Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

Osmanlı Devletinde Dağılmayı Önlemek Amacıyla Ortaya Atılan Fikir Akımları

---

Osmanlı Devletinde Dağılmayı Önlemek Amacıyla Ortaya Atılan Fikir Akımları
Karlofça Antlaşması (1699), Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da geri çekilmesine neden olan en
önemli siyasi etkenlerden biriydi. Bu anlaşmadan sonra Batı’nın askeri üstünlüğü kabul edilmiş ve Batı’daki gelişmelerin izlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştı. İlk olarak askerî alanda uygulanmaya başlanan Batıcı reformlar diğer alanlarda da etkisini zaman zaman göstermişti. Bu durum karşısında “aydın” olarak bilinen kesim farklı tutumlar takınmıştı. Devletin kurtarılması meselesi öncelikli konular arasına girmiş ve devleti kurtarmanın hangi yolla gerçekleştirileceği büyük tartışmalara neden olmuştu.
Osmanlı Devleti’nin kurtuluşu için Batı’dan istifade suretiyle güçlenme ve ilerleme istekleri,
belli başlı üç siyasi düşünce ile takip edildi. Bunlardan birincisi Osmanlı Devleti’ne tabi bütün milletleri temsil etmek ve birleştirerek bir Osmanlı milleti oluşturmak, ikincisi hilafetten istifade ederek bütün Müslümanları siyasi olarak birleştirmek, üçüncüsü ise Türk siyasi birliğini oluşturmaktı.

---

Osmanlıcılık
Osmanlı Devleti sınırlarında yaşayan Müslim, gayrimüslim halka yeni haklar vererek aralarında eşitlik sağlamak amacıyla Osmanlıcılık fikri benimsenmişti. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan büyük bir Osmanlı milleti oluşturmak temel amaçtı. Fransız İhtilali’nin etkisiyle milliyetçilik fikrinin yayılmaya başlaması, Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslimlerin kendi devletlerini kurmak istemelerine sebep oldu. Avrupalı devletlerin parçalanmayı destekleyici tutumu gayrimüslim halkı cesaretlendirdi. Osmanlı Devleti buna engel olmak için önemli adımlar atmaya başladı. II. Mahmut Dönemi’nde Osmanlı Devleti, Osmanlıcılık düşüncesi ile ilgili ilk ciddi adımı attı. II. Mahmut “Ben tebaamdaki dinler farkını ancak cami, havra ve kiliselerine girdikleri zaman görmek isterim.” diyerek önemli bir beraberlik
mesajı verdi. Bu dönemde Batı tarzı birçok ıslahat yapıldı. Osmanlı Devleti’nde yapılan
yenilikler sonucunda Batıyı yakından tanıyan, yabancı dil bilen bir genç nesil yetişti.

Osmanlıcılık fikrinin en önemli savunucuları Ali Paşa, Fuat Paşa (Görsel 4.31), Mithat Paşa ve Genç Osmanlılardı. Genç Osmanlılar adı altında örgütlenen kadro, Osmanlı tabakasına eşit haklar tanınması, bu hakların yasalarla güvence altına alınması, meşrutiyet yönetimine geçilmesi görüşünde birleştiler

Osmanlı Devleti’nin kurtuluşu Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan tüm topluluklar arasında dil, din, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin herkesin Osmanlı vatandaşı olduğunu kabul etmekle sağlanabilecekti. Tanzimat’ın ilanından sonra sosyal alanda uygulanmaya başlanan bu fikir, Genç Osmanlıların II. Abdülhamit’e meşrutiyeti kabul ettirmesiyle siyasi alanda da yerini aldı. Meşrutiyet’in ilanından kısa bir süre sonra Berlin Antlaşması ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsız olması Osmanlıcılık fikrine büyük bir darbe vurdu. Balkanlar’da, Doğu Anadolu’da yaşanan olaylar, gayrimüslimlerin Müslümanlara saldırıları ve devlete karşı isyanları Osmanlıcılık fikrinin başarıya ulaşamadığını gösterdi.


---

İslamcılık
İslamcılık fikrinin bir ideoloji hâline gelmesi XIX. yüzyılın sonlarında olmuştur. Tanzimat Fermanı’yla resmen başlayan Batılılaşma hareketine ve Batıcı yazarların İslamiyet aleyhine
yazmış oldukları yazılara bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlıcılık fikri önemini kaybedince İslamcılık fikri önem kazanmaya başladı. Osmanlı Devleti’nin sınırlarında ve dünyanın değişik coğrafyalarında yaşayan bütün Müslümanları Osmanlı çatısı altında toplama düşüncesi etkinlik kazandı.
“Din ve millet birdir.” kaidesi ile tek millet olma yolunda ilerlediler. İslamcılık fikri sultan Abdülaziz’in son dönemlerinde Panislamizm olarak diplomatik görüşmelerde kullanılmaya
başlandı. Bazı Asya hükümdarları ile diplomatik ilişkiler kurulmaya çalışıldı.
İslamcılık, II. Abdülhamit Dönemi’nde  devlet politikası hâline geldi. II. Abdülhamit, İslam birliği siyasetini gerçekleştirmek için sahip olduğu “halife” sıfatını etkin bir şekilde kullanmıştı. İslamcılık siyaseti sayesinde Hindistan gibi ülkelerdeki Müslüman halkın Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne maddi ve manevi yardımları olmuştu.
İslamcılık fikrini savunanların büyük bir kısmı dinî, ahlaki ve sosyal değerlerin korunması
şartıyla Batı’nın örnek alınabileceğini savunmuştur. İslam dünyasının hurafelerden kurtarılması gerektiği üzerinde durmuşlardır. İslamcıların Batıcı yazarlara karşı en önemli eleştirileri, Batıcıların toplumun millî, ahlaki, fikrî varlığını meydana getiren kıymetleri bilmemeleridir. Dolayısıyla İslamcı hareketin en önemli yönünün, toplumdaki manevi ve ahlaki değerleri korumak olduğu söylenebilir. İslamcılar ile Batıcılar arasında meydana gelen düşünce ayrılığının Batı’dan alınacak şeylerin önceliği sonralığı gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. İslamcılar akıl ve mantık ölçüleri çerçevesinde teknik gelişmelerin Batı’dan alınması taraftarıdırlar. İslamcılığın önemli gördüğü hedeflerden birinin de İslam toplumları arasında zayıflamış olan birlik ruhunu yeniden canlandırmak ve bu toplumları bir lider etrafında birleştirmek olduğu görülmektedir. İslamcılık
düşüncesi Arap-Acem, Sünni-Şii ayrılıklarının baş göstermesine rağmen XX. yüzyılda
etkinliğini sürdürmüştür. İslam birliğinin sağlanması bütün Müslim ve gayrimüslim devletler
için tehdit görülmüştür çünkü Müslümanların Osmanlı Devleti’ne bağlanması bağlı bulundukları devletleri karışıklığa sürükleyecektir.

---
osmanlı devletinde dağılmayı önlemek amacıyla ortaya atılan fikir akımları
osmanlı devletinde dağılmayı önlemek amacıyla ortaya atılan fikir akımları

Türkçülük (Milliyetçilik)
Türkçülük, millet, milliyet ve milliyetçilik kavramlarına dayanır. Ziya Gökalp’e
göre millet “Dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından müşterek olan yani aynı
terbiyeyi almış fertlerden oluşan bir topluluktur.” Milliyetçilik ise “İnsanların soy, kültür ve coğrafi özelliklerinden hareket ederek bir birlik oluşturan kavramın adıdır.” Milliyetçilik düşüncesi 1789 Fransız İhtilali’yle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu tarihten sonra Avrupa’da hükümdarlara ve dinî liderlere olan bağlılığın yerini, aynı millete bağlı olma ilkesi almıştır.
Napolyon Savaşlarının bütün Avrupa’ya, “kendi kaderini tayin hakkı” (selfdetermination) ilkesini benimsettiği görülür. Bu ilkenin gereği olarak da Avrupa’da birçok millî devlet
kuruldu. Türkçülük fikri, Avrupalı devletlerin Tanzimat’a, Islahat’a ve Meşrutiyet’e rağmen Osmanlı Devleti’ni parçalamaya yönelik faaliyetlerini durdurmaması üzerine oluşmuş
bir fikir akımıdır. Bu fikir İttihat ve Terakki Cemiyeti ile yönetimde uygulanmaya başlandı. Asıl hedef Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemekti.
Osmanlı Devleti’nde yaşayan Türkler hem dinî hem de ırki olarak birbirlerine oldukça bağlı hâlde yaşıyorlardı. Esasen Türk olmadığı hâlde Türkleşmiş Müslüman topluluklar ve milliyet duygusu olmayan bazı topluluklar Türklük fikri etrafında birleştirilmek istenmişti. Asıl hedef dili, ırkı, adetleri ve hatta çoğunun dinleri aynı olan Asya’nın büyük kısmı ile Avrupa’nın doğusunda bulunan Türkleri Osmanlı bayrağı altında birleştirmekti. Osmanlı Devleti çatısı altında birleştirilmeye çalışılan Türklerin büyük kısmı Müslümanlardan oluştuğu için Türkçülük fikri büyük destek görmeye başladı. Türkçülük fikri, Müslüman olup Türk olmayan toplulukları daha da ayrıştırmıştı.
Türkçülük fikrini savunan aydınlar: Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Tekin Alp, Ömer Seyfettin, Fuat Köprülü, Hamdullah Suphi, Kazım Duru ve İsmail Hakkı Baltacıoğlu’dur


Batıcılık
XVIII. yüzyıl ıslahatlarında bu fikir akımının varlığı görülmektedir. Bu yüzyılda daha çok askeri ıslahatlarda kendini göstermiştir. 1909 II. Meşrutiyet’le birlikte bir düşünce akımı haline gelmiştir. Bu düşünceye göre devlet ancak batılılaşarak kurtulabilir.
Batıcılık İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından dış politikada uygulanmıştır. Önemli savunucuları Abdullah Cevdet, Süleyman Nazif ve Celal Nuri’dir.
➥ Batıcılık yeni Türk Devleti’nin de temel ideolojisinden birisidir.


Ademi merkeziyetçilik
Merkezi hükümetin yetkilerinin azaltılarak yerel güçlerin yetkilerinin artırılmasını savunmuşlardır. Bu akım Liberal ekonomi modelini savunmuştur. Önemli savunucusu Prens Sebahattin’dir.

Yorum: Fikir akımlarının başarısız olmasında milliyetçiliğin gelişmesi ve halkın bu fikirleri sahiplenmemesi etkili olmuştur. Milliyetçilik Osmanlı Devleti’nin dağılmasını hızlandırırken, Cumhuriyetin kurulmasında ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli etken olmuştur.

---

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir