılmak
-Millî güçleri bir arada tutmak
-Bağımsızlığı sağlamak
-Bağımsızlı ve egemenliği sağlayacak otorite ve gücü oluşturmak
-TBMM’ye öncelikle, işgal dolayısıyla İstanbul’dan kaçıp gelen mebuslar kabul edilerek; meclis Meclis-i
Meb’usan’ın devamı gibi gösterilmiştir.

Mustafa Kemal’in Meclisin Çalışma Şartlarını Belirlemek İçin Meclise Sunduğu Öneri:
1.TBMM’nin üstünde hiç bir güç yoktur.
-TBMM bütün güçlerin üzerinde kabul edilmiştir.
-İstanbul’daki otorite meclis otoritesinin altında kabul edilmiştir.
2. Hükümet kurmak gereklidir.
-Bu madde meclisin kuruculuk yönünü gösterir
3. Geçici olduğu bildirilerek bir hükümet başkanı tanımak; ya da padişah vekili çıkarmak doğru
değildir.
-Bu madde açılan meclisin daimi olduğunu vurgulamaktadır.
4. Mecliste yoğunlaşan millî iradenin yurdun alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul
etmek temel ilkedir.
5. Yasama ve yürütme TBMM’ye aittir.
-18 Eylül 1920’de kurulan İstiklal Mahkemelerinin üyeleri de milletvekillerinden oluştuğundan dolayı yargı da meclisin eline geçmiştir.
-Yasam, yürütme ve yargının mecliste toplanmasına güçler birliği ilkesi denilir.
-Güçler birliği ilkesi olağan üstü durumdan dolayı kabul edilmiştir. Hızlı karar alınıp; alınan kararların hızlı uygulanması amaçlanmıştır.
-Güçler birliği ilkesi demokrasiye uygun değildir. Demokrasiye uygun olan kuvvetler ayrılığı ilkesi 1961 Anayasası ile kabul edilmiştir.
6. Meclisten seçilecek bir kurul meclis adına hükümet işlerine bakar. Oluşturulan bu İcra Vekilleri Heyetinin başkanı meclisin de başkanıdır.
-Kurulan bu sisteme meclis hükümeti sistemi denilir. Bu sistemde bakanlar meclisten tek tek seçilir.
-Meclis hükümeti sisteminde hükümet üyeleri meclisten tek tek seçildiğinden dolayı hükümetin kurulması gecikir; dolayısıyla da yürütme olumsuz etkilenirdi.
-Meclis hükümeti sistemi cumhuriyet ilan edilene kadar devam etmiştir.
-Saltanat devam ettiğinden dolayı devlet başkanlığı kurumu oluşturulamamıştır. Meclis başkanlığı ile
hükümet başkanlığı aynı kişide toplanmıştır.
7. Padişah ve halife baskı ve zordan kurtulduğu zaman, meclisin düzenleyeceği yasal ilkeler doğrultusunda yerini alır.
-Birliğe ihtiyaç duyulan bu dönemde padişahlık ve halifelik kurumunun açıkça karşısına geçilmemiştir.
-Bu madde ileride saltanat ve halifeliğin kaldırılabileceğini göstermektedir. Çünkü padişah ve halifenin durumunu meclisin belirleyeceği dile getirilmiştir.
Not: Bu önerge Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilene kadar meclisin çalışma şartlarını belirlemiştir.

TBMM’nin Açılmasının Önemi:
-Milli egemenlik ilkesi kurumlaştı
-Halkçı, ulusçu ve demokratik bir Türk devleti oluştu
-Temsil heyetinin görevi sona erdi
-Millî örgütlenme tamamlandı

TBMM’nin Özellikleri:
-İhtilalcidir; İstanbul’daki otoriteye rağmen meclis açılmış, yeni bir devlet oluşturulup; hıyanet-i vataniye
gibi kanunlar çıkarılmıştır.
-Kurucudur; yeni bir hükümet ve yeni bir devlet ortaya çıkarılmış; bir devlet için gerekli olan kanunlar ve
anayasa hazırlanmıştır.
-Halkçı, demokratik ve ulusçudur.
-Milli egemenlik ilkesi temel ilkedir.
-Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir
-İstiklal mahkemelerini kurmakla yargı gücünü ortaya koymuştur.
-Kurtarıcı bir meclistir.
-Meclis hükümeti sistemi kabul edilmiştir.
-İlk meclisteki vekiller arasında fikir birliği yoktur. Misak-ı Milli (bağımsızlık) birleştikleri tek fikirdir. Meclisin bu özelliğinden dolayı da bu meclis inkılâpları yapmaya uygun değildir. Saltanatı kaldırması, bu meclisin inkılâpçı olduğunu göstermez. Çünkü saltanatın kaldırılması Lozan öncesinin olağan üstü durumundan kaynaklanmıştır.
-İlk ilişkilerini Rusya ile kurdu ve ilk elçisini Rusya’ya gönderdi.
-30 Nisan 1920’de varlığını dünya devletlerine duyurdu.

TBMM’nin Otoritesini Artırma Çalışmaları:
-İstanbul hükümetinin çalışmaları yok sayıldı
-Otoriteyi artırıcı tedbirler alındı
-Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı
-İstiklal mahkemeleri kuruldu
-İsyanlar bastırıldı
-Anayasa ilan edildi

TBMM’nin Birliği Sağlama ve Devam Ettirme Çalışmaları:
-Devrimler savaş sonrasına bırakıldı
-Meclis-i Meb’usan’ın üyeleri TBMM’ye kabul edildi
-Kurulan devletin yeni bir cumhuriyet olduğu açıkça ifade edilmedi
-Güçler birliği ilkesi kabul edildi
-Padişah ve halifeye karşı, savaş bitene kadar açıkça tavır takınılmadı
-Meclis 23 Nisan 1920 ile 1 Nisan 1923 tarihleri arasında çalışmıştır.
-Ağustos 1923’de ise II. Meclis çalışmalarına başlamıştır

Aşağıdaki Video İle TBMM’ye karşı ayaklanmalı öğrenebilirsiniz.

