Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

Nakibul Eşraflık Nedir

Nakibul Eşraflık Nedir

İslâmî geleneğe sahip çıkan Osmanlı Devleti, bu hassasiyeti ehlibeyte karşı da daima gösterdi. Gerek siyasî gerekse toplumsal yapısında bunun birçok örneği mevcut. Tıpkı seyyid ve şeriflerin korunması amacıyla kurulan Nikabet teşkilatında olduğu gibi… 

 

Efendimiz’den (sas) kalan bir emanettir Ehlibeyt. Kızı Hz. Fatıma, damadı Hz. Ali, iki müstesna torunu Hasan ve Hüseyin… Ve onlardan günümüze kadar intikal eden pak soy. Resûl-i Ekrem’e (sas) soy olarak en yakın kimselerin oluşturduğu ehlibeytin üstünlükleri ayet ve hadislerde vurgulanıyor. Bu kutlu sözlere kulak veren Osmanlı, daima muhabbetle muamele ettikleri Ehlibeyt’e saygı göstermeyi Hz. Peygamber’i sevmenin gereği olarak görüyordu. Bu sebeple Efendimiz’in torunları olan seyyid ve şerifler için özel bir kurum bile tahsis edildi. ‘Nakibüleşraflık’ adıyla anılan kurum, önceki İslam devletlerinin aksine Osmanlı’da daha değerli kabul ediliyordu. Hatta kurumun başında bulunan nakibüleşrafların önünde padişahlar ayağa kalkıyordu.

 

Terim anlamıyla seçkin insanların başı, vekili anlamına gelen nakibüleşraf, seyyid ve şeriflerle ilgili işlere bakan en yetkili kişiydi. Görevleri sadat-ı kiramın (seyyid ve şeriflerin) doğum ve ölüm belgelerini tutmak, işlerine bakmak, haklarını korumak ve onları kötü hallerden alıkoymaktı. Şanlarına uygun olmayan işlere girmelerine engel olur, ganimetlerden paylarına düşen hisselerini dağıtırdı. Üstlendiği tüm bu vazifelerle nakibüleşraflar, Efendimiz’in torunlarının umumi bir vasisi durumundaydı. Amaç Efendimiz’in soyunun muhafazasını sağlamaktı.

En üst seviyeli devlet memurları arasında yer alan ve doğrudan padişaha bağlı olan nakibüleşraflar için özel konaklar tahsis edilirdi. Resmi daireleri burada bulunan nakibüleşraflara ait çalışanlar da aynı mekânda hizmet ediyordu. Taşrada yaşayan seyyidler arasından seçilen nakibüleşraf kaymakamları seyyid ve şeriflerin isimlerinin yazıldığı sadat defterini tutardı. Bu defterlerde kişilerin isimlerinin yanı sıra soyları, evlatları ve adresleri kaydedilirdi. Günümüze ulaşan çok sayıda sadat defteri bulunuyor.

Osmanlı Devleti’nde diğer insanlardan farklı haklara sahip olmaları sahte seyyid ve şeriflerin türemesine neden oldu. Bunların sayısı artınca Nikabet Kurumu oluşturmak zorunlu hale geldi. Resmi olarak ilk kez Yıldırım Bayezid tarafından kurulan kurumun başına Seyyid Ali Natta tayin edilir. Bu görevle kendisine Bursa’daki İshakiye zaviyesinin idareciliği verilir. Fahri nakib olan Seyyid Ali Natta, geçimini asıl mesleği olan yorgancılıkla sağlar. Nikabet makamı, 2. Bayezid’in Seyyid Mahmud’u maaşlı olarak vazifelendirmesiyle kurumsallaşır. Yüksek kadılara denk maaş alan nakibüleşrafların maaşları ilk zamanlarda günlük 25 akçeyken, 17. asrın sonlarına doğru 75 akçeye yükselir. Önceleri bu görevde bulunanlar nazır adını alırken nakibüleşraf unvanını ilk kez Seyyid Mahmud kullanır.

nakibul-eşraflık-nedir

 

 

 

 

 

 

İlk şart, seyyid olmaları…

Nakibüleşraf olabilmenin ilk şartı temsil ettikleri insanlar gibi seyyid olmaktı. Tayin edildikleri ilk zamanlar seçilmeleri için yüksek ulema sınıfına mensup olmaları gerekmiyordu. Ama daha sonra bu kimselerin ilim ehli olmasına ve fıkıh bilgisinin bulunmasına dikkat edildi. 17. asırla birlikte özellikle İstanbul kadı ve kazaskerleri içinden emekliye ayrılan seyyid ya da şerif bir zat varsa bu görev ona verilirdi. Göreve gelenler için biçilen bir süre olmadığından birkaç sebep dışında değişmezlerse uzun yıllar çalışırlardı. Nakibüleşraflık vazifesine atanan kişi, Paşa Kapısı’na yani Bab-ı Ali’ye davet edilir, sadrazam tarafından ayakta karşılanır, kahve, gülsuyu ikramlarının ardından kürkü giydirilerek memuriyeti ilan edilmiş olurdu. Nakibüleşrafların resmi kıyafetleri kazaskerlerle aynıydı. Tek fark sarıklarına yeşil renkli tülbentler sarmalarıydı. 

Osmanlı’da sadattan olmak

Bilindiği üzere, Osmanlı Devleti kurulduktan bir süre sonra başta Anadolu toprakları olmak üzere hızla yayıldı. Topraklarına diğer İslâm ülkelerini de katan Osmanlı’nın nüfusu içinde ehlibeytten gelen sadatın sayısı arttı. Bu kutsal soydan gelenlere tanınan bazı ayrıcalıklar vardı. Seyyid oldukları kesin olarak tespit edildiğinde ellerine ‘temessük’ adı verilen tanıtıcı bir belge veriliyordu. Osmanlı her türlü vergiden muaf tuttuğu seyyidlere geçimlerini sağlamaları için arazi ve hayvan verirdi. Askere gitmeleri istenmezdi. Aykırı bir hareketleri fark edildiğinde cezalarını nakibüleşraf kendi makamında uygulardı. Öyle ki Osmanlılar zamanında Halep civarında seyyid ve şeriflere özel bir mahkeme bulunuyordu. Ceza uygulandığı esnada sadatın başındaki yeşil sarık sonrasında iade edilmek üzere öperek çıkartılırdı. Borçlandıkları zaman hapsedilseler de borçları ödenirdi. 2. Mahmud’un borçlarını ödeyemeyen sadat için nikabet makamına 10 bin kuruş gönderdiği belgelerde geçiyor.

Seyyid ve şerifler halk arasında belli olmaları için yeşil sarık sararlardı. Yeşil, ehlibeyt alameti sayıldığından sadat olmayanların bu şekilde giyinmeleri yasaktı. Osmanlılar bu yeşil sarığa ‘emir sarığı’ diyorlardı. Bir seyyid ya da şerif ancak şeyhülislam olduğunda bu sarığı çıkarıp yerine beyaz sarık sarabilirdi. Kadınlar da yeşil bir alamet takardı.

 

nakibul-eşraflık-hakkında-bilgi

 

 

 

 

 

 

 

Padişaha kılıç kuşatıyorlardı

Nakibüleşraflık, Osmanlı hiyerarşisinde ve protokolünde zamanla önemli bir yer edindi. Nakibüleşraf, hükümetle olan yazışmalarını doğrudan doğruya sadrazamla yapardı. Resmi karşılama törenlerine katılırdı. Özellikle Osmanlı sultanlarının tahta çıkarken yapılan kılıç kuşanma merasimlerinde nakibüleşrafların ayrı bir yeri vardı. Bu, Yıldırım Bayezid zamanına kadar uzanan bir gelenekti. Herkesin hazırda beklediği törende padişah seyyidliğine hürmeten nakibüleşrafı ayakta bekler ve ilk onun tebrikini alırdı. Üçüncü Ahmed, Birinci Mahmud, Birinci Abdülhamid ve İkinci Mahmud gibi bazı padişahların kılıçları bizzat nakibüleşraf tarafından kuşandırıldı. Nakibüleşraflar, Hırka-i Saadet ziyaretlerine, bayram törenlerine, mevlüt alaylarına ve cenaze merasimlerine de katılırdı.

Leave a Reply