Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri Hakkında Bilgi (10-24 Temmuz 1921)

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921)
İnönü Muharebeleri’nde yenilen Yunanlılar, Türk direnişini kırmak için daha büyük çaplı bir hazırlığa giriştiler. Yunanistan’dan yeni askerî birlikler getirdiler. Anadolu’nun yerli Rumlarından da asker topladılar. Yunan Kralı da 13
Haziran 1921’de İzmir’e geldi. Büyük Ankara Seferi adını verdikleri plana göre sadece İnönü mevzilerine saldırılmayacak ve geniş bir kuşatma hareketi yapılacaktı. Bu harekâtı yapacak Yunan kuvvetleri; 131.533 er, 1.285 makineli tüfek, 460 top ve 2 uçak taburuna sahipti. Buna karşılık Türk kuvvetleri ise 122.186 er, 645 makineli tüfek, 159 top ve sadece 4 uçağa sahipti. Bu muharebede bir Yunan kolu, İnönü yönünden saldırırken, daha güçlü bir
Yunan kolu Afyon üzerinden Eskişehir’in doğusuna varacak ve Ankara yolunu kesecekti. Bu geniş kuşatma hareketiyle Türk ordusu ya toptan yok edilecek, ya da tutsak alınacaktı. Yunan ordusu 10 Temmuz 1921’de saldırıya geçti. Sayıca ve sahip olduğu askerî donanımlarca çok üstün durumda olan Yunanlılar, Eskişehir’i, Afyon’u ve Kütahya’yı işgal ettiler. Cepheden gelen endişe verici haberler üzerine Mustafa Kemal, Karacahisar’da bulunan Batı Cephesi Karargâhı’na giderek durum değerlendirmesi yaptı. Ordunun Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekilmesi kararı alındı. 25 Ağustos 1921’de Türk ordusu Sakarya’nın doğusuna çekilmiş bulunuyordu. Böylece yeni oluşturulan ordu büsbütün yıpratılmamış oldu. Yunan birlikleri Anadolu’nun 100 kilometre daha içlerine çekilmiş ve hareket üslerinden uzaklaşmış oldu. Bu durum Türk ordusuna yeni bir savaşa hazırlanmak için az da olsa zaman kazandırdı.Bu yenilgi sonrası geri çekiliş askerliğin gerektirdiği şartlarla yapılmış olsa da, iç ve dış politikada önemli gelişmelere yol açtı. İtalya, Anadolu’dan askerlerini çekmeyi durdurdu. Fransa da TBMM ile yaptığı ikili barış arayışı görüşmelerine ara verdi.

Geri çekilişin iç politikada ise yankıları daha büyük oldu. Büyük bir toprak parçasının düşmanın eline geçmesi, halkta büyük bir üzüntüye yol açtı. TBMM’de: “Ordu nereye gidiyor; Millet nereye götürülüyor? Bu gidişin sorumluları nerededir? Onu göremiyoruz. Bugünkü acıklı ve korkunç durumun asıl sorumlusunu ordunun başında görmek isterdik.” gibi sözler edilerek Mustafa Kemal’e muhalefet şiddetlendi. Bu arada Kafkasya’da bulunan
Enver Paşa ve yanlıları da Anadolu’ya girmek için fırsat bekliyorlardı. Fevzi Paşa’nın “İlerleyen Yunan ordusu mezarına yaklaşıyor.”, Mustafa Kemal’in  “Düşman Anadolu’nun harim-i ismetinde boğulacaktır.” demesi de bu muhalefeti yatıştırmadı. Meclisin, Kayseri’ye taşınması tartışmaları başladı. Yapılan sert tartışmaların sonucunda verilen karar şuydu: Ankara savaşmadan Yunanlılara bırakılmayacaktı. Meclisin 4 Ağustos’taki gizli oturumunda,
bir milletvekili kürsüden,“Mustafa Kemal Paşa ordunun başına geçsin.” dedi. Bunun üzerine farklı nedenlerle de olsa Mustafa Kemal Paşa’yı sevenler ve sevmeyenlerin bu noktada birleştikleri görüldü. Sonunda, 5 Ağustos 1921’de,
TBMM’de bütün yetki ve sorumluluğu tek elde toplamak amacıyla “Başkomutanlık Yasası” oy birliği ile kabul edildi. Bu yasayla TBMM, üç ay müddetle, bütün yetkilerini Başkomutan olarak seçtiği Mustafa Kemal’e devretti.
Üç ay süreyle Başkomutan olan ve Meclis’in askerî yetkilerini kendi üzerinde toplayan Mustafa Kemal Paşa, bu sayede çabuk karar verme ve uygulama imkânına kavuştu.

Leave a Reply