2.2.1. Büyük Millet Meclisine Karşı Ayaklanmalar
Büyük Millet Meclisi’ne Karşı Çıkan Ayaklanmalar
Sebepleri:
-İşgal devletlerinin işgallerini yerleştirmek istemesi
-Osmanlı yönetiminin Mustafa Kemal ve arkadaşlarını etkisiz duruma getirmek istemesi
-TBMM’nin halktan yeni fedakârlıklar istemesi
-İtilaf devletlerinin milli mücadeleyi iç karışıklıklarla yıpratmak istemesi
-Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olmasından dolayı asayişsizlik olması
-Bazı Kuvayı Milliye’cilerin tutarsız davranışları
-Milli mücadele politikasının bazı çıkar çevrelerini rahatsız etmesi
-Azınlıkların emelleri
-Bazı Kuvayı Milliye’cilerin düzenli ordunun emrine girmek istemeyişi

1. İstanbul Hükümeti’nce Çıkarılan Ayaklanmalar
Kuva-yı İnzibatiye (Halifelik Ordusu) Sebepleri:
-İngilizlerin, milli mücadelecileri Boğazlar çevresine yanaştırmak istememesi
-İstanbul yönetiminin duyduğu tedirginlikler
-Halifelik ordusu denilen isyancı birliğini Süleyman Şefik İngilizlerin istek ve desteği ile hazırladı. Birliğin oluşturulmasında genellikle Enver Paşa’nın ordudan tasfiye ettiği eski subaylar kullanıldı.
Özellikleri:
-İsyan Adapazarı civarında başladı
-Çerkez Ethem ve Refet Bele tarafından bastırıldı
-İsyanın bastırılması sonucunda Kuva-yı İnzibatiye birliğinin çoğu milli mücadele saflarına geçti
• Ahmet Anzavur ve Kuva-yı İnzibatiye İsyanlarının başarısız olması İngilizlere; İstanbul hükümetinin isyan düzenleme konusunda başarısız olduğunu gösterdi ki bundan sonra İngilizler kendileri isyan düzenlettirmeye başladılar.
• Not: 28 Nisan 1920’de Anadolu’da, padişah adına, asayiş sağlamak için Anadolu Fevkalade Müfettişliği
kuruldu.

----

Ahmet Anzavur Ayaklanması:
Sebep:
-İngilizlerin, milli mücadelecileri Çanakkale Boğazı çevresine yanaştırmak istemeyişi
-İstanbul yönetiminin milli mücadeleden duyduğu tedirginlik
Özellikleri:
-İsyan Marmara’nın güneyinde Susurluk civarında çıkmıştır.
-İsyan TBMM açılmadan önce başladı
-Saltanat yanlısı bir isyandır
-Çerkez Ethem ve Ali Fuat Paşa tarafından 20 Mayıs 1920’de kesin olarak bastırdı.

2. İstanbul Yönetimi ve İşgalcilerce Çıkarılan İsyanlar
Bozkır İsyanı (27 Eylül – 4 Ekim 1919)
-Milli mücadeleye karşı çıkan ilk isyandır
-Padişah taraftarı bir isyandır
-Konya havalisinde çıkmıştır.

Bolu-Düzce Ayaklanması:
-12 Nisan 1920’de başladı
-Çerkez Ethem tarafından bastırıldı

3.Çapanoğulları İsyanı
(15 Mayıs-27 Ağustos 1920)
-Yozgat, Çorum ve Tokat havalisinde etkili oldu
-Çerkez Ethem tarafından bastırıldı

4. Delibaş Mehmet-Konya İsyanı (2 Ekim-15 Kasım 1920)
-Halifelik taraftarı bir isyandır
-Konya ve Isparta’da etkili oldu
-İsyanın çıkarılmasında İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar etkili oldu
-Milli kuvvetler karşısında tutunamayan Delibaş Mehmet, önce Fransızlara sonra Yunanlılara sığınmıştır.

5. Cemil Çeto İsyanı (17 Haziran 1920):

6. Milli Aşireti İsyanı (8 Haziran 1920):
-Fransızlardan destek almıştır

7. Koçgiri Ayaklanması:
-Kemah ve Divriği’de etkili oldu
-Bu isyanı II. İnönü Savaşı döneminde kurulmuş olan merkez ordusu bastırdı

8. Ali Batı İsyanı (11 Mayıs -18 Ağustos 1919):
-Diyarbakır’da etkili oldu
-Ali Batı çatışma esnasında öldürüldü

9.Çopur Musa Ayaklanması: Özellikleri:
-İsyan Afyon’da çıktı
-İsyanın çıkmasında Yunanlıların kışkırtmaları da etkili oldu
-İsyan Refet Bele tarafından bastırıldı

----

3. Kuvayı Milliyecilerin Çıkardığı Ayaklanmalar
Demirci Mehmet Efe Ayaklanması:
-Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiş olan Mehmet Efe, düzenli ordu kurulurken ilk günlerde düzenli ordunun emrine girmek istemedi
-Demirci Mehmet Efe ikna edildi ve efeleriyle birlikte düzenli ordunun emrine alındı.

Çerkez Ethem Ayaklanması:
-Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler veren ve isyanların bastırılmasında büyük katkıları olan Çerkez Ethem düzenli ordunun emrine girmeyerek isyan etmiştir.
-Çerkez Ethem, düzenli orduya karşı girdiği mücadelede başarılı olamayınca; 5 Ocak 1921’de Yu- nanlılara sığınmış; Çerkez Ethem’e bağlı birlikler ise 20 Ocak 1921’de düzenli ordunun emrine girmiştir.

4. Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar
Sebepleri:
-Osmanlı’dan toprak koparma düşüncesi
-Emellerinin olduğu bölgelerde çoğunluk olma düşüncesi ile, Türk milletini yıldırarak, bölgeden kaçırma
-İşlerini kolaylaştırma düşüncesi ile işgallere zemin hazırlama
-İşgal devletlerinin kışkırtmaları
-Ermeni isyanları Gümrü ve Ankara Antlaşmaları ile bitirilirken; Karadeniz’deki Rum isyanları Şubat 1923’e kadar devam etti.
-Ermeni isyanlarını Kazım Karabekir, Rum isyanlarını Nurettin Paşa bastırdı

2.2.2. BMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler
Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Kabulü ve İstiklal Mahkemeleri
TBMM’nin İsyanlara Karşı Aldığı Önlemler:
-İstanbul ile ilişkiler kesildi
-İstanbul hükümetinin icraatları yok sayıldı
-İstanbul’un halkı milli mücadelecilere karşı kışkırtmak için yayınladığı fetvalara karşı; Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetva yayınladı
-Damat Ferit Paşa vatan haini kabul edildi
-29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı
-18 Eylül 1920’de İstiklal Mahkemeleri kuruldu
-İsyanlara karşı Kuvayı Milliye’, merkez ordusu ve düzenli ordu kullanıldı

İsyanların Sonuçları:
-Anadolu daha fazla işgal altında kaldı
-Milli mücadelenin başarıya ulaşması gecikti
-Yunanlılar Anadolu’da daha fazla ilerledi
-Kardeşkanı akıtıldı
-Anadolu birliği zedelendi
-Ekonomik zayiatlar oldu
-İsyanları bastıran TBMM’nin otoritesi arttı

Açıklamalar:
-İsyanları kışkırtanlar ve çıkaranlar kutsal değerleri kullandılar
-Padişaha bağlılık, milli mücadeleyi halka kötü gösterdi
-Asker kaçaklarının bir kısmı isyanların insan gücünü oluşturdu
-İsyanların bastırılmasında TBMM’nin güçler birliği ilkesi etkili oldu
-TBMM’ye karşı çıkarılan isyanlarda İstanbul yönetimi milli egemenliği; işgalciler milli bağımsızlığı hedef almıştır.
-Mayıs 1919’da başlayan isyanlar, 1921 yılı sonlarına kadar devam etti.


2.3. SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)
SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI (10 AĞUSTOS 1920)
Antlaşmanın Geç İmzalanmasının Sebepleri:
-Mondros Mütarekesinin kalıcı hükümler içermesi.
-Osmanlı’yı paylaşmak isteyen devletlerin çıkar çatışmasına girmesi
-İşgalcilerin iç isyanlar ve Yunan işgalinin sonucunu beklemesi
-Kurtuluş Savaşının başlamış olması
-Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin paylaşım planlarını değiştirmesi
-İtilaf devletlerine göre Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma, Türk halkını kısmen rahatlatır ve Mustafa Kemal’den koparırdı.
-Yunan güçleri, 22 Haziran 1920’de, imzalanacak olan antlaşmanın kabulüne zemin hazırlamak için, Milne Hattını aşarak; Bursa-Uşak çizgisinde harekete geçti. Yunanlılar 20 Temmuz 1920’de Doğu Trakya’yı işgal ettiler.
-3 Kasım 1919’da İngilizler tarafından Yunanlıların güvenliğinin sağlanması ve Yunan işgalinin yerleşmesi için, İzmir, Aydın, Manisa’nın bir kısmı, Soma ve Ayvalık’ın bir kısmını Yunan işgali altında bırakacak şekilde çizilen ve Yunanlıların ve Kuvayı Milliye’nin karşılıklı olarak geçmesi yasaklanan hatta Milne Hattı denilir.
-Bu gelişmeler üzerine Saltanat Şurası meseleyi görüşmek üzere 22 Temmuz 1920’de toplandı. Yapılan şurada Rıza Paşa hariç tüm üyeler Sevr Antlaşması’nın imzalanması yönünde kararını bildirdi. Saltanat Şurası’nın Sevr Antlaşması’nı imzalamak istemesinde Bursa ve Doğu Trakya’nın işgal edilmesi etkili oldu.
-Antlaşmanın maddelerini hafifletmek için Damat Ferit Paşa Fransa’daki Sevr kasabasına gittiyse de etkili olamadı.
-Sevr Antlaşması’nı imzalamak için Rıza Tevfik, Reşat Halis ve Hadi Paşa’dan oluşan grup Fransa’ya gönderildi.
-İşgalci devletler Sevr Antlaşması’nın imzalanması ile Şark Meselesinin hallolacağına inanıyordu.
-TBMM, Sevr Antlaşmasını tanımadığı gibi; 19 Ağustos 1920’de aldığı kararla, antlaşmayı imzalayanları vatan haini kabul etti. Türk milletinin bu antlaşmaya cevabı ise kurtuluş savaşı oldu. Halk bu durum karşısında milli mücadelenin gereğini daha iyi anladı.
-Padişah, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını kabul etmekle hukuka ve milli iradeye aykırı davranmıştır. Çünkü Kânun-i Esâsi’ye göre bir antlaşmanın imzalanabilmesi için Meclis-i Me’busan’ın onayının alınması gerekir.
-Sevr Antlaşması bu yönüyle hukuka aykırı olduğu gibi; Meclis-i Me’busan’ın aldığı Misak-ı Milli kararları ile çeliştiği için milli iradeye de aykırıdır.
-Türklerin çoğunlukta olduğu Anadolu’yu böldüğü için evrensel beyannamelere de (Fransız İhtilali’nin yaydığı fikirler ve Wilson Prensipleri) aykırıdır.

Sevr Antlaşması’nın Maddeleri:

1. Osmanlı ülkesi; Giresun, Ordu, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Sinop, Kastamonu, Çankırı, Ankara,
Eskişehir, Bolu, Zonguldak, Bilecik, İstanbul ve Kayseri’nin doğusu ile sınırlı kalıyordu.
2. Boğazlar, her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacak; Türklerin hiç bir etkisinin bulunmadığı, kendine has polis gücü, bütçesi ve bayrağı olan bir komisyon tarafından yönetilecek. (İlk defa boğazların yönetimi için komisyon kurulması kararı verilmiştir. Bu madde İstanbul’u güvenliksiz hale getirmiştir).
3. Midye-Büyük Çekmece hattının batısı ve İzmir dâhil Batı Anadolu Yunanistan’a verilecek
4. Doğu Anadolu’da sınırları Wilson tarafından çizilecek ve Karadeniz ile Akdeniz’e çıkışı olan bir Ermeni devleti kurulacaktır.
5. Doğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurulacaktır.
6. Antalya ve Konya havalisi İç Batı Anadolu’nun içlerine kadar İtalyanlara verilecektir.
7. Mardin, Urfa, Antep, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölge ve Suriye Fransa’ya
verilecektir.
8. Hicaz hariç olmak üzere Arabistan ve Musul İngiltere’ye verilecektir.
9. Rodos ve On İki Ada İtalya’ya; Ege Adaları Yunanistan’a verilecektir.
10. Brest-Litovsk Antlaşması tanınmayacaktır.
11. Osmanlı ordusunun mevcudu 50.700’ü geçmeyecek; askerlik mecburi olmaktan çıkarılacak, deniz gücü 13 ufak gemiyi geçmeyecek, orduda tank, ağır makineli tüfek, top ve uçak bulunmayacaktır.
12. Osmanlı maliyesini işgalcilerin oluşturacağı bir komisyon düzenleyecektir.
13. Kapitülasyonlar genişletilerek bütün devletlere verilecektir.
14. Azınlık hakları artırılacak; azınlık haklarının garantisi için bir komisyon kurulacaktır.
15. Osmanlı savaş tazminatı ödeyecektir.

Sevr Antlaşması’nın Önemi

-Osmanlı Devleti sömürge durumuna getirildi
-İşgalciler şark meselesini hallettiklerine inandı
-Halkın direnme gücü kamçılandı
-Türk milleti İstanbul yönetimine ve İngilizlerle güvenilemeyeceğini bir defa daha anladı.
-Azınlıklar emellerine ulaştığını zannetti.
Not:
-1.Osmanlı yönetimine göre Sevr Antlaşması tamamen yok olmaktan daha iyiydi
-2.Bu antlaşma Ayestefanos Antlaşması gibi geçersiz ve uygulanmayan bir antlaşmadır.

Sevr Barış Antlaşması’na Karşı Tepkiler
-TBMM, Sevr Antlaşması daha imzalanmadan Türk topraklarının parçalanmasına razı olmayacağını tüm dünyaya ilan etti.
-TBMM’nin amacı; Misak-ı Milli’yi kabul ettirmekti.
-TBMM, 19 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşması’nı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini olarak kabul ettiğini duyurdu.
-Sevr Antlaşması, Türk milletini umutsuzluğa sürüklemedi. Aksine azim ve karalılığını artırdı.


Değerli arkadaşlar Aşağıdaki İnkılap Tarihi Videosu ile Kurtuluş Savaşını daha kısa sürede Öğrenebilirsiniz.

2.4. MİLLÎ MÜCADELEDE DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ
2.4.1. Doğu Cephesi
Ermeni Meselesi ve Ermenilerle Savaş
Birinci Dünya Savaşı’na Kadar Ermeni Meselesi
-Ermeniler Osmanlı ülkesinde rahat bir şekilde yaşıyordu. Osmanlı Devletinde bakanlık ve yargıçlık yapan Ermeniler dahi vardı. Van, Bitlis, Diyarbakır, Tokat ve İstanbul yoğun olarak yerleştikleri yerlerdi. Osmanlı ülkesinin her yerine istedikleri gibi yayılmışlardı.
-Fatih zamanında İstanbul’da Ermeni patrikhanesi kurulmuştur. Tanzimat döneminde Fransızlar Katoliklerin; İngilizler Protestanların koruyuculuğunu yaparken; Ruslar da Ortodoksların ve Ermenilerin koruyuculuğunu yapıyordu.
-Osmanlılar, Ermenilere, devlete bağlılıklarından dolayı millet-i sâdıka diyordu. XIX. yüzyılda birçok ayaklanma olurken; Ermeniler bu ayaklanmalardan pek etkilenmemiştir. Doğu Anadolu’da karışıklıklar çıkararak, bu bölgeden güneye inmeyi planlayan Rusya, Ayestefanos Antlaşması’ndan itibaren Ermeni meselesini gündeme getirmiştir. Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurdurarak Rusya’nın güneye inmesini önlemek isteyen İngiltere ise Berlin Konferansı’nda Ermeni meselesini gündeme getirdi. Böylece Ermeni meselesi İngiltere ile Rusya’nın meselesi olarak ortaya çıktı.
-Rusya ve İngiltere’nin kışkırtmaları sonucunda XIX. yüzyılın sonlarında Ermeniler arasında da milliyetçilik çalışmaları görülmeye başladı. Ermeniler teşkilatlanmak için Hınçak (1887) ve Taşnak-Sütyun (1890) cemiyetlerini kurdular.
-Osmanlı ülkesinde en son isyan eden azınlık olan ve hiç bir bölgede yeterli çoğunluğu olmayan Er- menilerin, Osmanlı ülkesinde isyanlar çıkararak başarıya ulaşmaları mümkün değildi.
-Ermeniler 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Bankası’nı bastılar,
-1904’de Sason İsyanı’nı;
-1914’de Zeytun İsyanı’nı çıkardılar.
-II. Abdülhamit’e suikast düzenlediler.

Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni Meselesi
-Birinci Dünya Savaşı esnasında Ruslar, tarafından kullanılan Ermeniler, yıllarca birlikte yaşadıkları Türklere saldırmaktan çekinmediler.
-Osmanlı Devleti, Doğu Anadolu’da Türklerle Ermeniler arasında olayların çıkmaması için Ermenileri 14 Mayıs 1915’de çıkardığı Sevk ve İskan Kanunu ile Suriye bölgesine göç ettirdi.
-Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya I. Dünya Savaşı’ndan çekilince; İngilizler Batum petrol bölgesinde etkili olabilmek ve Osmanlı ile Rusya arasında tampon bölge oluşturmak için Gümrü civarında Ermenilere devlet kurdurdu (28 Mayıs 1918).
-Paris Konferansı’nda, Doğu Anadolu’da, Ermeni devletinin kurulması kabul edildi. Mondros Müta- rekesi’nin İngilizce metninde Doğu illerine Ermeni vilayetleri denmesi de İngilizlerin Ermenilerle ilgili düşüncesini, daha Paris Konferansı’ndan önce ortaya koyuyordu.
-Doğu Anadolu’da kurulacak olan Ermeni devletinin mandaterliği Paris Konferansı esnasında ABD’ye verilmiştir. ABD Ermeni mandaterliğinden Aralık 1919’da oluşturulan Harbord Raporu sonucunda vazgeçmiştir. Bu rapor Ermenilerin Doğu Anadolu’da azınlıkta olduğunu, Türklerin mücadeleye hazır olduğunu ve ABD için Doğu Anadolu’ya yönelik olarak alınacak bir mandaterliğin zararlı olacağı belirtiyordu.

----

Kurtuluş Savaşı’nda Ermeni Meselesi
-Doğu Anadolu’daki Ermeni olaylarından dolayı Kâzım Karabekir komutanı olduğu XV. Kolordu’yu dağıtmamıştı. Bu kolordunun varlığı Ermeniler için kısmen de olsa caydırıcı bir unsurdu. Bölge, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin çalışmaları sonucu örgütlenmişti.
-9 Haziran 1920’de Kâzım Karabekir’in, TBMM tarafından, doğu cephesi komutanlığına atanması sonucunda devletin ilk cephesi oluşmuş oldu.
-28 Ekim 1920’de harekete geçen Türk ordusu karşısında tutunamayacağını anlayan Ermeniler, barış isteyince, 3 Aralık 1920’de Kâzım Karabekir, TBMM adına Ermenilerle Gümrü Antlaşması’nı imzaladı.
-Not: 5 Aralık 1920’de Ermenistan, Sovyet Rusya yönetimine girdiği için Gümrü Antlaşması, Ermeni meclisinden geçememiştir.

Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920)
-Ermeniler, Kars, Gümrü ve Sarıkamış’ı terk edecek.
-Aras Nehri ile Çıldır Gölü arası Türk-Ermeni sınırı olacak.
-Ermeniler TBMM aleyhine olan antlaşmaları tanımayacaktır.
-Göç ettirilmiş olan Ermeniler altı ay içinde Türkiye’ye geri dönebilecektir.
-Ermeniler Kars civarından çekilince; Türkiye, Gürcülerle sınır komşusu oldu. Ardahan’ın bir kısmı, Artvin ve Batum Gürcülerin elindeydi. TBMM’nin verdiği ültimatom (kesin uyarı) sonucunda 23 Şubat 1921’de Gürcüler, Artvin, Ardahan ve Batum’u terk etti (Batum Antlaşması).

Gümrü Antlaşması’nın Önemi:
-Mondros Mütarekesi ile belirlenen sınırlar ilk defa aşılmıştır.
-TBMM’nin ilk askeri ve siyasi başarısı görüldü.
-Ermenistan TBMM’yi antlaşma imzalayarak tanıyan ilk devlet oldu.
-Misak-ı Milli yönünde ilk adım atıldı.
-Sevr Antlaşması’na ilk darbe vuruldu.
-Doğu sınırının belirlenmesi yönünde ilk adım atıldı.
-Doğudaki güçleri batıya kaydırma imkânı oluştu.

2.4.2. Güney Cephesi
Güney Cephesi’nde Maraş ve Urfa’nın Kurtarılması, Antep Savunması
-Mondros Mütarekesi’nden sonra İngilizler, 9 Kasım 1918’de İskenderun’u, 17 Aralık 1918’de Antep’i, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı ve 24 Mart 1919’da Urfa’yı işgal ettiler.
-Fransızlar ise Mersin, Adana, Hatay ve Osmaniye’yi işgal ettiler.
-İngilizler petrol bölgelerine karşılık Maraş (30 Ekim 1919), Urfa (30 Ekim 1919) ve Antep’i (5 Kasım 1919) Fransızlara devrettiler.
-Fransızlar Suriye ve Mısır’dan getirdikleri Ermenilere intikam alayları kurdurarak, Ermenileri bölgedeki Türklere karşı kullandılar. Ermeniler Çukurova’da devlet kurmak istediklerinden dolayı Türklere karşı saldırıya geçtiler.
-Batı Anadolu’da düşmana karşı seçilmiş gerilla güçleri savaş verirken; güney cephesinde kadın, çocuk, ihtiyar olmak üzere halk düşmana karşı topyekûn bir mücadeleye girmiştir.
-Sivas Kongresi’nde, güney cephesinin, gönderilecek subaylarca düzenlenip halkın düşmana karşı harekete geçirilmesi planlanmıştır.
-Fransızlar ile Türk halkı arasında ilk ciddi çarpışmalar, Sütçü İmam’ın harekete geçmesi ile Maraş’ta başlamıştır. Maraş halkı Fransızları 10 Şubat 1920’de Maraş’tan atmayı başardı.
-11 Nisan 1920’de ise Urfa halkı Fransızları memleketlerinden atmayı başardı.
-Şahin Bey mücadelesi ile ünlenen Antep ise bütün gayretlerine rağmen Fransızlara teslim olmak zo-
runda kaldı (Şubat 1921).
-TBMM daha sonraki yıllarda Maraş’a kahraman; Urfa’ya şanlı; Antep’e ise gazi unvanını vermiştir.
-Adana’da ise mücadeleler 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması’na kadar devam etti.
-Açıklama:
-Güney cephesi, Ankara Antlaşması ile kapanmış ve Adana ile Antep savaş yapılmadan Fransızlardan geri alınmıştır.

2.5. MİLLÎ MÜCADELEDE BATI CEPHESİ

2.5.1. Düzenli Ordunun Kurulması
-İzmir’in işgalinden sonra Kuvayı Milliye birlikleri Ayvalık, Bergama, Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli ve Aydın’da Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiştir.
-Kuvayı Milliye düşmanı oylayabiliyor fakat düşmanı yurttan atacak şekilde karşı taarruza geçemiyordu. Bu durumu bilen Mustafa Kemal, düzenli ordunun kurulmasının şart olduğuna inanıyor; fakat bu düşüncesini meclise kabul ettiremiyordu.
-22 Haziran 1920’de başlayan Yunan Taarruzu Gediz muharebelerinde Kuvayı Milliye’nin mağlubiyetine sebep oldu. Kuvayı Milliye’nin komutanı olan Ali Fuat Cebesoy mağlubiyete Kuvayı Milliye’nin disiplinsizlik ve düzensizliğini sebep gösterirken; Kuvayı Milliye’ciler de mağlubiyetin sebebi olarak Ali Fuat Cebesoy’un başarısızlığını ileri sürüyorlardı.
-Gediz muharebeleri, Mustafa Kemal’in düzenli ordu konusundaki düşüncelerini haklı çıkarmış ve bunun üzerine 8 Kasım 1920’de yapılan meclis toplantısı sonucunda Ali Fuat Cebesoy’un Moskova büyük elçiliğine tayin edilmesine ve düzenli ordunun kurulmasına karar verilmiştir.
-Batı Cephesi’nde düzenli orduyu kurmakla İsmet İnönü görevlendirildi. Cephenin güneyi ise Refet Bele’nin komutasına verildi.
-27 Aralık 1920’de düzenli ordunun kurulması kararlaştırıldı

Düzenli Ordunun Kurulma Sebepleri:
-Halk ile Kuvayı Milliye birliklerinin karşı karşıya gelmeye başlaması
-Yunan ilerleyişinin durdurulamayışı
-Kuvayı Milliye’nin merkezi otoriteden yoksun oluşu
-Kuvayı Milliye’nin bölgesel amaçlı olması

Düzenli Ordunun Özellikleri:
-Kurtuluş savaşında sadece Yunanlılara karşı savaştı
-TBMM’ye karşı oluşan bazı isyanları bastırdı
-Tekâlif-i Milliye Emirleri’nin uygulanması sonucunda taarruz gücüne ulaştı
-I. İnönü Muharebesi ilk savaşı ve ilk başarısıdır.
-Eskişehir-Kütahya Muharebeleri tek başarısızlığıdır.

Batı Cephesi Muharebeleri
-Kurtuluş Savaşı’nda Doğu ve Güney cephelerinin dışında asıl ve uzun savaşlar Yunanlılara karşı Batı Cephesi’nde yapıldı.
-İzmir’i işgal eden Yunanlılara karşı Batı Anadolu’da cepheler oluşturuldu.
-Düzenli ordunun kurulmasından sonra Yunan ordusuna karşı daha yoğun bir mücadele verildi.

Çerkez Ethem Olayı
-Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ordudan ayrılan Ethem Bey, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi üzerine silahlı mücadeleye başladı.
-Kendisini Salihli Cephesi Komutanı ilan etti.
-Emri altındaki insanlara maaş bağladı.
-Milli Mücadeleye ve TBMM’ye karşı çıkan isyanlarda büyük ölçüde Ethem Bey’in birliklerinden faydalanıldı.
-Fakat zamanla kendine duyduğu aşırı güven ve düzenli orduya katılmama tavrı bir soruna dönüştü.
-Bağımsız hareket etmeye başlayan Ethem Bey, düzenli ordunun emrine girmedi.
-Batı Cephesi komutanı olan İsmet Bey, askeri bir harekâtla Ethem Bey’i ve birliklerini kontrol altına almaya çalıştı.
-Taraflar arasında çatışmalar yaşandı.
-Bir süre sonra Ethem Bey can güvenliği sebebiyle yurdu terk ederken, birlikleri de düzenli orduya katıldı.

Yunanlıların Anadolu’da İlerleme Sebepleri:
-Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olması
-Cephede ilk dönemde disiplin olmaması
-İsyanlardan dolayı Anadolu’da birliğin geç sağlanması
-İngilizlerin Yunanlılara yardım etmesi
-Mondros Mütarekesi’nin taşıdığı ağır maddelerden dolayı Osmanlı Devleti’nin üzerine düşen sorumlu- luğu yerine getirememesi
-Paris Konferans’ında, Türkiye’nin mandaterliğinin hiç bir devlet tarafından alınmamasını savunan Fransa; Yunanistan’ın İzmir’i terk etmesini de istiyordu.
-Dünya Müslümanlarından çekinen İngilizler, İstanbul’u paylaşım planları içine almamıştır.
-Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı ilk mücadeleyi Kuvayı Milliye birlikleri verdi. 1921 yılının başlarında oluşan düzenli ordu ise ilk savaşını Çerkez Ethem’e karşı vermek zorunda kaldı
-8-9 Temmuz 1920’de Bursa işgal edilince meclis kürsüsüne siyah bir örtü çekildi. Bu örtü 6 Eylül 1922’de kaldırılmıştır.

2.5.2. I. İnönü Muharebesi (6-10 Ocak 1921)
Sebepleri:
-Demir yolu hattından dolayı Yunanlılar Eskişehir’i ele geçirmek istiyordu.
-Yunanlılar, yardım alabilmek için, batılı devletlere güçlerini ispatlamak istiyordu.
-Yunanlılar Çerkez Ethem’in isyanından faydalanmak istiyordu.
-Yunanlılar TBMM’ye Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek istiyordu.
-İsmet İnönü komutasındaki düzenli ordu Yunanlıları durdurmayı başarmıştır.

----

Birinci İnönü Zaferi’nin Önemi:
-Düzenli ordu ilk zaferini kazandı.
-İtilaf devletleri arasında anlaşmazlık yaşandı.
-İsmet İnönü tuğgeneral rütbesi aldı.
-TBMM’nin içte ve dışta saygınlığı arttı.
-Çerkez Ethem isyanı bastırıldı.
-Afganistan ve SSCB ile dostluk anlaşması imzalandı.
-İstiklal Marşı’mız kabul edildi (12 Mart 1921).
-Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi.
-Halkın orduya ve TBMM’ye karşı güveni arttı.
-Asker toplama işi kolaylaştı.
-İstanbul hükümeti ve TBMM Londra Konferansına davet edildi.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu [1921 Anayasası (20 Ocak 1921)] 
Yeni Türk Devleti’nin İlk Anayasası (20 Ocak 1921)
-Anayasa; bir devletin en temel kanunudur.
-Devletin yönetim şeklini, hak ve sorumlukları tespit eder.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu Teşkilat-ı Esasiye’nin Yapısı:
-Gerekli görüldüğünde Kânun-i Esâsi’nin uygulanması uygun görülmüştür.
-Yasama, yürütme ve yargı meclise aittir.
-Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
-TBMM süre dolmadan seçimleri yenileyebilir.
-Savaşa ve barışa TBMM karar verir.
-Şer’i hükümlerin yürürlüğünü TBMM yapar.
-Bakanlar meclis tarafından seçilir.
-Vekiller iki yılda bir seçilir.
-TBMM başkanı icra vekilleri heyetinin de başkanıdır.

Teşkilat-ı Esasiye’nin Özellikleri:
-Olağan üstü durum için hazırlandığından dolayı geniş kapsamlı değildir.
-Milli Egemenliği yansıtan ilk siyasi belgedir.
-Temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiştir.
-23 madde bir ek bölümden oluşur.
-Yeni devlete işlerlik kazandırdı.
-Laik bir anayasa değildir.
-Kuvvet ve yetkinin kaynağı millettir.
-Meclisin üstünde güç yoktur.
-En önemli değişikliğini cumhuriyetin ilanı ile gördü.
-Yeni devletin kurulduğunu belgeledi.
-TBMM’nin meşruluğunu tanıttı.
-Amasya Genelgesinden itibaren oluşan ruh resmi hüviyet kazandı.
-Meclis hükümeti sistemi benimsendi.
-Milli egemenlik ilkesi yasallaştı.

Teşkilat-ı Esasiye’nin Geç İlan Edilme Sebepleri:
-Kânun-i Esâsi’nin varlığı.
-TBMM’nin kendisini tam olarak ispatlayamaması
-Yeni bir anayasanın kabulü yeni bir devletin oluştuğunu gösterir ki bu da birliği zedeleyebilirdi.

İstiklal Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)
-1920 yılında Erkân-ı Harbiye (Genel Kurmay Başkanlığı) tarafından ifade edildi.
-1921 yılı başında Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) Türk milletinin ruhuna uygun mili bir marş yarışması açtı.
-Yarışamaya 724 şair başvurdu, ancak birinciliğe lâyık eser bulunamadı.
-Para ödüllü olduğu için yarışmaya katılmayan Mehmet Akif’e, bir şiir yazması için teklif götürüldü. Ödül kaldırıldı.
-Mehmet Akif’in yazdığı şiir, 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’nde coşkuyla kabul edildi.
-Birincilik ödülünü kabul etmeyen Mehmet Akif, parayı Dârü’laceze’ye bağışlamıştır.

Londra Konferansı (21 Şubat-12 Mart 1921)
Sebepleri:
-Düzenli ordunun I. İnönü Savaşı’ndaki başarısı.
-İtilaflar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm aramak.
-Rusya ile TBMM’nin yaklaşmaya başlaması.
-TBMM’ye Sevr Antlaşması’nın kabul ettirilmek istenmesi
-Yunan ordusuna zaman kazandırma düşüncesi.
-TBMM’nin Gümrü başarısı.
-Güneyde Fransızlara karşı başarılı mücadeleler verilmesi.
-Konferansa İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Osmanlı Devleti ve TBMM katıldı.
-TBMM’yi hukuken tanımak istemeyen İngilizler, TBMM’yi konferansa direkt olarak davet etmeyip Londra
Konferansı’na Türkiye’den öncelikle İstanbul hükümetini çağırmıştır.
-İngilizler, konferansta ikilik çıkarmak amacıyla ve TBMM’ye Sevr Antlaşması’nı kabul ettirmek için İstanbul hükümetinden TBMM adına Mustafa Kemal’in uygun göreceği bir temsilci getirmesini istemiştir.
-Mustafa Kemal, konferansa direkt olarak davet edilmedikçe TBMM’nin katılamayacağını bildirince; TBMM de İtalya aracılığı ile konferansa direkt olarak davet edildi.
-Konferansa, TBMM adına Bekir Sami Bey; İstanbul hükümeti adına ise Tevfik Paşa katıldı.
-Konferansta Türk delegeleri arasında ikilik çıkarmak isteyen İtilaf Devletleri ilk konuşma hakkını Tevfik Paşa’ya verdiler. İtilaf devletlerinin oyununu bozmak isteyen Tevfik Paşa “Söz milletimin asıl tem- silcilerinindir, sözün Anadolu Kurulu’na verilmesini rica ederim” der.

TBMM’nin Konferansa Katılma Sebepleri:
-Türklerin haklı davasını ve misak-ı millisini dünyaya duyurmak.
-İşgalcilerin “Türk milleti barışa yanaşmıyor” tezini çürütmek.
-Yeni kurulan orduya zaman kazandırmak.
-TBMM’yi hukuken tanıtmak.
-Konferansta işgalciler Türklere sürekli olarak Sevr Antlaşmasını kabul ettirmeye çalışmıştır.
-Sadece Sevr Antlaşması’nda belirlenen asker sayısının bir miktar artırılabileceği söylenmiştir.
-Bekir Sami Bey, Fransa, İngiltere ve İtalya ile esir mübadelesine ve ekonomiye yönelik antlaşmalar imzalamıştır.
-Bekir Sami Bey, bu antlaşmalarda eşitlik ilkesini gözetmemiştir.
-İtalya ve Fransa’ya ekonomik tavizler verirken; İngilizlerle yaptığı esir mübadelesi antlaşmasına göre İngilizlerin sadece Malta’daki esirleri serbest bırakmasını; diğerlerini ise değişim dışı tutmasını kabul etmiştir.
-Bekir Sami Bey’in yaptığı bu antlaşmaları TBMM eşitlik ilkesine uymadığı için kabul etmediği gibi; Bekir Sami Bey’i de Dışişleri Bakanlığı’ndan almıştır.
-Bu antlaşmalar, TBMM’nin antlaşma imzalanabilecek diplomatik saygınlığa ulaştığını göstermiştir.

Londra Konferansı’nın Önemi:
-TBMM hukuken tanındı.
-Sevr Antlaşması’ndan işgalcilerin taviz verebileceği görüldü.
-İşgalciler arasındaki görüş ayrılıkları büyüdü.
-Konferanstan sonuç çıkmaması, Türk milletine tam zafer kazanılması gerektiğini gösterdi

Türk-Afgan Dostluk Antlaşması (1 Mart 1921)
-TBMM ve Afganistan karşılıklı olarak birbirinin meşruluğunu tanımayı ve yardımlaşmayı kabul ettiler.
-Önemi: İlk defa bir İslam devleti, TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanıdı.
-Not: Afganistan, 1919’a kadar İngiliz sömürgesi altındaydı.

----

Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)
Türk-Rus Yakınlaşmasının Sebepleri:
-TBMM’nin Gümrü başarısı
-I. İnönü Zaferi’nin kazanılması
-TBMM’nin güvenilir dost imajı vermesi
-SSCB’nin dost arayışı
-TBMM’nin İtilaf devletleri ile yaklaşıyor olması
-Boğazların açık halde oluşunun SSCB’yi kendi adına endişelendirmesi
-Güneyde Fransızlara karşı başarılar kazanılması
-Mustafa Kemal’in diplomatik çabaları
-Her iki ülkenin de ortak düşmanının olması
-Rusya’nın Anadolu mücadelesini kendi rejimine dönüştürmek istemesi

Antlaşmanın Maddeleri:
-Liman hizmetlerinden Türkiye’nin faydalanması şartıyla, Batum, Gürcistan’a bırakılacaktır.
-Ermeni ve Gürcüler ile yapılan antlaşmalar kabul edilecektir.
-Boğazların yönetimi, Türkiye’nin egemenlik hakları korunmak şartıyla Karadeniz’e kıyısı olan devletlerce
düzenlenecektir.
-Birinin tanımadığı uluslararası antlaşmayı diğeri de tanımayacaktır.
-Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı’nın yaptığı antlaşmalar geçersiz sayılacaktır.
-Artvin ve Ardahan TBMM’de kalacaktır.
-Gerekli durumlarda karşılıklı yardımlaşılacaktır.

Antlaşmanın Önemi:
-İlk defa Avrupalı bir devlet, antlaşma imzalayarak TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanıdı
-Rusya, Sevr Antlaşması’nı geçersiz saydı
-Batum’un Gürcistan’a bırakılması ile Misak-ı Milli’den ilk taviz verildi
-Rusya kapitülasyonları kaldıran ilk devlet oldu
-TBMM ile SSCB arasında ilk antlaşma imzalandı
-Doğu cephesinin güvenliği pekiştirildi.
-TBMM diplomatik bir zafer elde etti.
-İşgalci devletlere karşı denge politikası izlenebilmesi için önemli bir koz elde edildi.
-İki devlet karşılıklı olarak birbirinin rejimini tanıdı.
-Not: Rusya ile ilişkiler Mayıs 1920’de başlamıştır. Haziran 1920’de ise Rusya Misak-ı Milli’yi tanımıştır.

2.5.3. II. İnönü Muharebesi (23 Mart-1 Nisan 1921) ………………………..
2.5.4. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921)
Maarif (Eğitim) Kongresi (16-21 Temmuz 1921) …………………………………
Tekâlif-i Millîye (Millî Yükümlülükler) Emirleri

2.5.5. Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos–13 Eylül 1921)

Kars Antlaşması (13 Ekim 1921) ……………………………………………………….
Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921) ……………………………………………………
İtilaf Devletleri’nin Ateşkes Önerileri ve
İç Politika Gelişmeleri……………………………………………………………………….

2.5.6. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)
2.6. MUDANYA’DAN LOZAN’A
2.6.1. Barış Konferansı İçin Yapılan Hazırlıklar
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)……………………………………….

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir