Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

Satrancın Tarihçesi

                                                         SATRANÇIN TARİHÇESİ

Kendi halinde bir oyun kabul edilen satrancın içinde bir başka ben yatar.  Öyle ki fil havayı vezir ateş ve bilgeliği, kale toprağı, şahta kainatı temsil eder. Bilin ki, her oyunda bir dünyanın kurulup rakip dünyanın yıkılması bundandır. Satranç; sıtrateji oyun olmanın ötesinde farklı organizasyon yöntemleri geliştiren eskilerin dehasını da yansıtır. Piyonunu ilk önüne atan kişi kimdir bilinmez ama mısırda m.ö  40000 den kalan kraliçe neferitiye  ait piramitteki figür, oyunla ilgili ilk görsel dokumanı sunar bize. Satranç masasında kendi kendine oyun oynayan kraliçe için yenmek veya yenilmek çok mühim değildir haliyle.

M.Ö 13. Yüzyıla geldiğimizde görkemli cüssesiyle Truva atı karşılar bizi. Bu rivayete   göre karaman odise satrançtaki attan esinlenerek düşmanlarına tuzak kurmak için bir tahta at yapar. Bu at, diğer taşların üzerinden atlayabilen  satrançtaki at gibi sinsice ve şaşırtıcı hamlalarla ilerleyerek en umulmadık anda yakalayıverir Truvaların şahını.

 

satrancın tarihçesiDerken satranca ilişkin ilk yazılı kayıtlar çıkar karşımıza. Hint hükümdarı 2. Çandragupta dönemine geldiğimizde şanskritçede ‘ordu ‘  anlamına gelen çaturanga oyununun satranca göz kırptığını görürüz. Buna göre altın 1. Şeklindeki hamlesi süvari  birliklerinin düşmanı ustalıkla kıstırma taktiğinde dayanır. Bilge vezir büyük hamleler yapıpta  rezil olmamak için yalnızca s bitişiğindeki karelerde çapraz olarak  ilerlemeyi tercih eder. Kral ise oyunu. Önündeki piyade birliklerince korunarak kararkahtan ağır ve emin adımlarla takip eder.

Satranca Ait bir hikaye

Gün gelir satranç kuzey Hindistan dan at sırtında yola çıkarak pers hükümdarı 1. Hüsrev’e takdim edilmek üzere iran’a taşınır. 531-579 yıllarında 16 sı zimrüt 16 sı yakuttan 32 taş ve 64 kareli geleneksel oyun tahtası  astapada hediye edilir kendisine.

Firdevsi satrancı taşıyan kervanın yaşadığı ilginç bir olayı esere şahnameye şöyle aktarır. Şah satranç armağanında karşılık brahman a dile benden ne dilersen der brahman da 64 kareli satranç tahtasının ik karesinde 1. İkinci karesinde 2. Üçüncü karesinde 4….. yani her kareye bir öncekinin 2 katı buğday koyarak doldurmasını ister. Şah brahman ın alçak gönüllülüğüne hayran kalarak isteğinen derhal yerine getirilmesini emreder. Ancak buğdaylar satrancın tahtasına sığmaz hale gelince bu hesaba ülkedeki buğday stoklarının yetmeyeceği anlaşılır. Pes eden şaha  zekasına hayran kaldığı brehman ı tebrik etmek düşer sadece.

 

PAPAZLARIN AFOROZ ETTİĞİ OYUN

  İranda çatrang adını alan oyun. Arapların iran ı istilasıyla İslam dünyasında satranç diye kabul görür. İslalma birlikte Ortadoğu ve kuzey afrikadahızla yayılır. Emeviler döneminde Harun reşid, şariman a bir satranç takımı armağan eder. Böylece Endülüs yoluyla avrupaya doğru seyreder satranç.

  9-11 yüzyıllarda İtalya Bizans imparatorluğu ve Rusya üzerinden yayıldığı  avrupad gözde bir oyun hüviyetine bürünür. İlginçtir Katolik kilisesi  onu islamın parçası olarak görüp oynayanları aforoz  atmaken geri durmaz 15. Yüzyıl avrupasındaki satranç  ustaları kilisesinin hışmından kurtulmak için oyuna  vezir olarak kreliçeyi fil olarakta papazı dahil eder; güyaonu İslam kültür dairesinden çıkarırlar.

1497 de İspanyol lucena kitabında zamana satrancın kurallarını açıklar. Piyonla 2 kare atlama , piyonların rakibin son sırasısına ulaştıklarında başka bir figüre (mesela vezire) dönüşmesi gibi kurallar bugün gerçekliğini kdrumaktadır.

 

                                                             OSMANLI MATI

         Rivayet odur ki kendissede satranç meraklısı olan şehzade selim şah ismailin Pek hünerli bir usta olduğunu işitir. İranı daha yakından tanımak isteyen  Selim satranç ustası bir kuyumcunun yanında kimliğini belli etmeden çırak olarak çalışır . zamanla ünü yayılır ve şah İsmail, bu çıkarla satranç oynamak ister .

Selim iran şahını uzun bir musakabanın ardından yener ama asıl mat,  çaldıranda gelecektir.1514 de savefi ordusunu savaş meydanına serdiğinde ganimetler arasında binlerce  satranç takımına el koymuştur.

Osmanlı kültüründe satranç hakkında birçok kitap yazılmıştır. Kanuni devrinde Seferihisarları İsmail şaban tarafından  derlenmiş el yazması önemlilerinden 1670 lerde 3. Ahmet tarafından palonya hükümdarına gönderilen satranç takımında. Osmanlının satranç merakının kanıtlarındandır.

 

Yeryüzü sahnesinde organzasyonun minyatür modeli diyebileceğimiz satranç takımları, ustalarının mahir ellerinden dönemin sanat anlayışını sızdırır. Satrançın, taşlardaki, dini politik veya ideolojik temsillerle propaganda aracı olduğunu söyleyerek sözü bağlayalam. Malum oyun bitince taşlar toplanır piyon galip ve mağlup aynı kutuya yerleştirilir. Deyiş yerindeyse dünyanın kavgası , onu idare eden el tarafından sona ermiş galip de mağlupta eşitlenerek yan yana uzatılmıştır. Satranç tahtası dediğiniz şeyde her anı yeni bir oyunun başlayıp bittiği bir dünya sahnesi değil midir nihayetinde?

Leave a Reply