Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

YGS Tarih Ders Notları- Değişim ve Diplomasi Ünitesi 1699-1792

DİPLOMASİ VE DEĞİŞİM
(1699–1792)
XVIII. YÜZYILDA AVRUPANIN DURUMU:
XVIII. yüzyılda Avrupa’da merkeziyetçi mutlak krallıklar bulunuyordu. Bu dönemde Avrupa devletleri arasındaki ilişkilerde diplomasi ve ittifaklar önem kazanmıştır. Devletlerin çıkarları ve dini yakınlıklar ittifakların oluşmasında belirleyicidir. Avrupa devletleri Makyavelizm anlayışıyla hareket etmişleridir. Bu anlayışa göre amaca ulaşmak için her yol mübahtır.
İngiltere: XVIII. yüzyılda Avrupa’nın en büyük sömürge imparatorluklarından biriydi. Bir yandan Güneşin Batmadığı İmparatorluğu kurmak için sömürgelerini artırmaya çalışırken diğer yandan Rusya’nın sıcak denizlere inme hedefine ve Fransa’nın Akdeniz’de ve Mısır’da hâkimiyet kurmasına engel olmaya çalışıyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü koruma politikasını başlatmıştı.
Fransa: XVIII. yüzyılda yeni sömürgeler elde etmek için çalıştı, ancak Yedi Yıl Savaşlarında birçok sömürgesini İngiltere’ye bırakmak zorunda kaldı. Avrupa ve Akdeniz’de İngiltere ile hâkimiyet mücadelesi içindeydi. Osmanlı Devleti’ne karşı ikiyüzlü bir politika izledi. Bir taraftan iyi ilişkileri devam ettirirken diğer taraftan Mısır’ı işgal etti. Daha sonra Rusya ile
Eflak ve Boğdan’ın Rusya’ya verilmesini amaçlayan Tilsit Antlaşması’nı yaptı.
Avusturya: XVIII. yüzyıl boyunca Rusya ile de ittifak yaparak Osmanlı Devleti’ne karşı savaştı. Amacı Orta Avrupa ve Balkan hâkimiyetini sağlamaktı. Ancak Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik ve özgürlük akımları çok uluslu bir devlet olan Avusturya’yı tehdit etmeye başladı. Ayrıca Rusya’nın Balkanlardaki Panislavist siyaseti de Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ne karşı politikasını değiştirmesine neden oldu ve 1791 Ziştovi Antlaşması’yla savaştan çekildi.
Rusya: XVIII. yüzyıldan itibaren Çar I. Petro’nun yaptığı reformlarla kısa zamanda güçlü bir devlet haline geldi. Rusya’nın sıcak denizlere inmek için İsveç, Lehistan ve Osmanlı Devleti’yle savaşması gerekiyordu.

----


XVIII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU:
a) Osmanlı Devleti, XVIII. yüzyılın başlarında, Karlofça ve İstanbul Atlaşmalarıyla kaybettiği toprakları geri alabilmek için Rusya, Venedik ve Avusturya ile savaşlar yaptı. Bu savaşlarda Avusturya’ya yenilerek Pasarofça Antlaşmasını imzaladı ve yeni topraklar kaybetti.
b) Osmanlı Devleti Pasarofça Antlaşması’ndan sonra Avrupa karşısındaki savaşçı politikasını değiştirerek barışçı bir politika izlemeye başladı. Avrupa devletleriyle diplomatik ilişkilerini geliştirdi.
c) Rusya, XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin karşısında güçlü bir rakip olarak ortaya çıktı. Sıcak denizlere inme hedefi yüzünden Osmanlı Devletiyle sürekli olarak savaştı.
d) Osmanlı Devleti, Rusya ve Avusturya ittifakına karşı İsveç ve Lehistan ile ittifak kurarak mücadele etti.
e) Osmanlı Devleti İran ile yaptığı savaşlarda da istediği sonucu alamadı. 1746 Kerden Antlaşması ile İran savaşları sona erdi.
f) Devlet adamları, bu devirde Avrupa’nın gerisinde kalındığını görerek Avrupai tarzda ıslahat yaptılar. Ancak bu ıslahat çeşitli sebeplerden dolayı başarılı olamadı ve gerileme süreci devam etti.

