Button Text! Submit original article and get paid. Find out More

Türkiyenin Milletler Cemiyetine üye olması

Türkiyenin Milletler Cemiyetine üye olması
Birinci Dünya savaşının sonucunda galip çıkan büyük devletlerin önderliğiyle uluslararası barışın sağlanması ve korunması, yeni savaşların önlenmesi, uyuşmazlıkların barışçıl yollardan çözülmesi amacıyla milletler cemiyeti kurulmuştur.
– Osmanlı Devleti Birinci Dünya savaşında yenilgiye uğradığı için Türkiye Milletler Cemiyetinin asli üyeleri arasına alınmamıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşını sona erdiren Versailles Barış Anlaşmasından kısa bir süre sonra uluslararası ilişkilerde oluşan değişmeler sonucunda savaşta yenilen devletler de kurulan Cemiyete üye olarak alınmaya başlanmıştır. Türkiye barışa dayalı olarak kurulan bu cemiyete er geç katılacaktır. Mustafa Kemal 1 Mart 1924 tarihinde “Biz Milletler Cemiyetinin güçlülerin baskı aracı olmayarak, uluslararası uyum ve dengeyi sağlama, anlaşmazlıkları hak ve adalet içinde incelemeye ve çözümlemeye yardımcı olacak bir kuruluş şeklinde olmasını ve gelişmesini diliyoruz” diyerek cemiyete üyeliği olumlu bakmıştır. Ancak hem Musul sorununun çözümünde Cemiyetin İngiltere’den yana karar alması hem de cemiyeti karşı olduğu bilinen Sovyet Rusya ile olan iyi ilişkilerin bozulması istenmediği için doğrudan üyelik başvurusu yapılmamıştır.
– Fakat daha sonraki yıllarda Mustafa Kemal, Türkiye’nin kurula üyeliğinin Milletler Cemiyetine bizzat kendisinin başvurması yoluyla değil ancak Milletler Cemiyetinin Türkiye’yi üyeliğe davet etmesi yoluyla mümkün olabileceğini söylemiştir.

– Bunun üzerine Milletler Cemiyeti Genel Kurulu 6 Temmuz 1932’de İspanya temsilcisinin önerisi ve Yunanistan temsilcisinin de desteğiyle Türkiye’nin kurula davetini öngören bir karar tasarısını kabul etti.
– Türkiye, 18 Temmuz 1932’de Büyük Millet Meclisinde yapılan oylamada oybirliğiyle Milletler Cemiyetine üye olmuştur. Türkiye’nin Milletler Cemiyetindeki ilk temsilcisi Cemal Hüsnü Taray olmuştur. Türkiye’nin Cemiyete üye olmasındaki amacı Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikası karşısında “Yurtta Barış Dünya’da Barış” ilkesi gereği Dünya barışına katkıda bulunmak ve uluslararasındaki saygınlığını kabul ettirmektir. Türkiye’nin bu cemiyete üye olması 1936 yılındaki Boğazlar sorununu istediği şekilde çözmesine yardımcı olmuştur.

Leave a Reply