Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

Sultan Melikşahın Hayatı

Sultan Melikşahın Hayatı

---
---

Sultan Alparslan'ın oğlu Melikşah, 6 Ağustos 1055'te doğdu. İdareyi, babasından sonra, 25 Kasım 1072'de devraldı. Tahta çıktığında henüz 17 yaşındaydı.

Sultan Alparslan, tecrübe kazanması için Melikşah'a küçük yaşlardan itibaren devlet işlerinde vazifeler vermiş, onu beraberinde seferlere götürmüştür. Alparslan'ın ordusu, 1064 yılında Azerbaycan'a girdiğinde, orduyu kumanda eden Yakuti ve Nizamülmülk'ün yanında, o zaman dokuz yaşında olan Melikşah da vardı. Alparslan, Melikşah'ta gördüğü bazı vasıflar üzerine, onu 1066'da veliahdı ilân etmiş ve Karahanlı hanedanından Terken Hatun ile evlendirerek kendisinden sonraki dönemi şekillendirmeye çalışmıştır. İşin ehemmiyetinin iyice anlaşılması için, Selçuklu emirlerinden kendisinden sonra Melikşah'ı sultan tanıyacakları konusunda söz almıştır.

Melikşah tahta çıktığında, şehzadeler arasındaki muhtemel başkaldırıları boşa çıkarmak için tedbirler almış, saltanat değişikliğini fırsata çevirmek isteyen hâricî ve dâhilî düşmanlara karşı gerekli tedbirleri almıştır. Yirmi yıllık saltanatında, ülkesinin sınırlarını Çin'den Boğaziçi'ne, Kafkaslardan Yemen ve Aden'e kadar genişletmiştir. 

Melikşah ülkesinin sosyal ve ekonomik olarak büyümesi için çalışmalar yapmıştır. Medreseleri sistemleştirmiş, ticaret yollarının güvenliğini sağlamıştır. Başta Kayseri, Niksar, Tokat ve Çorum olmak üzere, devletin her köşesine inşa ettirdiği müesseseler, asırlarca akılları, kalbleri ve vicdanları aydınlatan birer irfan kaynağı olmuştur. İlim tahsil etmek isteyen, ancak maddî imkânı olmayan gençler, medrese eğitiminin ücretsiz olması sayesinde eğitimlerini tamamlayabilmiş ve böylece Bâtınilik tehlikesinden uzak kalmışlardır.

---
---

20 yıllık Melikşah dönemi Selçuklu için âdeta bir bahardır. Bu altın dönem, Melikşah'ın 19 Kasım 1092'de Bağdat'da bir av sırasında zehirlenerek vefat etmesiyle sona ermiştir. Vefat ettiğinde henüz 37 yaşındaydı. O, zalimlere karşı acımasız olduğu kadar mazlumlara karşı da hep merhametliydi. Onun hükümdarlık yıllarında ülke insanı huzur ve güven içinde yaşamıştır. Onun din ve mezhep farkı gözetmeden tebaasına gösterdiği şefkat, gerek Müslüman, gerekse Hristiyan kaynaklarında övgü dolu ifadelerle yâd edilmektedir. 

---

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir