Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

Oyuncağın Tarihçesi

                                                                                  OYUNCAK
 Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur kadirşinas bir bilge çocukluğunda bir tahta kaşığı yâda, çamurdan bir çemberi oyuncak yapıp nasıl da evlendiğini hatırlamış. İşte o anda kolları sıvamış ve kocaman elleriyle minicik oyuncaklar yapmış. Belki çocukluğunu hatırlamak, belki de yıllara kafa tutmak için…
Oyuncağın doğuş hikayesi sahiden böyle midir bilinmez ama çocukların hizmetine sunulan bu sevimli nesneler olsa olsa bir bilgenin mahareti olabilir.


   Gel şimdi masaldan gerçeğe çevirelim yüzümüzü ve oyuncak hangi ellere uğrayıp ve bu güne ulaşmış, öğrenelim
   ilk oyuncaklar ağaç, taş, kemik, çamur, kil gibi malzemelerle elde şekillenerek bugün ki halini aldı. Bilinen en eski oyuncağın mısır da olduğu bilinen arkeolojik bulgulara göre M.Ö. 5. Yüzyıldaki miniklerin en büyük zevki baş kısmı at kafası şeklinde biçimlendirilmiş uzun bir çubuğa binmekti. O dönemde oyuncak sadece çocukların eğlencesi olmayıp aynı zamanda tanrıların onuruna yapılan kıymetli bir nesneydi de. Sopayla sürülen çember,  topaç ve top antik yunan, roma ve Çin’deki en kıymetli oyuncaklarıydı. Küçük birer model halinde bu araçlar sadece oyunun değil, eğitimin bir parçasıydı. Mekanik yapısıyla çocuğun kas ve göz koordinasyonunun gelişmesini sağlardı.
M.Ö. 2.Yüzyılda kilden yapılan yunan bebeğine çıngırak bebek denirdi. Antik yunan da kil, ağaç ve fildişinden mamul, hareketli kol ve bacaklara sahip bebekler çocuk gerçekliğinin minyatür kopyasıydı adeta.  Çocukların en büyük eğlencesi elbiselerini ve duruşlarını değiştirmekti. Ya bebeklerin gelin çeyizi hatta minyatür mobilyalarına ne demeli! Bunlarla oynayarak gerçek hayata hazırlanırdı çocuklar.
 Küçük rüzgar değirmenleri ve şövalyeler minyatür at veya gemiler, tahta kılıçlar, aziz heykelleri, kukla oyuncakları için yapılan ipli bebekler de orta çağ oyuncaklarının en sevilenleriydi. O zamanın çocukları yetişkinlerden ayrı görülmezdi. Üretime dâhil edilen minikler için oyuncakların mesleki yönü ön plandaydı. Bu yüzden ilk olarak pişmiş topraktan çömlekçiler şekillendirilen yemek takımları yapıldı oyuncak niyetine aşçılık erkeklere özgü bir meslek olarak görüldüğünden bu yemek takımları erkek çocuklar içindi. Dönemin en büyük eğlencesiyse dikiş dikmekti.
     1558’de Alman Duke Albert  V’in ürettiği ahşap, kil ve kemikten yapılan ilk oyuncak bebekler ürkütücü birer donuk yüze sahip olsalar da büyük ilgi gördü. Bu arada kilisede geleneksel bebekleri inanışları çocuklara aktara bilmek açısından destekliyordu. Bu yüzden 16. Yüzyıllardan itibaren Almanya’nın dağlık bölgelerinde dini heykellerin yapıldığı atölyelerde ağaçtan oyuncaklarda üretilmeye başlandı.

   18. yüzyılda sırtlarında topaçlar yoyolar ve türlü oyuncaklar taşıyan gezgin satıcılar köy köy, kasaba kasaba dalaşıp bağırarak çocukların dikkatlerini çekmeyi başardı. Böylece cin kökenli diabolo ve yoyo modası Avrupa’yı sardı.

    19. yüzyılda sanayi devrimi çocukları da etkiledi haliyle. Gerek iple çekilen minyatür trenler, gerekse rayları ve gelişmiş lokomotiflileri çok sevildi. Orta çağda tekne niyetine su üzerinde yüzdürülen basit bir tahta parçası bu dönemde gelişerek gösterişli bir gemi halini aldı.

        Avrupa’da sadece oyuncak satan büyük mağazalarda yine bu dönemde 1870 ile 1880 arasında açıldı. Fransa Almanya ve İngiltere’de kurma anahtarları ve yay sistemlerinin geliştirilmesiyle de mekanik oyuncak cağı başlamış oldu. 1904’ten itibaren şık akşamlarıyla oyuncak otomobiller her senenin kendine özgü otomobil modasını görme fırsatını sundu.

Çocukluğumuz nerede  Affan Dede ?

Divan lügati – Türk’te oyuncaklara “oxşagu” denilir. Anadolu’daki oyuncaklar, tunç çağı ile asur freg ve roman gibi pek çok medeniyetin tanıklığını yaparak günümüze ulaştı. Pişmiş toprak kemik cam gibi doğal malzemelerden yapılan topaç oyuncak güvercin ve kuklalar Anadolu çocuğunun elinden düşürmediği kıymetleriydi. Kız çocuklarının severek oynadığı bez ve çaput bebeklere ise kudhurcuk denirdi.

     19. yüzyılda şehzadeler başta olmak üzere saray çocuklarının çocukları genellikle ahşaptan yapılan hayvan figürleri kara ve deniz taşıtlarıydı. Ahşap oyuncağın kalbiyse tahmin edeceğiniz gibi Eyüp’te atardı. 2. Mahmut zamanında İstanbul’a Nizam’ı Cedid askeri olarak gelen hasan ağa askerlikten ayrıldıktan sonra Eyüp’e yerleşti ve ilk oyuncağını yaptı yani oyuncakçılığımızı tanımlayan Eyüp oyuncaklarının fikir babasıydı. Eyüp’teki oyuncakçı çıkmazında karşılıklı iki sıra halinde dizilen dükkânlarda yıllarca nice oyuncak üretilip satıldı. Aralarında kimler yoktu ki? Cahit Sıtkı Tarancı’nın çocukluk adlı şiirinde Affan dedeye para saydım sattı bana çocukluğumu mısralarıyla anılan Affan dede de Eyüp’te Mevlevi dervişi bir oyuncakçıydı.

    Eyüp’ün gözdesi olan ötmeye başladı mı durmak bilmeyen kaynana zırıltısı yine gelince tarafından muhtemelen kaynanalarına nispet olsun diye kucak kucak alınırdı. Hacıyatmazlar toplar ve cambazların yanı sıra tahtadan çift beygirli at arabaları topaç tel dolap karagöz – Hacivat gibi oyuncaklar ise çok sevilirdi.

     19.yüzyıl başlarında 25-30 oyuncakçı dükkanı faal iken 1921 ‘de Eyüp çarşısındaki bir yangın sonucu oyuncakçı çıkmazından geriye sadece iki dükkan kaldı. Tesadüfe bakın ki batı tarzı oyuncaklar satan Japon mağazasının istiklal caddesinde açılması da hemen hemen aynı döneme denk gelir. Burada askerler tanklar kovboy şapkaları minyatür mutfaklar Japon bebekler yelpazeler gibi alışılagelenden farklı oyuncaklar satıyordu.

    Modern çağla beraber oyuncaklar da teknolojinin süratli ama hırcın ellerine teslim edildi .  Bugün bize çocukluğumuzu satacak bir Affan dede peşindeyiz lakin bilgisayar oyunlarının işgali karşısında ne onu ne de çocukluğumuzu seçebiliyor gözlerimiz. Topacın sesi çok uzakta şimdi.  Bez bebekler ise yalnızlıktan sıkılıp çoktan mazinin kollarına sığındılar.


 

Leave a Reply