 

XVIII. YÜZYIL PADİŞAHLARI
23) III. Ahmed (1703–1730)
24) I. Mahmud (1730–1754)
25) III. Osman (1754–1757)
26) III. Mustafa (1757–1774)
27) I. Abdülhamid (1774–1789)
28) III. Selim (1789–1807)
29) IV. Mustafa (1807–1808)


III. AHMET DÖNEMİ (1703- 1730):
Osmanlı- Rus ilişkileri:
XVIII. yüzyıl başlarında Rusya güçlü bir rakip olarak ortaya çıkmıştı. Bu sırada Rusya’nın başında bulunan Çar I. Petro, Rusya’yı büyük devlet haline getirebilmek için tarihi hedefler belirlemişti:
a) Kuzeyde Baltık Denizi’ne açılmak,
b) Lehistan üzerinde egemenlik kurmak,
c) Sıcak denizlere inmek (Bunun için Balkanlarda egemenlik kurmak, Karadeniz’e açılmak, Kırım’a yerleşmek, Boğazları ele geçirmek, Kafkaslarda egemenlik kurmak…)
Rusya bu hedeflere ulaşabilmek için kuzeyde İsveç ve Lehistan güneyde Osmanlı Devleti’yle savaşması gerekiyordu. Rusya Avusturya ile de ittifak yaparak Osmanlı Devleti’ne karşı sürekli savaşacaktı.
Aslında Rusya’nın genişleme politikası XVI. yüzyılda başlamış ve bu yüzyılda Karadeniz’in kuzeyindeki Türk hanlıklarını işgal etmiştir. XVIII. yüzyılda Karadeniz’e açılma siyaseti güderek Kırım’ı işgal etmişti. XIX. yüzyılın ilk yarısında Kafkaslara yerleşen Rusya, bu yüzyılın ikinci yarısında Orta Asya’daki Türk hanlıklarını işgal etmiştir.
a) XVI. Yüzyıl: Kazan Hanlığı (1552), Astarhan Hanlığı(1556)
b) XVIII. Yüzyıl: Sibirya (1742), Balkan ve Kafkaslarda yayılma istekleri (1770), Küçük Kaynarca ile Kırım’ın Bağımsızlığı (1774), Kırım’ın işgali (1783), Yaş Antlaşması (1792)
c) XIX. Yüzyıl: Balkan Hanlığı (1807), Karabağ Hanlığı (1822), Nahcivan’ın İşgali (1825), Revan’ın İşgali (1826), Ruslar Horasan’ın doğusunda (1859), Hokand’ın işgali (1864), Taşkent’in işgali (1865), Türkmenistan’ın işgali (1869).

 

Prut Savaşı (1711):
İsveç kralı XII Şarl, I. Petro ile yaptığı Poltova Savaşı’nda yenilince yaralı olarak Osmanlı topraklarına sığınmıştı (1709).
Savaşın sebepleri:
a) İsveç kralını yakalamak isteyen Rus kuvvetlerinin de Osmanlı topraklarına girmesi,
b) Rusya’nın, Eflak ve Boğdan beylerini isyana kışkırtması,
c) Kırım hanı Devlet Giray’ın I. Petro’nun düşmanca hareketlerini bildirmesi,
d) İsveç kralının Osmanlı Devleti’ni savaşa kışkırtması,
e) Osmanlı Devletinin Rusya’ya bıraktığı toprakları geri almak istemesi,
Gibi sebeplerle Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan etti (1711). Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa emrindeki Osmanlı ordusu sefere çıktı. Osmanlı ordusu Tuna ırmağını geçerek Eflâk’a girdi. Osmanlı ordusu Rus ordusunu Prut ırmağı kıyısında kuşattı. Zor durumda kalan Rus Çarı I. Petro barış istedi. Rusya ile Prut Antlaşması imzalandı.

 

----

Prut Antlaşması (1711):
1) Azak Kalesi ve çevresi Osmanlılara teslim edilecek,
2) Ruslar İstanbul’da elçi bulundurmayacak,
3) Rusya Lehistan’ın içişlerine karışmayacak,
4) İsveç kralı XII. Şarl ülkesine serbestçe dönebilecek.
5) I. Petro ve ordusu serbest bırakılacak.
Antlaşmanın Önemi:
İstanbul Antlaşması(1700) ile Rusya’ya verilen haklar geri alındı. Bu da Karlofça Antlaşması ile kaybedilen toprakların geri alınabileceği ümitlerini güçlendirdi.
Osmanlı–Venedik ve Avusturya Savaşı (1716–1718):
a) Osmanlı Devleti’nin Karlofça Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri almak istemesi,
b) Venedik’in Karadağ halkını Osmanlılara karşı kışkırtması,
c) Akdeniz’deki Osmanlı donanmasına saldırması,
Sebepleriyle Osmanlı Devleti Mora’yı geri almak için Venedik’e savaş açtı. Osmanlı donanması kısa zamanda Mora’yı ele geçirdi. Avusturya, Venedik’ten alınan yerlerin geri verilmesini isteyince
Osmanlı Devleti Avusturya’ya savaş açtı. Sadrazam Silahdar Ali Paşa’nın Petervaradin’de şehit olması üzerine Osmanlı ordusu dağıldı ve Belgrad’a çekildi.

 

Pasarofça Antlaşması (1718):
1) Kuzey Sırbistan, Belgrad, Banat ve Eflâk’ın batısı(Oltu ırmağına kadar) Avusturya’ya verildi.
2) Mora yarımadası Osmanlılarda kaldı.
3) Arnavutluk, Hersek ve kıyılarındaki bazı kaleler Venedik’e bırakıldı. Böylece Venedik Ege ve Osmanlı sınırlarından uzaklaştırıldı.
Pasarofça Antlaşması’nın Önemi:
Bu antlaşmayla Osmanlılar, Orta Avrupa’nın kapısı durumundaki Belgrad kaybedilmesiyle Avrupa’da güçler dengesi Avusturya lehine değişti. Belgrad’ı ele geçiren Avusturya, Balkanlarda gücünü artırmaya başladı.
Osmanlı Devleti bu gelişme karşısında bazı tedbirler aldı:
a) Osmanlı Devleti fetih savaşlarından vazgeçerek barışçı bir politikayı benimsedi ve Avrupa devletleriyle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye başladı.
b) Balkan topraklarında merkezi otoritesini güçlendirmeye çalıştı. Balkanlarda savunma tedbirleri aldı.
c) Osmanlı Devleti antlaşmada arabuluculuk yapan Hollanda ve İngiltere’ye daha önceden verilen kapitülasyonları genişletti.
d) Osmanlı Devleti Karlofça Antlaşması ile kaybettiği Mora’yı geri aldı ve Ege denizindeki güvenliğini sağladı.
e) Bu antlaşmayla Batı’nın üstünlüğü kabul edilmiş ve Lale devrinde Batılı tarzda ıslahatlara başlanmıştır.

 

 

Lale Devri (1718–1730):
Pasarofça Antlaşması’ndan Patrona Halil isyanına kadar geçen döneme Osmanlı tarihinde Lale Devri adı verilir. Osmanlı Devleti’nde Batılılaşma hareketi Lale Devri ile başlar. Eğlence dönemi olarak bilinen bu dönem, Avrupa’ya yakınlaşma dönemi olarak da kabul edilir. Dönemin padişahı III. Ahmed ve sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa barış yanlısı kişilerdi.
İstanbul Antlaşması (1724):
İran’da iktidar ve mezhep çatışmalarının başlaması üzerine bu durumdan yararlanmak isteyen Rusya, İran’ın Kafkas topraklarına girdi. Bunun üzerine Osmanlı orduları da Kafkasya’ya girdi. Kafkasya’da Osmanlı-Rus ordularının karşı karşıya gelmesi üzerine Fransa’nın arabuluculuğuyla iki devlet arasında İstanbul Antlaşması yapıldı.
Bu antlaşmayla İran’ın Kafkasya’daki toprakları Rusya ile Osmanlı Devleti arasında paylaşıldı. Osmanlılar ile Ruslar arasında imzalanan ilk dostluk antlaşmasıdır.
Patrona Halil İsyanı (1730):
Halktan ve esnaftan yeni vergilerin alınması, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın akrabalarını yüksek devlet görevlerine getirmesi, lüks ve israf sebepleriyle yeniçeriler isyan ettiler. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edildi. İsyancılar III. Ahmet’i tahttan indirip yerine I. Mahmut’u padişah yaptılar. Patrona Halil isyanı Lale Devri’ni sona erdi.

 

I. MAHMUD DÖNEMİ (1730–1754)
I. Mahmud, Patrona Halil ve arkadaşlarını, İran sorununu görüşme bahanesiyle saraya davet ederek idam ettirdi ve böylece iktidarını sağlamlaştırdı (1731). I. Mahmut döneminde Osmanlı Devleti bir taraftan İran ile savaşırken diğer taraftan Rusya ve Avusturya karşısında başarılı oldu.

 

----

 

Osmanlı- İran İlişkileri:
Lale devrinde İran üzerine sefer yapılması düşünülmüş, ancak sadrazam Damat İbrahim Paşa istemediği için sefer yapılamamıştı. Patrona Halil isyanından sonra İran üzerine yapılan seferde Osmanlı ordusu Tebriz ve Hemedan’ı geri aldı. Şah II. Tahmasb’ın barış istemesi üzerine doğu serdarı Ahmed Paşa’nın adıyla bir antlaşma yapıldı.

 

Ahmet Paşa Antlaşması (1732):
1) Gence, Tiflis Revan ve Dağıstan Osmanlılarda kalacak,
2) Tebriz, Hemedan, Kirmanşah ve Luristan İran’a bırakılacaktı.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmedi, Osmanlılarda sadrazamın, İran’da Şah’ın değişmesine sebep oldu. Avşar Türklerinin lideri Nadir Han, Şah II. Tahmasb’ın yerine çocuk yaştaki III. Abbas’ı geçirdi, kendisi de vekil olarak idareyi ele aldı. Daha sonra Bağdad üzerine yürüdü fakat yenildi (1733). Osmanlı Devleti bu sırada Rusya ve Avusturya ile savaştığı için anlaşmayı kabul etti.

 

İstanbul Antlaşması (1736):
Bu antlaşmaya göre Ahmed Paşa antlaşmasındaki esaslar geçerli oldu ve Osmanlı Devleti Nadir Han’ı İran şahı olarak kabul etti.
Nadir Han Osmanlılarla tekrar savaşa girdi. Kafkaslarda bazı başarılar kazandıysa da kesin sonuç alamadı ve her iki devlet arasında Kasrı Şirin anlaşması esaslarının geçerli olduğu Kerden Antlaşması (1746) imzalandı. 1776’da İran saldırılarıyla savaş yeniden başladı, 1779’da İran’ın aldığı yerlerden geri çekilmesiyle Osmanlı-İran savaşları sona erdi ve günümüze kadar sürecek olan barış dönemi başladı.
Osmanlı- Rus ve Avusturya Savaşları(1736–1739):
Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş devam ederken, Rusya da Avusturya ile ittifak yaptı.
Rusya’nın amacı; Kırım’ı ele geçirmek, Karadeniz’e inmek ve Balkan milletlerini denetim altına almaktı. Avusturya ise Sırbistan ve Bosna-Hersek’i almak istiyordu.
Osmanlı Devleti, her iki devlete karşı başarıyla mücadele etti. Avusturyalılar Bosna beylerbeyi Hekimoğlu Ali Paşa kuvvetlerine yenilerek Sırbistan ve Eflâk’tan çıkarıldılar. Sadrazam İvaz Paşa emrindeki Osmanlı ordusu Niş’i geri aldı. Belgrad önünde Avusturya ordusu mağlup edildi.
Osmanlı kuvvetleri, Rusları da Kırım’dan çıkardı. Fransa’nın araya girmesiyle Osmanlı Devleti ile Avusturya ve Rusya arasında Belgrad antlaşmaları imzalandı (1739).
Belgrad Antlaşması (1739):
1) Avusturya Banat dışında, Pasarofça Antlaşması ile aldığı yerleri(Kuzey Sırbistan, Belgrad ve Eflâk’ın batısı) geri verdi.
2) Rusya, savaşta aldığı yerleri geri verecek. Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurmayacaktı.
3) Azak Kalesi yıkılmak şartıyla Ruslarda kalacaktı.

Belgrad Antlaşmalarının Önemi:
a) Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyılda imzaladığı son kazançlı antlaşmalar oldu.
b) Belgrad antlaşmaları ile Karadeniz bir Türk gölü olmaya devam etti.
c) Osmanlı Devleti ittifakların önemini kavradı ve ilk kez İsveç ile ittifaka girdi. Böylece batı ile 30 yıl sürecek olan bir barış dönemi başladı.
d) Anlaşmalarda arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyonların daha da genişletilmesini ve süresiz hale gelmesini sağladı (1740).

 

 

----

III. MUSTAFA DÖNEMİ (1757–1774)
III. Mustafa döneminin sadrazamı Koca Ragıp Paşa siyasette barıştan yanaydı. Devletin iç durumunu ve ordunun yetersizliğini anlamıştı. Avusturya ve Rusya’ya karşı Prusya’nın yardımına güveniyor ve Avrupa devletleri arasındaki rekabetten faydalanmayı düşünüyordu. Bu sırada Avrupa devletleri arasında Yedi Yıl Savaşları vardı. III. Mustafa döneminin en önemli olayı Osmanlı-Rus Savaşıdır.
Lehistan Sorunu ve Osmanlı Rus Savaşı (1768–1774):
Rusya’nın başında Çariçe II. Katerina Kırım’ı ve Kafkasya’yı almak, Karadeniz’de donanma bulundurmak, Boğazlardan geçiş sağlamak ve Balkanlarda Rusya’dan yana devletler kurmak istiyordu.
Rusya Prut Antlaşması’na aykırı olarak Lehistan’ın içişlerine karıştı ve ölen Leh kralının yerine zorla kendi adayı Stanislas Poniatowski’yi kral seçtirmişti. Ruslara karşı isyan eden başarılı olamayan Leh milliyetçilerinin bir kısmı Osmanlı topraklarına sığındılar. Lehleri takip eden Rusların Osmanlı sınırını ihlal etmeleri üzerine Osmanlı Devleti; Rusya’ya savaş ilan etti.
Ruslar beş koldan saldırıya geçerek Kafkasya, Gürcistan, Ukrayna ve Besarabya üzerine yürüdüler. Bir Rus ordusu Hotin kalesini aldıktan sonra Boğdan ve Eflâk’ı istilaya başladı. Yaş ve Bükreş Rusların eline geçti. İsmail kalesi yakınlarında yapılan savaşta Osmanlı ordusu askerin disiplinsizliği yüzünden ağır bir yenilgiye uğradı. Tuna’yı geçen Ruslar bir taraftan da Kırım’a girdiler.
Bu sırada Baltık Denizi’nden kalkan bir Rus donanması İngilizlerin yardımıyla Cebelitarık Boğazı’ndan geçerek Mora kıyılarına geldi ve Mora Rumlarını isyan ettirdi. Rus donanması Çeşme’de demirli bulunan Osmanlı donanmasını yaktı (1770).

 

I. ABDÜLHAMİD DÖNEMİ (1774–1789)
I. Abdülhamid, tahta geçtiğinde Osmanlı-Rus Savaşı devam ediyordu. I. Abdülhamid, savaşı mümkün olduğunca az zararla bitirmeyi düşünüyordu.
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774):
1) Kırım’a bağımsızlık verilecek.
2) Kabartay arazisi, Azak kalesi ve çevresi Ruslara verilecek Buğ ırmağı iki devlet arasında sınır olacak.
3) Rusya savaşta ele geçirdiği Eflak, Boğdan ve Besarabya’yı geri verecek.
4) Rus ticaret gemileri Karadeniz ve Akdeniz’de serbest dolaşabilecek.
5) Ruslar İstanbul’da daimi bir elçi bulundurabilecek ve Balkanlarda istediği yerlerde konsolosluklar açabilecek.
6) Rusya kapitülasyonlardan yararlanabilecek.
7) Ruslar Osmanlı yönetimindeki Ortodoksların haklarını koruyabilecek.
8) Osmanlı devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek.
Antlaşmanın Önemi:
a) Osmanlı Devleti ilk kez bir Müslüman-Türk toprağını terk etmek zorunda kaldı. Ayrıca Kırım kaybedilince Karadeniz Türk gölü özelliğini kaybetti.
b) Balkanlar Rus tehlikesine açık haline gelmiştir. Balkanlarda Panslavizmin uygulanması için zemin hazırlamış oldu.
c) Rusya, Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışma hakkını elde etti.
d) Ayrıca Böylece Osmanlı Devleti ilk defa savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı.

 

Kırım’ın Kaybediliş Aşamaları:
a) 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım bağımsız hale getirildi.
b) 1779 Aynalıkavak Tenkihnamesi ile Osmanlı Devleti Kırım’daki Rus yanlısı yönetimi onayladı.
c) 1783 Rusya Kırım’ı fiilen işgal etti.
d) 1792 Yaş Antlaşması (1792) ile Osmanlı Devleti Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etti.
Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşları (1787–1792):
1783’de Kırım’ı işgal eden Rusya, Avusturya ile anlaşarak Osmanlı Devleti’ni bölmek ve paylaşmak için plan yaptı.
Bu Plana Göre;
a) Bizans İmparatorluğu yeniden kurularak başına Çariçe II. Katerina’nın torunu Konstantin getirilecek,
b) Sırbistan, Bosna ve Hersek Avusturya’ya bırakılacak,
c) Eflak ve Boğdan’da Rusya ve Avusturya’ya bağımlı bir Dakya Devleti kurulacaktı.
İki ayrı cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı ordusu Ruslara yenilmeye başladı.

 

 

III. SELİM DÖNEMİ (1789–1807)
III. Selim tahta çıktığında Rusya ve Avusturya ile savaşlar devam ediyordu. Avusturya, Fransız İhtilali sonrasında yayılmaya başlayan milliyetçiliğin ülke bütünlüğünü tehdit etmesi üzerine, Rusya’dan ayrılarak Osmanlı Devleti ile Ziştovi Antlaşması’nı imzaladı.
Ziştovi Antlaşması (1791):
1) Avusturya, savaşta Osmanlı Devleti’nden aldığı yerleri geri verecek,
2) Osmanlı Devleti; Orsova ve Unna ırmakları çevresinde bazı yerleri Avusturya’ya bırakacaktı.
III. Selim döneminde Rusya ile savaş devam etti. Ancak Osmanlı kuvvetleri Balkan ve Kafkas cephelerinde yenilgiye uğradı. İki devlet arasında yapılan antlaşmayla savaş sona erdi.
Yaş Antlaşması (1792):
1) Osmanlı Devleti, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu ve Rusya’nın Gürcistan’daki egemenlik hakkını kabul etti.
2) Dinyester nehri iki devlet arasında sınır kabul edildi.
3) Rusya, Prut ile Dinyester ırmakları arasında kalan toprağın dışındaki yerleri (Bender, Akkerman, Kili ve İsmail kaleleri) geri verecekti.
4) Rusya savaş tazminatı almayacaktı.
5) Eflak ve Boğdan’ın (Küçük Kaynarca Antlaşması’yla verilen) ayrıcalıkları devam edecekti.
6) Osmanlı Devleti Rus ticaret gemilerini Cezayir ve Tunus korsanlarına karşı koruyacaktı. Koruyamazsa zararı Osmanlı Devleti ödeyecekti.


Napolyon’un Mısır’ı İşgali (1798):
İngiltere ile savaşan Fransa, İngilizlerin sömürgelerine giden yolu ele geçirerek Akdeniz’deki çıkarlarına darbe vurmak için Mısır’ı ele geçirmek istiyordu.
Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu, 1798 yılında Mısır’ı işgal etti. Osmanlı Devleti, İngiltere ve Rusya ile bir antlaşma yaparak Fransa’ya savaş ilan etti. İngiliz ve Rus donanmaları Akdeniz’e girdi. Amiral Nelson emrindeki İngiliz donanması ani bir baskınla Ebukır Limanında bulunan Fransa donanmasını batırdı. Donanması yok olan Napolyon Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için Suriye üzerine yürüdü. Burada Akka kalesini kuşatan Napolyon, buradaki Nizam-ı Cedid askerlerine yenildi.
1801’de yapılan El- Ariş Antlaşması ile Mısır yeniden Osmanlı idaresine girdi. Böylece İngiltere sömürgelerini tehdit eden Fransa’yı etkisiz hale getirerek Akdeniz’de üstünlük sağlamayı başardı. III. Selim, Avrupa devletleriyle olan ilişkilerinde denge siyaseti izledi.

 

1806–1812 Osmanlı-Rus Savaşı:
Rusya, Ege denizinden çıkmak istemiyor ve Balkan devletlerini Osmanlılara karşı kışkırtıyordu.
Napolyon’un kendisini imparator ilan etmesinden sonra, Osmanlı-Fransız dostluğu yeniden başladı. Osmanlı Devleti, Rusya’ya ve İngiltere’ye karşı, Fransa’ya yaklaştı. Napolyon’un Rus ve Avusturya kuvvetlerini yenmesi üzerine bundan cesaret alarak Eflak ve Boğdan beylerini görevden alıp Boğazları Rusya’ya kapattı. Rusya Eflak ve Boğdan beylerinin görevlerine iadesini ve Boğazların yeniden açılmasını istedi. Osmanlı Devleti bu istekleri kabul etmek zorunda kaldı.
Rusya, savaş ilan etmeden Eflak ve Boğdan’ı işgale başladı. Rusya’nın müttefiki İngiltere, Osmanlı Devleti’nden Fransa ile ilişkilerini kesmesini, Eflak ve Boğdan’ı Rusya’ya bırakmasını istedi. Osmanlı Devleti bu isteği kabul etmedi.
Bu sırada Napolyon Rusya’yı yenmiş ve Çar ile Tilsit Antlaşması’nı yapmıştı.
Tilsit Antlaşması (1807) (Fransa-Rusya):
1) Fransa Osmanlı Devleti ile Rusya arasında arabuluculuk yapacak.
2) Fransa Eflak ve Boğdan’ın Rusya’ya verilmesini sağlayacak. Bu gerçekleşmezse, Rusya’ya askeri yardımda bulunacaktı.
Kale-i Sultaniye Antlaşması (1809) (Osm-İng):
Tilsit antlaşmasına karşılık olarak İngiltere ile Osmanlı Devleti aralarındaki anlaşmazlıklara son vermeyi, siyasi, ticari ilişkilerini geliştirmeyi kabul ettiler.
Kabakçı Mustafa İsyanı (1807):
III. Selim’in başlattığı Nizam-ı Cedid ıslahatı; yeniçeriler, ulema ve esnaf tarafından hoş karşılanmadı. Islahatı çıkarlarına aykırı gören bu zümreler, yeniliklere karşı çıkmaya başladılar.
Kabakçı Mustafa liderliğinde isyan eden asiler III. Selim’i tahttan indirip yerine IV. Mustafa’yı çıkardılar. III. Selim’i tekrar tahta geçirmek için İstanbul’a gelen Alemdar Mustafa Paşa, Kabakçı ve adamlarını öldürttü. Ancak bu sırada IV. Mustafa, yeniden tahta çıkma ihtimali olan III. Selim’i öldürtmüştü. Bu gelişme üzerine Alemdar Mustafa Paşa IV. Mustafa’yı tahttan indirip yerine II. Mahmud’u çıkardı.

 


XVIII. OSMANLI DEVLETİNDE DEĞİŞİM
Osmanlı Devlet teşkilatının temeli olan Divanıhümayun toplantıları XVI. yüzyılda haftada dört güne, XVII. Yüzyılda haftada iki güne indirilirken XVIII. yüzyılda üç ayda bir yapılmaya başlanmıştır. Bu arada divan başkanlığını yapan sadrazamlarının gücü artmıştır. Divan toplantıları Babıâli (yüce kapı) denilen sadrazam konaklarında yapılmaya başlanmıştır. Daha önceden divanda bulunan defterdar ve nişancı kalemleri (Hademe-i Babıâli) sadrazam konağına nakledildiler.
XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Avrupa devletleri arasındaki diplomatik ilişkilerin gelişmesi reisülküttaplık makamını etkili hale getirmiştir.
XVIII. yüzyıldan itibaren iltizam sisteminden vazgeçilerek malikâne sistemine geçilmiştir. Bu sistemde mukataa topraklar muaccele denilen satış bedeli karşılığında kişilere ömür boyu kiralanıyordu. Ancak İstanbul'da oturan malikâne sahipleri malikânelerini mültezimler aracılığıyla idare etmeye başladılar. Mültezimler genellikle malikâne mahallinde yaşayan ayanlardı. Ayanlar zamanla malikâneleri ele geçirdiler ve zamanla mütesellimlik ve voyvodalık gibi resmi görevlere yükselerek Osmanlı Devleti’nin merkez ve taşra teşkilatında etkili olmaya başladılar.
XVIII. YÜZYIL ISLAHATI

 

XVIII. Yüzyıl Islahatının Genel Özellikleri:
a) Osmanlı Devleti bu yüzyılda Avrupa’yı örnek alarak ıslahatlar yapmıştır.
b) Islahatı padişah ve devlet adamları yapmış, halkın ıslahat konusunda talebi ve desteği olmamıştır.
c) Savaşların yenilgiyle sonuçlanması sebebiyle daha çok askeri alanda ıslahat yapılmıştır.
d) Islahat, gösterilen tepkiler yüzünden (yeniçeriler) devamlı olmamıştır.
e) 17. yüzyıl ıslahatına göre daha kapsamlı ıslahat yapılmış, ancak istenilen amaçlara ulaşamamış ve devlet çöküntüden kurtarılamamıştır.

 

----

Lale Devri Islahatı (1718–1730):
III. Ahmed ve sadrazamı Damat İbrahim Paşa bu dönemin önemli simalarıdır. Bu dönemde İstanbul’da parklar, bahçeler, saraylar ve köşkler yapılmış, Avrupa’nın üstünlüğü kabul edilerek çeşitli ıslahat yapılmıştır:
1) Avrupa’daki gelişmeleri takip etmek Avrupa’nın önemli merkezlerinde(Paris, Viyana, Moskova, Lehistan) geçici elçilikler açıldı.
2) Said Efendi ve İbrahim Müteferrika tarafından ilk Türk matbaası 1727’de kuruldu.
3) Tulumbacılar Teşkilatı kuruldu.
4) Yalova’da bir kâğıt imalathanesi kuruldu.
5) İstanbul’da bir kumaş ve çini imalathanesi açıldı.
6) İlk defa çiçek aşısı uygulandı.
7) Doğu klasiklerinden bazı eserler Türkçeye çevrildi.
8) Kütüphaneler(en önemlileri Enderun ve Yeni Cami Kütüphaneleri) açıldı.
9) Resim, minyatür, edebiyat ve az da olsa bilimsel gelişmeler oldu.
10) Askeri alanda sınırda bazı kaleler ve istihkâmlar tamir edildi. İstanbul surları onarıldı.
11) Avrupa’dan Rokoko ve Barok tarzında yeni mimarlık eserleri yapıldı.

 


I. Mahmud Dönemi Islahatı (1730–1754):
Bu dönemde Humbaracı Ahmed Paşa (Comte De Boneval) önemli ıslahat yapmıştır:
1) Humbaracı ve topçu sınıfını ıslah etti.
2) Ordunun ıslahı için raporlar hazırladı.
3) Subay yetiştirmek amacıyla 1734’de Kara Mühendishanesi’ni kurdu.
4) Emrindeki kıtaları Avrupa ordularının düzenine göre teşkilatlandırdı. Bölük, tabur ve alay teşkilatlarını teşkil etti.
Osmanlı Devleti’nde Avrupa tarzında ilk askeri ıslahatlar bu dönemde yapılmış ve ıslahatın etkisiyle 1736- 1739 Osmanlı –Rus ve Avusturya savaşları kazanılmıştır.

 

III. Mustafa Dönemi Islahatı (1757–1774):
Bu dönemin ıslahatını sadrazam Koca Ragıp Paşa ve Baron De Tott yapmıştır:
1) III. Mustafa gereksiz masrafları keserek maliyeyi düzene soktu. İlk kez bu dönemde Esham sistemi (iç borçlanma) uygulandı.
2) Fransızcadan matematik ve astronomiyle ilgili kitaplar tercüme edildi.
3) Baron Dö Tot, topçu ve istihkâm ocaklarını ıslah etti.
4) Sürat topçu ocağı kuruldu ve geliştirildi.
5) Tophane ıslah edildi.
6) Deniz subayı yetiştirmek için 1773’te Deniz Mühendishanesi kuruldu.
7) Çeşme faciasından sonra tersane ıslah edilerek yeni bir donanma kuruldu.

 

I. Abdülhamid Dönemi Islahatı (1774–1789):
I. Abdülhamid döneminde ordunun ıslahı için Avrupa’dan pek çok mühendis ve uzman getirildi. I. Abdülhamid yabancı uzmanların Müslüman olma şartını kaldırdı. Bu devrin ıslahatçı devlet adamları Halil Hamit Paşa ile Cezayirli Hasan Paşa’dır.
1) Halil Hamid Paşa sürat topçu ocağını genişleterek mevcudunu artırdı.
2) İstihkâm Okulu açıldı. Lağımcı ve Humbaracı ocakları geliştirildi.
3) Yeniçerilerin sayımı yapıldı.
4) Ulufe alım ve satımı yasaklandı.

 

----

III. Selim Dönemi Islahatı (1789–1807):
Bu dönemde yapılan ıslahata genel anlamda Nizam-ı Cedid adı verilmiştir.
1) Yeniçerilerden ve Anadolu’dan toplanan askerlerle Nizam-ı Cedid ordusu kuruldu. Bu ordunun giderleri İrad-ı Cedid hazinesinden karşılandı.
2) III. Selim donanmaya önem vererek tersaneyi ıslah etti.
3) Deniz ve Kara Mühendishaneleri genişletildi.
4) Avrupa’daki gelişmeleri takip etmek için Paris, Viyana, Londra ve Berlin’e daimi elçiler tayin edildi.
5) Paranın değerini korumak için yerli malı kullanımı özendirildi.
6) Resmi devlet matbaası kuruldu.
7) İlmiye sınıfı ıslah edildi. Yeni kitaplar tercüme edildi. Fransızca resmi yabancı dil olarak kabul edildi.

SPONSOR--REKLAM

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir