Tıklayın YKS Netlerinizi artıralım... Hafıza Teknikleriyle YKS'ye Hazırlanmak İster Misiniz?

YKS Tarih Ders Notları- En Uzun Yüzyıl Ünitesi

---

YKS Tarih Ders Notları- En Uzun Yüzyıl Ünitesi

---

EN UZUN YÜZYIL (1792–1922)
XIX. YÜZYIL BAŞLARINDA ASYA VE AVRUPA’NIN DURUMU
XIX. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU
a) Bu dönem Osmanlı Devleti için birçok olayların ortaya çıktığı dönemdir.
b) Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılda varlığını sürdürmek ve mevcut topraklarını koruyabilmek için, Avrupa devletlerine karşı denge politikası izlemiştir. Bu politikada anlaşma yaptığı devletlere daha çok imtiyazlar vermiştir.
c) Osmanlı Devleti XIX. yüzyılda ömrünü uzatmak için Batılı tarzda daha köklü ıslahat yapmıştır. Bu ıslahat II. Mahmud döneminde başlamış; Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde devam etmiştir.
d) Avrupa devletleri Osmanlı Devletini parçalamak için azınlık hakları, kapitülasyonlar ve alacaklarını bahane ederek içişlerine karışmışlardır.
e) Bu yüzden ülkede çıkan iç sorunlar büyüyerek uluslar arası boyut kazanmıştır.

 

DAĞILMA DÖNEMİ PADİŞAHLARI
30) II. Mahmud (1808–1839)
31) Abdülmecid (1839–1861)
32) Abdülaziz (1861–1876)
33) V. Murat (1876–1876)
34) II. Abdülhamid (1876–1909)
35) V. Mehmed Reşad (1909–1918)
36) VI. Mehmed Vahdeddin (1918–1922)

---

 

---

II. MAHMUD DÖNEMİ (1808–1839)
Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim’in ölümüne sebep olan Kabakçı Mustafa isyanını bastırdıktan sonra II. Mahmud’u tahta çıkardı, kendisi de sadrazam oldu.
Sened-i İttifak (1808):
1) Padişahın otoritesi devletin temel dayanağıdır.
2) Ayanlar devletin eyaletlerden asker almasına karşı gelmeyecektir.
3) Ayanların bulunduğu yerlerde hazine gelirlerinin ayanlar tarafından toplanması sağlanacaktır. Ayanlık haklarının babadan oğula geçmesi sağlanacaktır.
4) Padişah ağır vergiler koymayacak, eşit ve adaletli vergi alacaktır.
5) Sadrazama saygı gösterilecek ve emirlerine uyulacaktır.
6) İstanbul’daki yeniçeri ve diğer ocaklarda isyan çıktığında ayanlar İstanbul’a gelerek isyanı önleyeceklerdir.
Sened-i İttifak’ın Önemi:
a) Bu belge ile ilk kez padişahın mutlak otoritesi sınırlandırılmış ve ayanların hakları ve varlığı tanınmıştır.
b) Ayanların gücü padişah tarafından resmen tanınmıştır.
c) Ayanların merkeze bağlanmaları sağlanmış ve devletin eyaletler üzerindeki otoritesi yeniden kurulmuştur.

  • Bükreş Antlaşması (1812) (Osm-Rus):

1806 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı devam ettiği sırada Fransa da Rusya’ya savaş ilan etmişti. Napolyon’a yenilen Rusya’nın barış istemesi üzerine Osmanlı-Rus savaşına son verilerek Bükreş Antlaşması imzalandı.
Bükreş Antlaşmasına göre;
1) Besarabya Ruslara bırakıldı.
2) Eflak ve Boğdan Osmanlı Devleti’ne geri verildi.
3) Prut nehri iki ülke arasında sınır oldu.
4) Osmanlılar Bosna ve Eflâk’tan iki yıl vergi almayacak, Sırplar kendi içlerinde serbest kalacaktı.

 

Sırp İsyanı:
Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti’ni de etkilemiş, Balkan topraklarında Sırp ve Yunan isyanları çıkmıştı.
Sırp isyanının çıkmasında;
a) Milliyetçilik fikrinin yayılması,
b) İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kışkırtmaları
c) Merkezi otoritenin zayıflaması,
d) Bölgedeki yeniçerilerin sorumsuzca davranışları,
Sırplar III. Selim devrinde Kara Yorgi liderliğinde ayaklanarak Belgrad’ı ele geçirdiler (1804). Osmanlı Devleti Sırp isyanını 1812’den sonra ancak bastırılabildi. Savaş sonrasında imzalanan Bükreş Antlaşması’yla Sırplara özerklik verdi.
Sırplar 1815’te Miloş Obronoviç liderliğinde yeniden isyan ettiler. Rusya’nın olaya karışmasını istemeyen Osmanlı Devleti Sırplara bazı yeni haklar tanıdı.
Sırpların Bağımsızlık Aşamaları:
a) 1812 Bükreş Antlaşması (Sırplara ayrıcalık)
b) 1829 Edirne Antlaşması (Yarı bağımsızlık)
c) 1878 Berlin Antlaşması (Tam bağımsızlık)

 

Yunan İsyanı:
Fatih devrinde Osmanlı egemenliğine giren Rumlar, diğer azınlıklıklara göre ayrıcalıklı bir kavim olarak Mora yarımadası ve çevresindeki adalarda yaşıyorlardı, dil, din ve ticaret özgürlüğüne sahiptiler. İstanbul’da oturan Rumlardan bazıları ise Eflak ve Boğdan voyvodalıklarına tayin edilirler, divan-ı hümayun ve elçilik tercümanlığı da yaparlardı.
Rum İsyanının Sebepleri;
a) Milliyetçilik akımı ve Rusya’nın kışkırtması,
b) Etnik-i-i Eterya cemiyetinin çalışmaları,
c) Rumların Megali İdea hedefi
d) Fener Rum Patrikhanesinin kışkırtmaları,
e) Rum aydınlarının fikirleri,
Rumlar önce 1820’de Eflâk’ta, daha sonra 1821’de Mora’da isyan çıkardılar. Avrupalı devletler bu isyana destek verdiler. Osmanlı kuvvetleri isyanı bastıramayınca padişah II. Mahmud, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’dan yardım istedi. Mısır valisinin gönderdiği ordu ve donanma isyanı kısa sürede bastırdı.
İngiltere, Fransa ve Rusya, Osmanlı Devleti’nden Yunanistan’a özerklik verilmesini istediler. Osmanlı Devleti bu isteği reddedince bu üç devlet, Navarin’de bulunan Osmanlı donanmasını yaktı(1827).
Navarin Olayı’ndan sonra başlayan Osmanlı-Rus savaşında (1828) Osmanlı orduları Kafkasya ve Tuna cephelerinde Ruslara yenildi. Rusya Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı.

Edirne Antlaşması (1829):
1) Yunanistan’a bağımsızlık verilecek.
2) Sırbistan’a özerk yönetim hakkı tanınacak.
3) Doğuda Ahıska, Anapa ve Poti Rusya’ya bırakılacak.
4) Rus ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecek ve Rusya Osmanlı topraklarında ticaret yapabilecek.
5) Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa İsyanı:
Fransızların Mısır’ı işgali üzerine buradaki Osmanlı ordusunda asker olarak bulunan Kavalalı Mehmed Ali Paşa, gücünü artırarak Mısır’a hâkim olmuş, Osmanlı Devleti de onun Mısır valiliğini tanımıştı (1805). Kavalalı, yaptığı reformlarla Mısır’da güçlü bir yönetim kurmuştu.
Mora isyanını bastıramayan Osmanlı Devleti, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemiş, o da Girit ve Mora valiliklerinin verilmesi şartıyla yardım etmişti. Mısır valisinin gönderdiği donanma isyanı kısa sürede bastırmıştı.
Edirne Antlaşması’yla Yunanistan bağımsızlığını kazanıp Mora’nın bu ülkeye verilmesi üzerine Kavalalı, Mora valiliğine karşılık Suriye valiliğini istedi.
II. Mahmud, Kavalalı’nın daha da güçlenmesinden çekindiği için bu isteği kabul etmedi. Bunun üzerine Kavalalı isyan etti ve oğlu İbrahim Paşa emrindeki Mısır ordusu Osmanlı kuvvetlerini peş peşe yenerek Kütahya’ya kadar ulaştı.
Zor durumda kalan II. Mahmud, İngiltere ve Fransa’dan istediği desteği sağlayamayınca Rusya’dan yardım istedi. Rusya’nın bu istek üzerine donanmasını İstanbul’a göndermesi İngiltere ve Fransa’yı harekete geçirdi. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini istemedikleri için Osmanlı Devleti ile Kavalalı arasında Kütahya Antlaşması’nın yapılmasını sağladılar.
Kütahya Antlaşması (1833):
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Şam valiliği, oğlu İbrahim Paşa’ya Cidde valiliği ile Adana muhassıllığı verildi.
Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833):
II. Mahmud kendini güvence altına almak için Rusya ile de Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı imzaladı.
1) Osmanlılar saldırıya uğrarsa, masrafları karşılanmak üzere Rusya askeri yardımda bulunacak,
2) Rusya saldırıya uğrarsa Osmanlı Devleti Boğazları Rusya’nın savaştığı devletlere kapatacak,
3) Bu antlaşma sekiz yıl boyunca yürürlükte kalacak,
Antlaşmanın Önemi:
a) Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullanarak imzaladığı son antlaşmadır.
b) Ayrıca Ruslar bu antlaşma sayesinde Karadeniz’de güvenliklerini sağlamış oluyorlardı.
c) Antlaşmada Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden Boğazları kapatmasını istemesi Boğazlar Sorunu’nu ortaya çıkarmıştır.
Kütahya Antlaşması her iki tarafı da memnun etmediğinden savaş yeniden başladı. Osmanlı kuvvetleri Nizip’te tekrar yenildi.

 

 

ABDÜLMECİD DÖNEMİ (1839–1861)
Tanzimat Fermanı (3 Kasım 1839):
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt- ı Hümayunu) Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlandı. 3 Kasım 1830 tarihinde Gülhane Parkı’nda yöneticiler, halk ve yabancı elçiler önünde okunmuştu.
Mısır Sorunu’nun Çözümü:
Rusya’nın Mısır sorununa karışmasını istemeyen Avrupa devletleri (İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya) sorunu çözmek için 1840 yılında Londra’da bir konferans düzenlediler.
Londra Protokolü (1840):
1) Mısır hukuki yönden Osmanlılara bağlı kalacak, vergiler padişah adına toplanarak muayyen bir kısmı İstanbul’a gönderilecek,
2) Mısır’ın idaresi Mehmet Ali Paşa ve oğullarına bırakılacak,
3) Suriye, Girit ve Adana valilikleri Osmanlılara geri verilecek.
Protokolün Önemi:
a) Mısır, Osmanlı Devleti’ne bağlı imtiyazlı bir eyalet haline geldi.
b) Osmanlı Devleti’nin Mısır valisini seçme ve tayin etme hakkı ortadan kalktı.
Baltalimanı Ticaret Antlaşması (1848): Osmanlı Devleti’nin Mısır isyanını bastırmak için İngilizlerin yardımına ihtiyacı vardı. Buna karşılık İngiltere’nin de büyük ayrıcalıklar elde etme düşüncesi vardı. Bu antlaşmanın bazı maddeleri: a) Tekel sistemi kaldırıldı. İngilizlere diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi. b) İç ticarete Osmanlı vatandaşlarının yanı sıra İngilizlerin de katılması öngörüldü. c) İngiliz vatandaşları malları Osmanlı tâcirlerle aynı vergi şartlarıyla satın alma hakkına sahip oldular. d) İngilizlerle olan transit ticaretten alınan vergi kaldırıldı. e) İngiliz tüccarları Osmanlı sınırları içinde ticaret yaparken Türk tüccarlardan bile daha az gümrük vergisi ödeyeceklerdi. 1838-1841 yıllarında buna benzer antlaşmalar diğer Avrupa devlerleriyle de imzalandı ve Osmanlı sanayine büyük bir darbe vurdu. Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer devletlere borçlanmasına yol açtı ve mali çöküntüsünü hızlandırdı.

---

 

---

Boğazlar Sorununun Çözümü (1841):
Mısır Sorunu sırasında Osmanlı Devleti’nin Rusya’dan yardım istemesi Boğazlar Sorunu’nu çıkarmıştı. İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya, Prusya ve Osmanlı Devleti’nin temsilcilerinin katıldıkları, 1841 yılında Londra’da toplanan konferansta Boğazlar Sorunu ele alındı.
Boğazlar Sözleşmesi (1841):
1) Boğazlar Osmanlı Devleti’nin yönetiminde kalacak.
2) Osmanlı Devleti barış halindeyken Boğazlardan yabancı savaş gemisi geçemeyecek.
Sözleşmenin Önemi:
a) Boğazlar uluslararası bir statü kazandı.
b) Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakları sınırlandı.
c) Rusya Hünkâr İskelesi Antlaşması ile kazandığı avantajları kaybederken İngiltere ve Fransa karlı çıktı.

Mülteciler Sorunu (1848):
Mülteci; çeşitli baskılar nedeniyle yaşadıkları bölgelerden kendi istekleriyle ayrılıp başka ülkelere sığınan insanlardır.
Macar milliyetçilerinin bağımsızlık için isyan etmeleri üzerine Avusturya Rusya’nın Macar milliyetçilerini katletti. Bir kısım mültecilerin Osmanlı Devleti’ne sığınması mülteci sorununu çıkardı. Avusturya ve Rusya mültecileri istediyse de Osmanlı Devleti bu isteği reddetti.
Mülteci Sorunu’nda İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ni destekledi. Mülteciler meselesi Osmanlı Devleti’nin uluslar arası itibarını artırmış, İngiltere ile Fransa’nın Kırım Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni desteklemelerine sebep olmuştur.
Kutsal Yerler Sorunu:
Osmanlı Devleti, Hz. İsa’nın doğduğu Kudüs civarındaki mukaddes yerlerin bakımı, tamiri ve korunmasını ilk olarak da Fransa’ya vermişti. Bu görev Katoliklerle Ortodokslar arasında rekabete sebep oldu veFransa ile Rusya böyle bir rekabete girdi. Rus elçisi Prens Mençikof İstanbul’a gelerek isteklerini Osmanlı Devleti’ne ultimatom şeklinde bildirdi:
1) Kutsal yerler sorununun Ortodokslar lehine çözümlenmesi,
2) Osmanlı ülkesindeki Ortodoksların Rusya’nın himayesine bırakılması,
3) Boğazlarla ilgili Rusya’nın lehine düzenlemelere gidilmesi,
Kırım Savaşı (1853–1856):
Savaşın Sebepleri:
a) Rus çarı I. Nikola’nın ‘Hasta Adam’ olarak nitelediği Osmanlı Devleti topraklarını ele geçirip tarihi amaçlarına ulaşmak istemesi,
b) Rusya’nın kutsal yerler sorununu gündeme getirmesi,
c) Rus elçisi Prens Mençikof’un Osmanlı Devleti’nden kabul edilemeyecek isteklerde bulunması,
Rusya’nın Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesi üzerine Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan etti. Rus donanması Sinop’ta bulunan Osmanlı donanmasını yaktı. Bu durum karşısında İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti ile ittifak yaparak Rusya’ya karşı savaş ilan ettiler (1854).
Müttefikler (İngiltere, Fransa, Osmanlı Devleti ve Piyemonte Hükümeti) Rusya’yı barışa zorlamak için Kırım’a asker çıkardılar. Müttefikler Sivastopol şehri ele geçirdiler.
Paris’te Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, Piyemonte Hükümeti, Avusturya ve Prusya temsilcilerinin katıldığı kongrede yapılan görüşmeler sonucunda Paris Antlaşması imzalandı (1856).
Paris Antlaşması (1856):
1) Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayılacak, Avrupa devletler hukukundan yararlanacak ve toprak bütünlüğü Avrupalı devletlerin garantisi altında olacak.
2) Boğazlar konusunda 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi geçerli olacak.
3) Karadeniz tarafsız hale getirilecek, Osmanlı Devleti ve Rusya Karadeniz’de donanma bulundurmayacak ve tersane kuramayacak.
4) İki taraf savaşta aldıkları yerleri geri verecek.
5) Avrupalı devletler Islahat Fermanı’nı memnuniyetle karşılamışlar ve Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmama sözü vermişlerdir.
65
Islahat Fermanı’nın antlaşmada yer alması, Osmanlı Devleti’ni bağlamış ve Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmasına ortam hazırlanmıştır. Paris Antlaşması’yla güneye inmesi engellenen Rusya, doğu politikasına yönelmiş ve Asya’da genişlemeye devam etmiştir. Osmanlı Devleti ilk kez Kırım Savaşı sırasında borç para almıştır.
ABDÜLAZİZ (1861–1876)
Panislavizm Hareketleri ve Balkan Bunalımı:
Panislavizm; Bütün Slavları Rusya’nın liderliği altında toplamayı amaçlayan bir düşüncedir. Rusya’nın amacı, Avusturya ve Osmanlı Devletini yıkarak Balkanlarda Slav birliğini kurmaktı. Bu amacına ulaşabilmek için Balkan uluslarını Osmanlı Devletine karşı kışkırtmaya başladı.
Rusya’nın kışkırtmalarıyla Balkanlarda isyanlar çıktı. İlk isyan Bosna- Hersek’te (1875) arkasından Sırbistan ve Bulgaristan’da da isyanlar çıktı. Osmanlı Devleti bu isyanlarla uğraşırken Sırp ve Karadağlıları Osmanlı Devletine karşı kışkırttı. Osmanlı ordusu bu isyanları bastırarak düzeni sağladı. Yeni bir savaş çıkmasını istemeyen Avrupa devletleri durumu görüşmek üzere İstanbul’da bir konferans toplamaya karar verdiler.
Abdülaziz döneminde Osmanlı aydınları meşrutiyet fikrini savunmuşlardı. Ancak Abdülaziz bu fikre sıcak bakmadığı için askeri bir darbeyle tahttan indirilerek öldürüldü.
II. ABDÜLHAMİD (1876–1909)
Meşrutiyetin İlanı (1876):
Sultan II. Abdülhamid tahta çıkmadan önce Meşrutiyeti ilan edeceğini vaat etmişti. 23 Aralık 1876’da Osmanlıların ilk anayasası olan Kanun-i Esasi ilan edildi. Seçimler yapılarak Meclis-i Mebusan açıldı. İlk Mebusan Meclisi’nde 69 Müslüman, 46 gayrimüslim olmak üzere toplam 115 mebus vardı.
Osmanlı-Rus savaşı ve Meclis’teki mebusların aralarındaki çekişmeleri yüzünden meclis çalışamaz hale geldi. II. Abdülhamit Meclis’i tatil ettiğini açıkladı (1878).
İstanbul Konferansı (23 Aralık 1876):
İngiltere’nin girişimiyle, Avusturya, Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya, Osmanlı Devleti ve İtalya temsilcilerinin katılımıyla Balkan uluslarının isyanlarını yatıştırmak Osmanlı-Rus anlaşmazlığını çözmek için İstanbul’da bir konferans toplandı. Konferans devam ederken Osmanlı Devleti, Meşrutiyeti ilan etti.
Avrupa devletleri konferansta;
a) Bosna-Hersek ve Bulgaristan’da muhtar yönetimler kurulması,
b) Sırbistan ve Karadağ’dan Türk askerlerinin çekilmesi,
c) Balkanlarda ıslahat yapılmasını istiyorlardı.
Osmanlı- Rus Savaşı (1877–1878):
Osmanlı Devleti, İstanbul Konferansında Avrupalı devletlerin isteklerini kabul etmeyince Rusya Osmanlı Devletine savaş ilan etti. Savaş, Rusların Balkanlarda Tuna’yı geçerek Osmanlı topraklarına saldırmasıyla başladı.
Kafkas cephesinde, Arpaçay’ı geçen Ruslar, Kars ve Ardahan’ı ele geçirdiler. Rus ordusunu Gazi Ahmet Muhtar Paşa Erzurum’da durdurdu.
Balkan cephesinde ise, Gazi Osman Paşa Plevne’de Rus saldırılarına uzunca bir süre başarıyla karşı koydu ancak gerekli yardımı alamadı. Ruslar Plevne ve Şıpka’yı geçtiler. Böylece Edirne yolu Ruslara açıldı. Rus Ordusu’nun Yeşilköy’e kadar gelmesi üzerine Osmanlı Devleti barış istedi.
1878’de Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile Rusya; Rusya Osmanlı Devleti’ni istediği gibi parçalamıştı. Panislavizm politikasında başarılı olmuş ve Bulgaristan üzerinden sıcak denizlere ulaşma imkânını elde etmiştir. Avrupalı devletler bu antlaşmaya itiraz ettiler. Berlin’de toplanan konferanstan sonra Berlin Antlaşması imzalandı.
Berlin Antlaşması (1878):
1) Karadağ, Sırbistan ve Romanya bağımsız olacak.
2) Bosna-Hersek hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlı olacak, fakat yönetimi bir süre Avusturya’ya bırakılacak.
3) Bulgaristan, üç kısma ayrılmıştır:
a. Bulgar Prensliği (Osmanlı egemenliği altında muhtar olacak)
b. Makedonya (Islahat yapılması şartıyla Osmanlı Devleti’ne bırakılacak)
c. Doğu Rumeli (Padişahın beş yıl için atayacağı Hıristiyan bir vali tarafından yönetilmesi şartıyla Osmanlı Devleti’ne bırakılacak)
4) Kars, Ardahan, Batum, Ruslara bırakılacak, fakat Doğu Beyazıt Osmanlı Devleti’nde kalacak.
5) Ermenilerin azınlıkta bulunduğu Doğu Anadolu’da ve Girit’te ıslahat yapılacak.
6) Tesalya Bölgesi Yunanistan’a verilecek.
7) Osmanlı Devleti, Rusya’ya 60 milyon ruble savaş tazminatı ödeyecek.
Berlin Antlaşması’la;
a. İngiltere Rusların Bulgaristan üzerinden Akdeniz’e inmesine engel olmuş ve Akdeniz’deki çıkarlarını korumuştur.
b. Berlin Konferansı’ndan sonra Osmanlı denge politikasında İngiltere’nin yerini Almanya almıştır.
c. Osmanlı Devleti’nin dağılması hızlanmıştır.
Berlin Atlaşması’ndan sonra;
 1878 Kıbrıs İngiltere’ye üs olarak verilmiştir,
 1881 Fransa Tunus’u işgal etmiştir,
 1882 İngiltere Mısır’ı işgal etmiştir,
 Bulgaristan Doğu Rumeli’yi topraklarına katmıştır.
Girit Sorunu ve Osmanlı-Yunan Savaşı (1897):
Yunanistan’ın Megalo İdea’yı gerçekleştirmek amacıyla Girit’i topraklarına katmak istemesi ve Girit’e asker çıkarması üzerine Osmanlı Devleti Yunanistan’a savaş açtı. Tesalya bölgesinde yapılan Dömeke Meydan Muharebesi’nde, Gazi Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı Kuvvetleri Yunanlıları bozguna uğrattı (1897). Yunanistan barış istedi ve Avrupalı devletlerin araya girmesiyle İstanbul’da antlaşma yapıldı.
İstanbul Antlaşması (1897):
1) Osmanlı askerleri Tesalya’yı boşaltacak,
2) Yunanistan savaş tazminatı verecek,
3) Girit, Osmanlı yönetiminde kalacak ancak padişahın atayacağı Hıristiyan bir vali Yunanistan tarafından onaylanacak,
66
Ermeni Sorunu:
Ermeniler, Kafkasya ve Doğu Anadolu topraklarına sonradan gelip yerleşmiş bir kavimdi. Eski çağda Anadolu ve Kafkaslara verilen Armenia adı coğrafi bir terim olup, bugünkü Ermeni toplumuyla bir ilgisi yoktur. Tarihin hiçbir döneminde bu bölgede güçlü bir devlet kuramayan ve büyük devletlerin egemenliğinde varlıklarını sürdüren Ermeniler; sırayla Pers, İskender, Selevkos, Roma ve Bizans egemenliğinde yaşamışlar ve Türklerin Anadolu’yu fethinden sonra da Selçuklu ve Osmanlı egemenliğine girmişlerdi. IV. yüzyıl başlarında Hıristiyanlığı kabul eden Ermeniler, XIX. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarını sürdürmüşler, diğer uluslar isyan ederken onlar isyan etmedikleri için millet-i sadıka denilmişti. Ermeniler sanat ve ticaretle uğraşmış ve çok rahat bir hayat sürdürmüşlerdi.
Ermeni sorunu ilk defa 1877- 1878 Osm-Rus savaşında(93 Harbi) gündeme geldi.
Ermeni sorununun ortaya çıkmasında;
a) Milliyetçilik akımının etkisi,
b) Balkanlardaki Hıristiyan toplulukların bağımsızlıklarını ilan etmeleri,
c) Ayastefanos Anlaşması’nın 16. ve Berlin Antlaşması’nın 61. maddelerinin Ermenilerle ilgili ıslahatlar yapılmasını hükme bağlaması,
d) Rusya, İngiltere ve Fransa’nın kendi çıkarları için Ermenileri kullanmaları etkili olmuştu
Rusya’nın Ermenileri desteklemesinin sebebi, kurulacak Ermenistan üzerinden güneye inerek Akdeniz’e ulaşmaktı. İngiltere’nin düşüncesi ise, bağımsız bir Ermenistan’ın kurulmasını sağlayarak Rusların Akdeniz’e inmesini engellemekti.
Büyük devletlerin kışkırtmaları sonucunda bağımsız bir devlet kurma hevesine kapılan Ermeniler, ihtilalci komiteler kurdular. Hınçak Komitesi 1887’de İsviçre’de ve Taşnak Komitesi de 1890’da Tiflis’te kuruldu.
Bu komitelerin amaçları; Ermeni milliyetçiliğini yaymak, Ermenileri silahlandırmak ve Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni devleti kurmaktı.
Daha sonra bu komiteler birleşerek terör hareketlerine giriştiler ve isyanlar başlattılar. İlk defa Erzurum ve İstanbul’un Kumkapı semtinde olaylar çıkardılar. Daha sonra Merzifon, Yozgat, Kayseri, Çorum, Van ve Bitlis’in Sason bölgelerinde isyanlar çıkardılar. 1896’da İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basan Ermeniler Avrupa devletlerinin olaya müdahale etmesini istediler. Ayrıca 1905 yılında II. Abdülhamit’e suikast düzenleyen Ermeniler 1909’da Adana’da büyük bir isyan çıkardılar.
Düyun-ı Umumiye (1881):
II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemeyince Avrupalı devletler alacaklarını tahsil etmek için Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) idaresini kurdular. Bu idare tütün, ispirto, pul, tuz ve orman gelirlerine el koydu.
Bosna-Hersek’in Avusturya’ya Bağlanması:
Berlin Antlaşmasında Bosna-Hersek geçici olarak Avusturya idaresine bırakılmıştır. Avusturya, II. Meşrutiyet döneminde görülen karışıklıklardan faydalanarak Bosna-Hersek’i ilhak etmiştir (1908).
II. Meşrutiyet (1908):
II. Abdülhamid’in ülkeyi tek başına idare ettiği dönemde, meşrutiyet yanlısı aydınlar İttihad ve Terakki Cemiyeti’ni kurarak istibdat yönetimine karşı harekete geçtiler.
Cemiyete bağlı subaylar Makedonya’da silahlı isyan başlattılar. Cemiyet Kanun-ı Esasi’nin uygulanmasını istedi. İsyanı bastırmak için görevlendirilen Osmanlı birlikleri başarı sağlayamadı. İsyanın daha fazla büyümesini istemeyen II. Abdülhamid Meşrutiyeti ilan etti.
II. Meşrutiyet döneminde Türkçülük politikası güçlendi. Seçimler yapılarak Meclis-i Mebusan açıldı. İttihad ve Terakki Fırkası mecliste çoğunluğu sağlayarak yönetimde söz sahibi oldu. Anayasada köklü değişiklikler yapılarak meclisin gücü artırıldı, padişahın yetkileri azaltıldı Temel hak ve özgürlükler genişletildi ve parlamenter sisteme geçildi.
II. Meşrutiyet’in getirdiği karışıklık ortamında;
a) Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.
b) Avusturya Bosna-Hersek’i ilhak etti.
c) Yunanistan Girit adasını topraklarına kattı.
31 Mart Olayı (13 Nisan 1909):
Meşrutiyetin yeniden ilanından sonra çeşitli gruplar arasında çekişmeler ve tartışmalar başlamıştı. Meşrutiyete karşı olanlar avcı taburları ile birleşerek İstanbul’da büyük bir isyan başlattı. Selanik’ten gelen Hareket Ordusu bu isyanı bastırdı. Tarihimize 31 Mart vakası olarak geçen bu olaydan sonra İttihat ve Terakki Partisi daha da güçlendi ve bu olaydan dolayı sorumlu tutulan Sultan II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine V. Mehmed Reşad padişah oldu.
Fikir Akımları:
1. Osmanlıcılık:
Tanzimat Dönemi’nde (1839- 1876) kurulan Genç Osmanlılar Cemiyeti bu düşüncenin savunuculuğunu yaptı. Bu akımın çıkış nedeni, Osmanlı devletinde çıkan milliyetçi isyanlardır.
Bu fikrin amacı, Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan bütün milletleri adalet, eşitlik ve hürriyet ölçüleri içinde bir arada tutmak ve Osmanlılık duygusu ile Osmanlı toplumunu oluşturmaktı.
Temsilcileri Ziya Paşa, Mithat Paşa, Namık Kemal’dir. Bu akımının etkisiyle meşrutiyet ilan edilmiştir. Balkan milletlerinin Osmanlıdan ayrılmasıyla geçerliliğin kaybetmiştir.
2. İslamcılık:
Bu akımın çıkış nedeni, Balkanlardaki Panslavizm politikasını etkisizi hale getirmek, Müslümanların devlete bağlılığını sağlamaktır.
Amacı, imparatorluğun parçalanması tehlikesine karşı Müslüman toplumları halifelik makamının bütünleştirici etkisi altında bir çatı altında toplamaktı.
Temsilcileri Mehmet Akif, Said Halim Paşa, Ahmet Hamdi Akseki’dir. I. Dünya Savaşı’nda Arapların İngilizlerle hareket etmeleri üzerine geçerliliğini kaybetmiştir.
67
4. Türkçülük:
Çıkış nedeni, İttihat ve Terakki döneminde imparatorluk içinde yaşayan Türkleri dil ve kültür birliği etrafında birleştirme isteğidir.
Bu akımın amacı, Türkleri milli bir duygu ile birleştirerek Osmanlı bayrağı altında kuvvetli bir unsur olarak yeniden dünya devletleri arasına sokmaktı.
Temsilcileri Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Ömer Seyfettin’dir. Balkan Savaşları sonunda güçlenen bu akım Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır.
3. Batıcılık:
Bu akımın çıkış nedeni, Batının her alanda Osmanlı Devletinin önüne geçmesi, devlet ve toplumun Batının değerlerini benimsemesiyle güçlenebileceği düşüncesiydi.
Amacı, Türk toplumuna batıda gelişen düşünce yönetim biçimi ve yaşam tarzını getirerek ülkenin gelişmesini ve kalkınmasını sağlamaktı.
Akımın temsilcileri Tevfik Fikret, Celal Nuri’dir. Batının sadece bilim ve tekniğinin alınması gerektiğini savunan anlayış yeni Türk devletinin kuruluşunda etkili olmuştur.
5. Âdem-i Merkeziyetçilik:
Prens Sabahattin tarafından savunulmuştur. Bu akım ile liberal bir ekonomi modeli önerilmiştir.
Merkezi hükümetin yetkilerinin azaltılması ve imparatorluk içindeki çeşitli unsurların yönetime katılmasının artırılması amaçlanmıştır.
V. MEHMET REŞAD DÖNEMİ (1909–1918)
Trablusgarp Savaşı (1911):
1900’lerde Osmanlının elinde Kuzey Afrika’da sadece Trablusgarp toprağı kalmıştı. Savaşın Sebepleri:
a) Sömürgeci İtalya’nın Trablusgarp’ı sömürgeleştirmek istemesi,
b) Trablusgarp’ın İtalya’ya yakınlığı,
c) Trablusgarp’ın hammadde kaynaklarının zengin olması,
d) Avrupalı devletlerin İtalya’yı desteklemesi,
e) Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ı savunacak gücünün olmaması,
Sebepleriyle İtalya buraya asker çıkardı. Osmanlı Devleti Mısır’ın İngilizlerin elinde olmasından dolayı karadan yardım gönderemedi.
Gizlice gönderilen bazı subaylar gönderildi (Mustafa Kemal ve Enver Bey) halkı örgütleyerek İtalyanları kıyıdan içerilere sokmadı. Derne, Tobruk ve Bingazi’de İtalyanlar yenildi. İtalyanlar Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için On İki Ada’yı işgal ettiler. Bu sırada Balkan Savaşı çıktığı için İtalyanlarla Osmanlı Devleti arasında Uşi Antlaşması imzaladı.
Uşi Antlaşması (18 Ekim 1912):
1) Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya bırakıldı.
2) On İki Ada geçici olarak İtalyanlara bırakıldı.
3) Trablusgarp dini bakımdan halifeye bağlı kalacak.
4) İtalyanlar vakıfların idaresine karışmayacaklardı.
5) İtalya, Trablusgarp ve Bingazi’nin Düyun-ı Umumiye’ye ödemesi gereken borçlarını ödeyecekti.
6) Bölgede görev yapacak kadılar şeyhülislam tarafından seçilecek ve maaşlarını İtalya ödeyecekti.
Savaşın Sonuçları:
a) Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’daki son toprağını kaybetti.
b) On İki Ada’yı ele geçiren İtalya, Ege Denizi’nde etkin bir güç haline geldi (İtalya On İki Ada’yı II. Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanistan’a vermiştir).
c) Osmanlı Devleti Trablusgarp ile dini yönden bağlantısını devam ettirdi.
d) Osmanlının güçsüzlüğü iyice anlaşıldı. Bu durum Balkan savaşlarına ortam hazırladı.
Balkan Savaşları:
I. Balkan Savaşı (1912–1913):
Balkan devletleri (Karadağ, Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan); milliyetçilik akımının etkisi, Rusya’nın kışkırtması ve Osmanlı Devletinin Balkanlarda kalan topraklarını ele geçirmek amacıyla Osmanlı devletine savaş açtılar. Osmanlı Devleti savaşta bütün cephelerde yenildi ve Çatalca’ya kadar çekilmek zorunda kaldı.
Yenilginin Sebepleri:
a) Büyük devletlerinin Balkan devletlerini desteklemesi,
b) Ordunun siyasete bulaşması sebebiyle disiplinin bozulması,
c) Savaştan önce Osmanlının 65.000 askeri terhis etmesi,
d) Ulaşım ve ikmal imkânlarının elverişsiz elindeki erzakın yetersiz olması,
e) Osmanlı Devletinin birçok cephede birden savaşmak zorunda kalması,
Londra Antlaşması (30 Mayıs 10913):
I. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti Balkan Devletleriyle Londra Antlaşması’nı imzaladı ve Midye, Enez’e kadar tüm yerleri kaybetti. Bu antlaşmaya göre;
1) Edirne, Kırklareli, Kavala, Dedeağaç ve Trakya’nın tamamı Bulgaristan’a verilecek ve Osmanlı Devleti’nin batı sınırı Midye-Enez Hattı olacak,
2) Yunanistan Selanik, Güney Makedonya ve Girit’i alacak,
3) Sırbistan Orta ve Güney Makedonya’yı alacaktı,
4) Arnavutluk ve Ege adalarının geleceği büyük devletlerin kararına bırakılacak,
I. Balkan Savaşının Sonuçları:
a) Savaş sonucunda Osmanlı Devleti Edirne ve Kırklareli dâhil tüm Balkan topraklarını kaybetti, Midye-Enez çizgisinin doğusuna çekildi.
b) Osmanlı Devleti Ege Denizi’ndeki üstünlüğünü kaybetti.
c) Arnavutluk bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı Devleti’nden ayrıldı.
d) Bulgaristan Trakya’nın büyük bir bölümünü ele geçirdi ve Ege Denizi’ne ulaştı.
e) Osmanlı Devleti’nin batıda sadece Bulgaristan ile sınırı kaldı. Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda kaybettiği topraklardan yüz binlerce Türk göçmen Anadolu’ya göç etti.
f) Ordunun siyasete bulaşmasının doğru olmadığı ortaya çıktı.
g) Osmanlıcılık fikri önemini kaybederek milliyetçilik fikri önem kazandı.
h) Bab-ı Ali Baskını ile İttihat ve Terakki yönetime geldi.
II. Balkan Savaşı (29 Haziran 1913):
68
I. Balkan Savaşı sonucunda Bulgaristan’ın diğer devletlerden daha fazla toprak alması sebebiyle diğer devletler Bulgaristan’a savaş açtılar. II. Balkan Savaşına Romanya da katıldı. Osmanlı Devleti bu durumdan faydalanarak Edirne’yi geri aldı. Bulgaristan bütün cephelerde yenilerek barış istedi.
Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913) (Bulgaristan ile Diğer Balkan Devletleri):
1) Silistre, Tutrakan ve Güney Dobruca Romanya’ya bırakıldı.
2) Epir, Selanik, Kavala, Drama ve Güney Makedonya’nın önemli bir bölümü Yunanistan’a verildi.
3) Plava ve Cakova Karadağ’a verildi.
4) Manastır, Priştine, Üsküp ve İstip Sırbistan’a verildi.
5) Makedonya’nın küçük bir bölümü ve Dedeağaç Bulgaristan’a bırakıldı.
Bu antlaşmadan sonra da Bulgaristan Dedeağaç üzerinden Ege Denizi ile bağlantısını devam ettirdi.
İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913) (Osmanlı Devleti ile Bulgaristan):
1) Meriç nehri iki ülke arasında sınır kabul edildi.
2) Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlılara bırakıldı.
3) Kavala ve Dedeağaç Bulgaristan’a bırakıldı.
4) Bulgaristan’da kalan Türkler isterlerse dört yıl içinde göç edebileceklerdi.
5) Bulgaristan’daki Türkler, Bulgarlar ile eşit haklara sahip olacaklardı.
6) Türklere; mülkiyet hakkı verilecek, ilk ve ortaokullarda eğitim dili Türkçe olacak, din ve mezhep hürriyeti sağlanacaktı.
Atina Antlaşması (14 Kasım 1913) (Osmanlı-Yunan):
1) Osmanlı Devleti, Yanya, Selanik ve Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul etti.
2) Yunanistan’da kalan Türklerin hakları belirlendi.
3) Ege adalarının geleceği büyük devletlerinin hakemliğine bırakıldı.
Büyük devletler, Ege adalarıyla ilgili görüşlerini 14 Şubat 1914’te Osmanlı Devleti’ne bir nota ile bildirdiler.
Bu karara göre;
1) Meis adası hariç On İki Ada İtalya’ya,
2) İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada hariç bütün Ege adaları Yunanistan’a bırakıldı.
Sonuç olarak; Meis, Kaş, İmroz ve Bozcaada Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. Yunanistan Anadolu sahillerine yakın Ege adalarını silahlandırmamayı kabul etti.
İstanbul Antlaşması (13 Mart 1914) (Osmanlı-Sırp):
Bu antlaşmayla Sırbistan’da kalan Türklerin hakları ve taşınmaz malları belirlendi.
Balkan Savaşlarının Genel Sonuçları:
1) Osmanlı Devleti Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk ve Ege adalarını kaybetti.
2) Balkanlarda Türk azınlığı ortaya çıktı.
3) Balkanlardan Anadolu’ya göçler oldu.
4) İttihat ve Terakki orduyu gençleştirecek düzenlemeler yaptı. Almanya’dan subaylar getirildi, yeni silahlar satın alındı.
5) Balkan bunalımı Birinci Dünya savaşının yakın
nedenlerinden biri oldu.
Birinci Dünya Savaşı (1914–1918):
Savaşın Nedenleri:
a) Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik akımı,
b) Sanayi inkılâbıyla ortaya çıkan sömürge rekabeti,
c) Fransa’nın Almanya’ya kaptırdığı Alsas-Loren kömür havzasını geri almak istemesi,
d) Balkanlarda, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya arasındaki hâkimiyet mücadelesi,
e) İngiltere’nin sömürgelerini korumak ve rakip Almanya’yı saf dışı bırakmak istemesi,
f) Sömürgecilikte geç kalan İtalya’nın Akdeniz’de hâkim olmak istemesi,
g) Silahlanma yarışı ve bloklaşmalar,
h) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdının Saray Bosna’da bir Sırplı tarafından öldürülmesi,
İttifak ve İtilaf Gruplarının Oluşması:
a) İttifak Devletleri (1883): Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya(Savaşta taraf değiştirmiştir), Bulgaristan ve Osmanlı Devleti
b) İtilaf Devletleri (1907): İngiltere, Fransa, Rusya, Sırbistan, Japonya, İtalya, ABD, Romanya, Yunanistan.
Savaşın Başlaması ve Gelişmesi:
Avusturya-Macaristan veliahdı Ferdinand, Saraybosna’da bir Sırplı öğrenci tarafından vurulunca, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Sırbistan’a savaş açtı (28 Haziran 1914).
Bu gelişme üzerine Rusya Sırbistan’ı, Fransa da Rusya’yı destekledi. Almanya, Fransa ve Rusya’ya karşı savaş ilan etti. Böylece savaş Avrupa’ya birden yayıldı.
Almanlar savaşta önce Fransa’yı saf dışı bırakmak için yaptıkları Marn savaşlarını kaybedince müttefik arayışına girdiler. Almanya ayrıca Rusya’ya saldırdı ve başarılar kazanmaya başladı.
Diğer taraftan Japonya uzak doğudaki Alman sömürgelerini ele geçirdi. Böylece savaş bütün dünyaya yayıldı.
Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesi:
Osmanlı Devleti savaş başlayınca tarafsızlığını ilan etti. Osmanlı devlet adamları İtilaf devletleri ile ittifak yapmak için girişimde bulundu ise de İngiliz ve Fransızlar bunu kabul etmedi.
Osmanlı Devleti kapitülasyonların kaldırılmasını, Rodos ve On İki ada ile Mısır sorununun çözümlenmesini istemiş, bunları İtilaf devletleri kabul etmediği gibi, İngiltere parası ödenen iki gemiyi de göndermemişti.
Bu durum karşısında Osmanlı Almanya’ya daha fazla yanaşmaya başladı. Almanya’yla Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914’te bir antlaşma yaptılar.
Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni kendi yanında savaşa sokma sebepleri:
a) Yeni cepheler açarak savaş yükünü hafifletmek,
b) Halifenin dini gücünden faydalanarak, İngiltere ve Fransa sömürgeleriyle Rusya’da isyanlar çıkarmak,
c) Osmanlı Devleti’nin jeopolitik konumundan faydalanarak, boğazları ve İngiltere’nin Uzak Doğu’ya giden sömürge yollarını elde tutmak,
d) Berlin-Bağdat demiryolu hattını kurarak Musul ve Kerkük
69
petrollerinden faydalanmak
Osmanlı Devleti’nin savaşa girme sebepleri:
a) Devlet adamlarının savaşı Almanya’nın kazanacağına inanmaları,
b) Trablusgarp ve Balkan savaşlarında kaybettiği toprakları geri almak istemesi,
c) Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye borçlarından kurtulmak istemesi,
d) Osmanlı Devletinin siyasi yalnızlıktan kurtulmak istemesi,
e) İttihatçıların Turancılık politikasını gerçekleştirmek istemeleri
Birinci Dünya savaşının başlamasından bir süre sonra Akdeniz’de bulunan iki Alman savaş gemisi, Goben ve Breslav; İngiliz donanmasından kaçarak Osmanlı devletine sığındı (11 Ağustos 1914). Osmanlı Devleti gemileri satın aldığını açıkladı. Gemilerin isimleri Yavuz, Midilli olarak değiştirildi. Bir süre sonra Amiral Suchon komutasındaki bu gemiler Karadeniz’e açılarak Rus limanlarını bombalayınca Rusya Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Böylece Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girmiş oldu.
Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesiyle;
a) Yeni cepheler açıldı ve savaş alanı genişledi,
b) Almanya kısmen rahatladı,
c) İngiltere Kıbrıs’ı topraklarına kattığını açıkladı,
d) Osmanlı Devleti kapitülasyonları kaldırdığını ilan etti,
e) Osmanlı toprakları İtilaf devletleri arasında yapılan gizli antlaşmalarla paylaşıldı.
Osmanlı Devleti’nin Savaştığı Cepheler:
a) Kafkas (Taarruz),
b) Çanakkale (Savunma),
c) Irak (Savunma),
d) Kanal (Taarruz),
e) Filistin (Savunma) ve Suriye (Savunma),
f) Hicaz-Yemen (Savunma),
g) Galiçya, Romanya ve Makedonya (Müttefiklere yardım amacıyla),
Kafkasya Cephesi:
1 Kasım 1914’de Rusların saldırısı başarıyla durdurulduktan sonra Enver Paşa’nın emrindeki Türk ordusu karşı harekât başlattı.
Türk taarruzunun amaçları:
a) İran ve Afganistan üzerinden Türkmenistan’a varmak ve Türkleri birleştirmek,
b) Bakü petrollerini ele geçirmek,
22 Aralık 1914’de başlayan Sarıkamış Harekâtı başarısızlıkla sonuçlandı. Ağır kış şartlarından dolayı Türk ordusundan sadece soğuktan dolayı 30 bin kişi öldü. Karşı saldırıya geçen Ruslar, 1916 yılı başlarında Erzurum, Muş, Bitlis, Trabzon ve Erzincan’ı ele geçirdiler. Ruslar daha sonra Doğu Karadeniz sahillerine de hâkim oldular. Ermeniler, Ruslarla birlik olup Türklere saldırması üzerine 1915 yılında göç ettirildiler.
Osmanlı Devleti’nin Kafkas cephesinde başarısız olmasında ulaşımın yetersizliği ve kış şartlarının dikkate alınmaması etkili oldu.
Çanakkale cephesinden sonra doğu cephesine tayin olan Mustafa Kemal Paşa Muş ve Bitlis’i Ruslardan geri aldı. Rusya, Ekim 1917’de ihtilal çıkınca, 3 Mart 1918’deki Brest-Litowsk antlaşmasıyla savaştan çekildi. Kars, Ardahan ve Batum da dâhil olmak üzere işgal ettiği yerleri geri verdi.
Doğudaki Osmanlı birlikleri Rusların Kafkaslarda boşalttığı yerleri doldurarak Bakü’ye kadar ilerledi. Kısa bir süre sonra Osmanlı Devleti savaşı kaybedince ele geçirdiği yerleri boşaltmak zorunda kaldı.
Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni Sorunu:
Ruslar Kafkas cephesinde ilerlemeye başlayınca Ermenilere isyan fırsatı doğdu. Ermeni çeteleri isyan ettiler (17 Ağustos 1914). İsyana Maraş’taki Ermeniler de katıldı. Bu isyanlarda Ermeniler bölgedeki Müslüman halka katliamlar yapmaya başladılar. Ermenilerin isyan ve katliamları, Ruslarla savaşı güçleştiriyor, can mal kaybına sebep oluyordu.
Ermenilerin yaptığı katliamların artması üzerine, Osmanlı Dâhiliye Nezareti 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, belgelerine komite ele başılarının tutuklanmasına dair bir genelge yayınladı. Bu genelgeye uygun olarak Hınçak ve Taşnak komitelerinin elebaşılarındn 2345 kişiyi tutuklamıştır. Ermenilerin her yıl soykırım günü olarak andıkları 24 Nisan Günü meselesi genelgenin yayınlandığı tarihe işaret eder.
Alınan bu önlemler sonuç vermeyince 27 Mayıs 1915 tarihinde Tehcir Kanunu çıkarıldı. 1912 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Osmanlı topraklarında 1.300.000 Ermeni yaşamaktaydı. Bu kanunla bölgedeki Ermenilerin sadece isyan hareketlerine karışanlar savaş bölgesinden alınıp göç ve yerleşime tabi tutulmuşlardır.
702.900 Ermeni Musul Vilayeti, Zor Sancağı(Fırat boyunda, merkezi Deyr kasabası olan sancak), Urfa’nın şehir hariç, güneyindeki kesimler, Halep vilayetinin doğu ve güney doğu kesimleri, Suriye vilayetinin doğusunda hükümetçe tayin edilecek yerlere göç ettirilerek yerleştirilmiştir.
Osmanlı Dâhiliye Nezareti yayınladığı yönetmeliklerle göçün nasıl yapılacağını en ince ayrıntılarına kadar planlamıştır.
Doğu Anadolu’dan Suriye’ye göç sırasında Ermenilerin bir kısmı tabiat şartları ve asayişsizlikten dolayı hayatlarını kaybettiler.
Bu durum çıkarı olan bazı devletlerin ve Ermenilerin Türkleri soykırım ile suçlamasına sebep olmuştur. Ancak savaş şartları içinde bulunan Osmanlı Devleti’nin durumu iyi incelenip değerlendirilirse; tehcirin bir soykırım olmadığı, Devletin ve bölgedeki Müslüman halkın can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik bir tedbir olduğu anlaşılır.
Rus belgelerine göre Ermeniler doğu Anadolu’da 600.000 Türkü katlettiler ve 500.000 kişiyi de göçe zorladılar.
Kanal Cephesi:
Sebepleri:
a) İngiltere’nin elindeki Süveyş Kanalı’nı ele geçirip sömürgeleri ile bağlantısını kesmek,
b) İngiltere’nin 1882’de işgal ettiği Mısır’ı geri almak,
Almanya’nın isteği ile açılan bu cephede Cemal Paşa’nın
70
idaresindeki Osmanlı birlikleri Süveyş Kanalı’na iki kez taarruz yaptığı halde başarılı olamayıp yenilmiştir (1915). Osmanlı ordusu önce Sina’ya, daha sonra Filistin’e geri çekilmek zorunda kaldı. İngilizlerle anlaşan Araplar da Türk askerlerine karşı savaştılar.
İngilizlerin asker ve silah yönünden üstün olması, Arapların İngilizlerle anlaşıp Osmanlılara karşı isyan etmesi ve Almanlardan gerekli yardımın sağlanamaması bu cephedeki yenilginin sebeplerindendir.
Çanakkale Cephesi:
Sebepleri:
a) İngiltere ve Fransa’nın boğazları ve İstanbul’u ele geçirerek Osmanlı devletini barışa zorlamak istemesi. Böylece Osmanlı Devleti’nin Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu üzerindeki baskısı kalkacaktı.
b) İtilaf devletlerinin Rusya’ya yardım ulaştırmak istemeleri.
c) İtilaf devletlerin Balkan devletlerini kendi yanlarında savaşa sokmak istemeleri
d) Balkanlarda yeni bir cephe açarak İttifak devletleri arasındaki bağlantıyı kesmek istemeleri
e) İngiltere’nin Süveyş Kanalı’na yapılacak harekâtı öğrenerek bu saldırıyı önlemek istemesi.
İtilaf devletleri donanması 19 Şubat 1915’den itibaren Çanakkale Boğazı’nı geçmek için boğazın iki yakasındaki Türk istihkâmlarını topa tutmaya başladı. 18 Mart 1915’de boğazdan geçme teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandı.
Karadaki Türk kuvvetlerini mağlup etmeden Boğazları geçemeyeceklerini anlayan İngilizler, 25 Nisan 1915’de Gelibolu yarımadasına asker çıkardılar. Bu bölgede 19. tümen komutanı olan Mustafa Kemal, Arıburnu ve Anafartalar’da, Seddülbahir- Morto limanlarının savunulmasında, Çimentepe’ye doğru ilerleyen düşman kuvvetlerinin püskürtülmesinde ve Conkbayırı’nda düşman kuvvetlerinin atılmasında önemli rol oynadı.
Çanakkale’nin karadan da geçilemeyeceğini anlayan İtilaf devletleri, Ocak 1916’da Gelibolu’yu boşaltıp çekildiler.
Irak Cephesi:
Sebepleri:
a) İngilizlerin Abadan petrollerini korumak istemeleri,
b) İngilizlerin daha kuzeye çıkarak Ruslarla birleşmek ve Türk kuvvetlerinin İran üzerinden Hindistan’ı tehdit etmek istemesini önlemek istemeleri,
İngiltere Kasım 1914’de çıkarma yaptı. Irak’ta ilerlemeye başlayan İngiliz kuvvetleri Selmanıpak ve Kutül-Amare’de yenildiler ve General Townshend ile birlikte 13 bin İngiliz askeri esir edildi (29 Nisan 1916). Lakin bir müddet sonra İngilizler, Türk kuvvetlerini yenerek kuzeye doğru ilerledirler, 1917’de Kutül-Amare ve Bağdat’ı işgal ettiler. Irak cephesindeki mücadele İngilizlerin üstünlüğüyle sonuçlandı.
Filistin ve Suriye Cepheleri:
Kanal Harekâtı’nda başarılı olan İngilizler, 1916’dan itibaren kuzey yönünde ilerleyerek Kudüs’ü işgal edip ve Filistin’i ele geçirdiler. Araplar Müslüman olmalarına rağmen İngilizlerle işbirliği yaptılar.
Suriye cephesinde Yıldırım orduları grubu komutanı General Liman Von Sanders idi. Yıldırım ordularına bağlı 7. Ordu, Mustafa Kemal Paşa emrinde başarılı savunmalar yaptı. Bu mücadeleler sırasında Türk kuvvetleri Halep’e kadar çekildiler.
Yemen-Hicaz Cephesi:
Bu cephede, Türk kuvvetleri mukaddes yerleri korumak için Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar savaştı. Medine’yi Fahrettin Paşa savundu. Bu cephede Osmanlı birlikleri İngilizler ve Araplarla savaştı.
Makedonya, Romanya ve Galiçya Cepheleri:
Galiçya cephesinde; Osmanlı kuvvetleri, Karadeniz kıyılarına çıkarma yapıp ilerleyen Ruslara karşı Bulgar kuvvetleriyle birlikte başarılı savunma savaşları yaptılar.
Romanya cephesinde; Romanya’nın Avusturya’ya savaş açması üzerine, bölgedeki Bulgarları korumak için gönderilen Osmanlı kuvvetleri ve Almanlar; Dobruca, Bükreş ve Tuna’da savaştılar.
Makedonya cephesinde; Sırplar ve onları desteklemek amacıyla Selanik’e gelen Fransız kuvvetlerine karşı Serez’de Osmanlı ve Bulgar kuvvetleri birlikte savaştılar.
Osmanlı İmparatorluğu’nu Paylaşma Tasarıları:
Boğazlar Antlaşması (1915) (İngiltere, Fransa Rusya, İtalya):
Çanakkale cephesinin açılmasıyla birlikte İngiliz ve Fransız donanmaları boğazları tehdit etmeye başlayınca, Rusya bu devletlere bir nota vererek boğazların kendisine verilmesini istedi.
Bu antlaşma ile;
1) İngiltere ve Fransa; boğazlar ve çevresinin Rusya’ya vermeyi kabul ettiler.
2) Buna karşılık Rusya da diğer Osmanlı topraklarının İngiltere ve Fransa tarafından paylaşılmasını kabul etti.
Londra Antlaşması (26 Nisan 1915) (İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya):
1) Bu atlaşma ile On İki Ada, Antalya ve çevresi İtalya’ya bırakıldı.
2) Ayrıca Osmanlı devletinin Trablusgarp’taki hak ve ayrıcalıkları İtalya’ya geçti.
Böylece İtalya İtilaf devletlerinin yanında savaşa girdi.
Petrograd Protokolü (Mart 1916) (İngiltere, Fransa ve Rusya):
1) İngiltere ve Fransa bu protokolle, boğazlara ek olarak Trabzon’a kadar doğu Karadeniz kıyıları ile Erzurum, Van ve Bitlis’i Rusya’ya bıraktılar.
2) Rusya da taslağı yapılan ve daha sonra imzalanacak olan Sykes-Picot Antlaşması’nı kabul etti.
Sykes-Picot Antlaşması (23 Ekim 1916) (İngiltere ve Fransa):
Osmanlı Devleti’nin topraklarının İngiltere ve Fransa arasında paylaşıldığı bir antlaşmadır. Antlaşmaya göre Filistin’de uluslararası bir yönetimin kurulması ve Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde halifeliğin Araplarda olmasının kabul edilmesi Arapların İngilizlerle birlikte hareket etmelerine sebep oldu. Sykes-Picot Antlaşması şartlarını Rusya kabul etti. Ancak antlaşmadan sonradan haberdar olan İtalya tepki gösterdi.
1) Adana, Antakya bölgesi, Suriye kıyıları ve Lübnan Fransa’ya, Musul hariç Irak İngiltere’ye bırakıldı. İngiltere
71
ve Fransa bu bölgelerde istediği gibi bir yönetim kurabilecekti.
2) Suriye’nin diğer bölgeleriyle Musul ve Ürdün’de Büyük Arap Krallığı kurularak İngiltere ve Fransa’nın koruyuculuğu altında bulunacaktı.
3) Filistin’de diğer müttefikler ve Şerif Hüseyin tarafından kararlaştırılacak uluslar arası bir yönetim kurulacaktı.
Sen-Jan de Maurienne Antlaşması (19 Nisan 1917) (İngiltere Fransa ve İtalya):
1) İtalya, Sykes-Picot antlaşmasını kabul etti.
2) Antalya, Konya, Aydın ve İzmir İtalya’ya verildi.
3) İngiltere ve Fransa’nın İzmir’de, İtalya’nın ise Mersin, İskenderun, Hayfa ve Akka’da serbest limanlarının olması kabul edildi.
4) Antlaşmanın kesinleşmesi Rusya’nın onaylaması şartına bırakıldı.
Bu antlaşmayı Rusya onaylamadığı için İngiltere ve Fransa bu antlaşmayı yürürlüğe koymadılar. Böylece İtalya ile iki devlet arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.
Mac-Mahoon Antlaşması (Mac Mahoon- Şerif Hüseyin):
Bu antlaşmaya göre İngiltere’nin Mısır valisi Mac Mahoon Arapların Osmanlı idaresine karşı isyan etmeleri halinde Arap bağımsızlığını tanımayı kabul etti.
Bu gizli antlaşmalar, savaştan sonra Rusya’daki Bolşevikler tarafından dünya kamuoyuna duyuruldu. Bu antlaşmalara en büyük tepki Wilson ilkelerinin yayınlanmasıydı.
Tarafsız Devletlerin Savaşa Girmesi:
İtalya’nın Savaşa Girmesi (20 Mayıs 1915): Daha önceleri İttifak grubunda yer alan ve savaş başladığında tarafsızlığını ilan eden İtalya, Avusturya’yla sınır sorunları ve İtilaf devletlerinin Londra antlaşmasıyla Anadolu’dan İtalya’ya pay vermeleri sebebiyle taraf değiştirip İtilaf devletlerinin yanında savaşa girdi.
Bulgaristan’ın Savaşa Girmesi (12 Ekim 1915): Bulgaristan, Balkan savaşlarında Yunanistan, Romanya ve Sırbistan’a kaptırdığı toprakları geri almak istiyordu. Çanakkale savaşında Osmanlı devletinin başarılı olması üzerine, Bulgaristan İttifak devletleri yanında savaşa girdi.
Romanya’nın Savaşa Girmesi (28 Ağustos 1916): Romanya konumu itibariyle Rus-Avusturya cephesinin güney ucunda bulunduğu için askeri yönden büyük öneme sahipti. Her iki blok da Romanya’nın kendi yanında savaşa girmesini istiyordu. Romanya Avusturya-Macaristan’dan Transilvanya, Banat ve Bukovina’yı, Rusya’dan ise Besarabya’yı almak istiyordu. Bu isteklerini İtilaf devletleri kabul edince, Romanya İtilaf devletlerinin yanında savaşa girdi.
Yunanistan’ın Savaşa Girmesi (26 Ekim 1917): Yunanistan’da kral İttifak blokunun yanında, başbakan Venizelos ise İtilaf blokuyla birlikte savaşılmasını istiyordu. Bulgaristan’ın İttifak devletleriyle birlikte savaşa girmesi üzerine İngiltere ve Fransa Selanik’e asker çıkardılar. Bu duruma itiraz etmeyen Venizelos’u kral görevden alınca Venizelos Selanik’e giderek orada ayaklanma çıkarıp yeni bir hükümet kurdu. 1917 Haziranında Atina’ya giren İngiliz ve Fransız kuvvetleri Krala baskı yapıp tahttan çekilmesini sağladılar. Yeni kurulan Venizelos hükümeti İtilaf devletleri yanında savaşa girdi.
ABD’nin Savaşa Girmesi (2 Nisan 1917): Savaşta ABD, tarafsızlığını ilan etmekle birlikte İtilaf devletlerine yadımlarını sürdürdü. Alman denizaltıları ticaret gemilerini batırınca ABD İtilaf devletleri yanında savaşa katıldı ve savaşın kaderini değiştirdi.
1918 başlarında ABD askerlerinin Avrupa’ya gelerek İngiliz ve Fransız kuvvetlerini takviye etmeleri üzerine Almanların batı cephesi çöktü. Avusturya- Macaristan’da iç karışıklıklar başladı. Almanya’dan yardım alamayan ve teçhizat yönünden zayıf olan Osmanlı Devleti, Suriye ve Irak’ta zor duruma düştü. Bu gelişmeler İttifak devletlerinin savaştan çekilmesine yol açtı.
Müttefiklerin Yenilme Sebepleri:
a) Almanya’nın denizlere hâkim olmaması,
b) Avusturya-Macaristan içinde pek çok millet bulunması ve kapalı bir devlet durumunda olması,
c) Bulgaristan’ın sadece köprü durumunda olması,
d) Osmanlı Devleti’nin ise ekonomik yapısının zayıf olması,
VI. MEHMED VAHDEDDİN (1918–1922)
Padişah olduğunda I. Dünya Savaşı bitmek üzereydi. Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayarak savaştan çekildi. İtilaf devletleri ülkeyi işgal etmeye başlayınca padişah Vahdeddin, vatansever subayları Anadolu’ya mücadeleyi başlatmak için Anadolu’ya gönderdi. Mustafa Kemal Paşa da bu subaylardan biriydi. Bu dönemde Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) imzalandı.
Anadolu’daki milli mücadele başarıya ulaşınca Ankara Hükümeti 1 Kasım 1922’de çıkardığı bir kanunla saltanatı kaldırdı. Böylece 622 yıllık Osmanlı Devleti sona erdi.
TBMM’nin Osmanlı hanedan üyelerinin yurt dışına çıkması kararını alması üzerine 17 Kasım 1922’de Malaya adlı bir İngiliz zırhlısı ile ayrılarak önce Malta’ya sonra Hicaz’a gitti. Bir süre sonra da İtalya’nın San Remo şehrine giderek orada yerleşti.
Sultan Mehmed Vahdeddin, San Remo’da kalp yetmezliğinden dolayı 15 Mayıs 1926 günü 65 yaşında vefat etti. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Nami Bey, cenazesini Suriye’ye getirterek Sultan Selim Camii’nin bahçesine gömülmesini sağladı.
I. Dünya Savaşı’nı Sona Erdiren Ateşkes Antlaşmaları:
a) Almanya ile Rethondes, 11 Kasım 1918,
b) Osmanlı ile Mondros, 30 Ekim 1918,
c) Avusturya-Macaristan ile Villa Gusti, 3 Kasım 1918,
d) Bulgaristan ile Selanik, 29 Eylül 1918,
Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918):
Birinci Dünya Savaşı’ndan Sonra Osmanlı Devletinin Durumu:
Bulgaristan’ın 29 Eylül 1918’de savaştan çekilmesiyle Osmanlı Devleti’nin Almanya ile bağlantısı kesildi ve yardım alma imkânı kalmadı. Filistin ve Suriye cephelerinde İngiliz birlikleri sürekli ilerliyordu. Sadrazam Talat Paşa, istifa edince yerine İzzet paşa hükümeti kuruldu. Artık Osmanlı Devleti’nin mağlubiyeti kesinleşmişti. İttihatçılar, savaşın sorumluluğunun üzerlerine yükleneceğini ve Divan-ı Harp’te yargılanacaklarını bildikleri için gizlice ülkeden kaçtılar.
Yeni kurulan Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, İtilaf devletlerinden barış istedi. Devlet adamlarının çoğu Wilson İlkelerine
72
güveniyorlardı. Buna göre çoğunluğu Türk olan bölgelerin egemenliğini Türklere bırakılacağı kanısındaydılar.
Ateşkes görüşmeleri, Limni adasının Mondros limanında Agamemnon gemisinde yapıldı. Osmanlı Devleti adına bahriye nazırı Rauf Bey, dışişleri müsteşarı Reşat Hikmet ve askeri danışman Sadullah Bey ile İtilaf devletleri adına İngiltere’nin Akdeniz filosu komutanı Amiral Calthrope katıldı. Toplam 25 maddedir.
Antlaşmanın belli başlı hükümleri:
1) İstanbul ve Çanakkale boğazları İtilaf devletlerine bırakılacaktır.
2) İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri her hangi bir stratejik bölgeyi işgal edebileceklerdir (7. madde).
3) Vilayat-ı Sitte’de(Erzurum, Van, Diyarbakır, Elazığ, Sivas ve Bitlis) herhangi bir karışıklık çıktığında İtilaf devletleri bu illeri işgal edebileceklerdir (24. madde).
4) Bütün haberleşme istasyonları(telsiz, telgraf ve kablo) İtilaf devletlerinin denetimine bırakılacaktır.
5) Osmanlı ordusu terhis edilecektir.
6) Osmanlı savaş gemileri teslim olacak ve Osmanlı limanlarında gözetim altında bulundurulacaktır.
7) Trablusgarp ve Bingazi’deki Türk subayları İtalyan garnizonlarına, Hicaz, Suriye ve Irak’ta bulunan askeri birlikler İtilaf devletlerine teslim olacaktır.
8) İtilaf devletleri bütün cephane, top ve diğer silahlara el koyacaklardır.
9) Boğaz istihkâmları İtilaf devletlerine bırakılacaktır.
10) İtilaf devletleri bütün liman ve tersanelerden faydalanabileceklerdir.
11) Toros tünelleri, demiryolları ve deniz işletmeleri İtilaf devletlerine bırakılacaktır.
Osmanlı Devleti bu antlaşmayı imzalayarak kayıtsız, şartsız İtilaf devletlerine teslim olmuş ve fiilen sona ermiştir. İtilaf devletlerinin vereceği karara razı olmuş ve işgali kabullenmiştir.
I. Dünya Savaşı’nı Sona Erdiren Antlaşmalar:
Versailles Antlaşması (28 Haziran 1919):
Versay Antlaşması Almanya’nın kayıtsız şartsız teslim olmasına ve daha sonraki yıllarda II. Dünya Savaşı’nın tohumlarının atılmasına sebep oldu.
Bu antlaşmayla;
1) Almanya, Alsas-Loren’i Fransa’ya, topraklarının bir kısmını da Belçika’ya bıraktı
2) Bazı topraklarını, yeni kurulan Çekoslavakya, Polonya ve Litvanya’ya bıraktı
3) Sar havzası kömür madenlerini Fransa’ya verdi
4) Avusturya ile birleşmemeyi kabul etti
5) Sömürgeleri galip devletlerarasında paylaşıldı
6) Ordu ve donanması azaltılarak silah sanayi kurması yasaklandı. Ayrıca askeri ve ekonomik sınırlamalar getirildi
7) Savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
Saint Germain Antlaşması (10 Eylül 1919):
Bu antlaşma ile Avusturya, eski gücünü kaybetti. Topraklarının genişliği 576 bin kilometre kareden 84 bin kilometre kareye, nüfusu da 50 milyondan 7 milyona düştü.
1) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalanarak toprakları paylaşıldı
2) Avusturya ve Macaristan ayrı birer devlet haline geldi
3) Avusturya; Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın
bağımsızlığını tanıdı
4) Avusturya’da mecburi askerlik kaldırıldı
5) Avusturya, ağır ekonomik yükümlülükler altına girdi
6) Milletler Cemiyeti’nin onayı olmadan Almanya ile birleşmemeyi kabul etti.
Neuilly Antlaşması (27 Kasım 1919):
1) Bu antlaşmayla Bulgaristan; Güney Dobruca’yı Romanya’ya, Batı Trakya’yı Yunanistan’a, bazı topraklarını da Yugoslavya’ya bıraktı
2) Mecburi askerlik kaldırıldı. Ordusu 25 bin kişi olacak deniz ve hava kuvveti bulunmayacaktı
3) Balkan savaşları sonunda Bulgaristan Ege Denizi’ne ulaşmıştı. Ancak, Batı Trakya’yı Yunanistan’a bırakmakla Ege Denizi ile bağlantısı kesildi.
Trianon Antlaşması (4 Haziran 1920):
Bu antlaşmayla Macaristan da Avusturya gibi savaş suçlusu sayılıp arazi kaybına uğradı.
1) 3,5 milyon Macar, yabancı devletlerin boyunduruğu altına girdi
2) Topraklarının büyük bir kısmını Çekoslavakya, Yugoslavya ve Romanya’ya terk etti
3) Macaristan’da mecburi askerlik kaldırıldı
4) Macaristan, deniz ve hava kuvveti bulundurmamayı kabul etti
5) Macaristan ağır mali yükümlülükler altına girdi.
Birinci Dünya Savaşı’nın Genel Sonuçları:
1) Osmanlı, Almanya, Avusturya-Macaristan imparatorlukları ve Rus Çarlığı parçalandı.
2) Polonya, Çekoslavakya, Yugoslavya, Litvanya, Macaristan ve Türkiye gibi yeni devletler kuruldu.
3) Dünya barışını korumak amacıyla Cemiyet-i Akvam kuruldu. Sömürgeciliğin yerini mandacılık aldı.
4) Sınırların çizilmesinde milliyetçilik ilkesine dikkat edilmediği için azınlıklar sorunu çıktı.
5) Cumhuriyet rejimleri ağırlık kazandı. Bazı ülkelerde rejim değişiklikleri oldu. Almanya, Türkiye, Bulgaristan ve Avusturya’da cumhuriyet, Rusya’da ise sosyalist yönetimler kuruldu.
6) Savaş sonucunda meydana gelen değişiklikler, Orta Doğu ve Avrupa’da dengelerin bozulmasına ve otorite boşluğuna neden oldu.
7) İngiltere ve Fransa, en önemli rakipleri Almanya’yı saf dışı ettiler. Savaşta en karlı çıkan İngiltere olurken Almanya gücünü yitirdi.
8) ABD, bir süre Avrupa ve Orta Doğu politikasında etkili hale geldi.
9) Ümmetçilik anlayışı sona erdi, Araplar Osmanlı devletinden ayrıldı.
10) İlk kez kimyasal silahlar, denizaltılar ve tanklar bu savaşta kullanıldı. Kimyasal silahların kullanılması sivil savunma teşkilatının kurulmasına sebep oldu.
11) Savaş sonunda Almanya’ya çok ağır şartlarda antlaşma imzalatılması ve İtalya’ya savaş içinde vaat edilen toprakların verilmemesi İkinci Dünya Savaşı’na sebep oldu.
XIX. YY. ISLAHATLARI
Yüzyıl Islahatının Amaçları:
1) Merkezi otoriteyi güçlendirmek,
2) Toprak kayıplarını önlemek,
73
3) Azınlıkların imparatorluktan ayrılmalarını önleyerek ülke bütünlüğünü korumak,
4) Ekonomik sorunları çözmek,
5) Avrupalı devletlerin iç işlerine karışmalarını engellemek,
6) Devletin modernleşmesini ve demokratikleşmesini sağlamak
II. Mahmud Dönemi Islahatı:
a) Devlet Teşkilatında: Divan kaldırılarak nazırlıklar kuruldu. Sadrazamlık başvekâlete dönüştürüldü. Devlet memurlukları dâhiliye ve hariciye diye ikiye ayrıldı. Memurlara fes ve pantolon giymeleri zorunlu hale getirildi. Padişah portreleri devlet dairelerine asıldı. Memurların tayin, terfi ve görevden alınmaları esasa bağlandı. Memurlar maaşa bağlandı. Tımar sistemi kaldırıldı. Müsadere usulü kaldırıldı. Ayanlıklar kaldırılıp muhtarlıklar kuruldu. Büyük eyaletler illere ayrılıp merkezden gönderilen valiler atandı. Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı ve vergiye esas olmak üzere mülk sayımı yapıldı. Posta ve karantina teşkilatları kuruldu.
b) Eğitim ve Öğretim: İlköğretim zorunlu hale getirildi. Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Medreselerin yanında Batı tarzında okullar açıldı (kültür çatışması):
 Rüşdiyeler (yüksek öğretime öğrenci yetiştirmek),
 Mekteb-i ulum-ı Edebiye (Lise),
 Mekteb-i Maarif-i Adliye (Devlet memuru yetiştirmek),
 Mekteb-i Tıbbiye (Tıp Fakültesi),
 Mekteb-i Harbiye (Harp Okulu),
 Muzıka-yı Hümayun (Bando Okulu),
d) Askeri alanda; Sekban-ı Cedid ve Eşkinci ocakları kuruldu. Yeniçeri ocağı kaldırılarak Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu kuruldu.
e) Ekonomi alanında; Yerli malı kullanılması teşvik edildi. Ordunun elbise ve ayakkabı ihtiyacı için fabrikalar kuruldu. Yeli tüccarın yabancılarla rekabeti için gümrük kolaylığı sağlandı. Yol yapımına önem verildi.
Abdülmecid Dönemi Islahatı(1839–1861)
Tanzimat Fermanı (3 Kasım 1839):
Abdülmecit zamanında Gülhane’de Mustafa Reşit Paşa ilan etmiştir.
İlan Edilme Sebepleri:
a) Devleti çöküntüden kurtarmak için reform yapmak,
b) Mısır meselesinin çözülmesinde Fransa ve İngiltere’nin desteğini almak,
c) İmparatorluğun dağılmasını önlemek,
d) Müslüman ile gayrimüslimler arasında eşitliği sağlamak,
Fermanın Maddeleri:
1) Hıristiyan-Müslüman bütün vatandaşların eşitliği, can, mal ve namus güvenliği sağlanacak.
2) Kimse yargılanmadan cezalandırılamayacak, öldürülmeyecek, mahkemeler herkese açık olacak ve yasalar eşit olarak uygulanacak.
3) Vergiler herkesin kazancına göre ve belirli yöntemlere göre toplanacak.
4) Askere alma ve terhis işlemleri belirli esaslara göre yapılacak.
5) Herkes mal-mülk edinebilecek, dilerse bunları satabilecek ya da evladına miras olarak bırakabilecek.
6) Rüşvet ve iltimas kaldırılacak.
7) Müsadere usulü kaldırılacak.
Islahat Fermanı (1856):
İlan Edilme Sebepleri:
1) Kırım harbi sonunda imzalanacak Paris Antlaşmasında azınlıklarla ilgili bir madde konulmasını önlemek,
2) Azınlık isyanlarını önlemek,
3) Devleti çöküntüden kurtarmak,
4) Avrupa’nın azınlıklar yüzünden içişlerimize karışmasına engel olmak,
Fermanın Maddeleri:
1) Mahkemeler açık olarak yapılacak, herkes kendi dinine göre yemin edecek, yasalar eşit olarak uygulanacak, karakol ve hapishaneler ıslah edilecek.
2) Herkes şirket ve banka kurabilecek.
3) Gayrimüslimler de devlet memurluklarına, askeri hizmetlere ve okullara alınacak.
4) İşkence, dayak ve angarya kaldırılacak.
5) Vergilerin toplanmasında iltizam usulüne son verilecek.
6) Gayrimüslim halka din ve vicdan özgürlüğü sağlanacak; patrikhane, kilise, okul ve hastane gibi binalar tamir ve inşa dilecek.
7) Resmi yazışmalarda gayrimüslimleri tahkir eden ve aşağılayan söz ve deyimler kullanılmayacak.
8) Rüşvet ve iltimas kaldırılacak.
9) Gayrimüslimler belediye ve il genel meclislerine üye seçilebilecek, askerlik için nakdi bedel ödeyecek.
10) Yabancı uyruklular vergisini vermek şartıyla mal- mülk edinebilecek.
Sonucu: Islahat Fermanı Tanzimat Fermanının genişletilmiş şekliydi. Fakat Islahat Fermanı dış baskılar sonucunda ilan edildi. Müslümanların tepkisine sebep olmuştur.
Abdülaziz Dönemi Islahatı:
Eğitim Alanında:
1) Mekteb- i Mülkiye-i Tıbbiye
2) Eczacı Mektebi
3) Kaptan ve Çarkçı Mektebi
4) Darülmuallimat
Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nin kabul edilmesi: Nizamnameye Göre Öğretim Kademeleri:
a) Sıbyan(hazırlık),
b) Rüşdiye(ilkokul),
c) İdadi(ortaokul),
d) Sultani(lise),
e) Darülfünun(üniversite)
5) Bahriye Nezaretinin kurulması,
6) Modern donanma oluşturulması,
7) Deniz Ticaret Kanunu’nun çıkarılması,
8) Düstur’un (Kanun Dergisi) yayınlanmaya başlanması,
9) Mecelle’nin Hazırlanması
II. Abdülhamid Dönemi Islahatı:
1) Meşrutiyetin İlanı,
2) Bağdad ve Hicaz Demiryollarının yaptırılması,
3) Telgraf Hatlarının Kurulması,
74
4) Yeni Okulların açılması(Ziraat Mektebi, Baytar Mektebi)
5) Matbaa ve basılan kitap sayısının artması,
Meşrutiyetin İlanı:
Meşrutiyet; Hükümdarla yönetilen bir ülkede, hükümdarın başkanlığı altında meclis yönetimine dayan hükümet içimidir. Böylelikle halk padişahın yanında yönetime katılır. Meşrutiyetle idare edilen devletlerde genellikle anayasa hazırlanarak devlet idaresi anayasaya göre yürütülür.
Meşrutiyetin İlan Edilme Sebepleri:
a) Yeni Osmanlıların Fransız İhtilali’nin etkisiyle gelişen milliyetçilik, özgürlük, eşitlik, haklar, meşrutiyet gibi fikirlerden etkilenmeleri,
b) İstanbul Konferansı’nda Osmanlı Devleti aleyhine karar alınmasını önleme düşüncesi,
c) Azınlıkların da ülke yönetimine katılmalarını sağlayarak imparatorluğun dağılmasının önlenmek istenmesi,
Kanun-ı Esasi (1876):
Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. Mithat Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanmıştır.
Önemli Maddeleri:
1) Saltanat ve hilafet hakkı Osmanoğulları soyunun en büyük erkek evladına aittir.
2) Devletin din İslam’dır. Kanunlar dini hükümlere aykırı olamaz.
3) Yasama görevi Ayan Meclisi ve Mebusan Meclisi’ne verilmiştir.
4) Ayan Meclisi üyeleri padişah tarafından ölünceye kadar tayin edilebilecektir. Mebusan Meclisi üyeleri dört yılda bir yapılan seçimle her elli bin Osmanlı erkek vatandaşının seçeceği milletvekillerinden oluşur.
5) Yürütme yetkisi başında padişahın bulunduğu Heyet-i Vükela’ya verilmiştir.
6) Kanun teklifini sadece hükümet yapabilecektir.
7) Bakanlar Kurulu’nun başkan ve bakanlarını padişah seçer, tayin eder ve gerektiğinde azleder.
8) Mebusan Meclisi başkanı ve iki yardımcısı meclisin gösterdiği adaylar arasından padişah tarafından seçilir.
9) Meclisi açma ve kapatma yetkisi padişaha aittir.
10) Hükümet meclise karşı değil padişaha karşı sorumludur.
11) Anayasada kişi hürriyeti, öğretim ve öğrenim özgürlüğü, mülkiyet hakkı, din hürriyeti, basın hürriyeti, konut dokunulmazlığı, vergi eşitliği, kanuni eşitlik ve dilekçe hakkı gibi temel haklar yer almıştır.
12) Padişah devlet güvenliğini bozduğu gerekçesiyle polis araştırması yaptırabilecek ve suçlu görülen kişileri sürgüne gönderebilecektir.
Kanun-ı Esasi’nin Özellikleri:
a) Türk tarihinin ilk anayasasıdır.
b) Prusya ve Belçika anayasaları incelenerek hazırlanmıştır.
c) Padişahın meclisi kapatabilmesi, bakanların padişaha karşı sorumlu olması, padişahın izni olmayan konuların mecliste görüşülmemesi, ayan meclis üyelerini padişahın seçmesi demokrasi kavramlarıyla bağdaşmaz.
II. Meşrutiyet (1908):
Sebepleri; İttihad ve Terakki’nin çalışmaları, İttihatçı subayların Makedonya’da silahlı faaliyetlere girişmeleridir. II. Meşrutiyet döneminde siyasi partiler (İttihad ve Terakki, Ahrar, Hürriyet ve İtilaf fırkaları) kuruldu.
Kanun-ı Esasi’de Yapılan Önemli Değişiklikler:
1) Padişah, Mebusan Meclisi’nde anayasaya bağlılık yemini edecektir.
2) Padişah yalnızca bakanlar kurulunun başkanını seçmekle yükümlüdür.
3) Bakanlar Kurulu Mebusan Meclisi’ne karşı sorumludur.
4) Mebusan Meclisi başkanını kendi seçer.
5) Ekonomi, ticaret ve barış antlaşmaları Mebusan Meclisi’nin onayından sonra yürürlüğe girer.
6) Mebusan Meclisi ve Ayan Meclisi padişahın izni olmadan kanun teklifi hakkına sahiptir.
7) Padişah, veto ettiği bir kanun tasarısı mecliste aynen kabul edilirse bu tasarıyı onaylamak zorundadır.
8) Padişahın Meclisi feshetme yetkisi oldukça zorlaştırılmıştır.
9) Padişah mecliste anayasaya bağlılık yemini etme yükümlülüğü altına girmiş, ödenekleri kanuna bağlanmıştır.
Kanun-ı Esasi’de yapılan bu değişikliklerle;
a) Padişahlık makamı sembolik hale gelmiştir.
b) Padişahın yönetimdeki etkinliği azalırken halkın yönetime katılımı artmıştır.
c) Demokrasi ve millet egemenliği kavramları gelişmiştir.

---

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir